Kariyer Yolculuğunu Yöneticilikten Liderliğe Dönüştürmek İçin 9 Gelişim Noktası

Kariyer hayatını bir yolculuğa benzetirim. Hepimiz bir araba olsak, kendi arabamızla bu yolculuğu gerçekleştiririz. Bedeni bu arabanın fiziki bütününe, araçtaki yakıtı ruha, direksiyon, gaz pedalı ve freni de zihne benzetirim. Yolculuğa çıktığınızda şayet yeteri kadar yakıtınız yoksa aslında yolculuğun bir yerinde ve genelde de en kritik yerinde yolda kalırsınız. Direksiyon, gaz pedalı ve freni doğru zamanda doğru yerde kullanmazsanız, tatsız bir kaza ile karşılaşma olasılığınız yüksektir. Aracınızın fiziki bütünlüğü tam olmazsa, seyahatiniz güven ve konfor içinde olmayacaktır.

Aslında kariyer yolculuğunda başınıza her zaman her şey gelebilir. Yakıtınızın yeteceğini düşünürken öngörünüzde yanılıp yakıtsız kalabilirsiniz. Kimi zaman da algınız yanlış bir noktaya takılıp, doğru zamanda direksiyonu doğru yöne kırmanıza ve gaza veya frene basmanıza engel olabilir. Ya da aracın göstergesinden gelen kontrol mesajlarını kale almayıp arabanın bir yerde kalmasına neden olabilirsiniz.

Koçluk çalışmalarının kariyer anlamındaki boyutunda genellikle yapılan kazalardan bahsedilir. Ve kazaların büyük çoğunluğunda da aslında kazayı yapanın kendimiz değil kazaya maruz kalanın bir diğer anlamda masum olanın biz olduğunu iddia ederiz. Bu noktada en çok konuşulan kişiler kötü yöneticilerdir (hatta idareciler!).

Hepimiz hayatın bir döneminde memnun olmadığımız yöneticilerle çalışmak zorunda kaldık değil mi? Bu tür yöneticilerin özelliklerini ben dokuz başlık altında topluyorum.

  • Günü kurtarmak üzerine odaklıdırlar.
  • Sorumluluk almazlar.
  • Problem duymayı sevmezler ve bunu ekibine gayet net bir şekilde ifade ederler.
  • Öğrenmeye kapalıdırlar. Bunun üç sebebi vardır.
    • Eksikliklerinin fark edilmesini istemezler. Bu nedenle her şeyi bilir görünürler
    • Kendilerini üstün görürler.
    • Yeni bir şey öğrenmenin gerektirdiği çaba ve özveriye sahip değildirler.
  • Genelde çok yoğun görünürler ve ihtiyaç halinde ortada görünmezler
  • Egoları o kadar sağlıksızdır ki, her cümleleri “Ben…. şöyleyim, böyleyim.” diye devam eder.
  • Kendilerini sınırsızca, başkalarının düşünceleri yokmuş gibi, ifade ederler.
  • Her şeyin arkasından bir şey çıkartmak üzere sorgularlar.

Aslına bakarsanız, şayet bunları o kişilerde görüyorsanız, siz de farklı koşullarda (bu iş olmak zorunda değil) benzer hareketleri yapıyor olabilir misiniz? Nasıl mı?

  • Odanızı ya da masanızı sadece başkası için mi topluyorsunuz?
  • Bugüne kadar aldığınız kararların (sigarayı bırakma, kilo verme, daha pozitif olma,.. vb. gibi) yüzde kaçının sorumluluğunu aldınız ve yerine getirdiniz?
  • Aile ya da arkadaş grupları içi problemlerde ortamdan kaçtığınız ya da sessizliğe büründüğünüz olmaz mı hiç?
  • Yeni bir dil öğrenmek, yeni bir hobi edinmek, televizyon başında sızmaktan daha zor mu geliyor?
  • Sizden bir şey istendiğinde (Masayı kurar mısın? Kahvaltıyı hazırlar mısın? ..vb. gibi), çok işim var dediğiniz olmuyor mu?
  • Ben elimden gelen her şeyi yapıyorum ama o hep geride duruyor dediğiniz olmadı mı? (Aile içi, özel ya da iş ilişkilerinize bakın)
  • Aile ya da arkadaş iletişiminize ve oradaki isyanlarınıza bir bakın, kendinizi nasıl ifade etmişsiniz?
  • Başkalarının hataları/yanlışları üzerinden konuştuğunuz olmuyor mu? Hatta bunun dedikodusunu yapmıyor musunuz?

Yazımın buraya kadarı inanın beni de zorladı. Genelde umut, motivasyon aşılarken, buraya kadar ise hep olumsuzluklardan bahsettim. Aslında farkındalık yolculuğunda olan biri olarak bu yolculukta olumsuzlukların da yeri var. Önemli olan şayet hayatınızın bir alanında bunu yakaladıysanız bunu nasıl değiştirebileceğinize odaklanmanızdır.

Bu yazıyı okuyan siz yöneticilere, yönetici adaylarına, yönetici adaylığına niyeti olanlara ya da kendi hayatının lideri olmak isteyenlere dönersek, sizlere nasıl davranmanız konusunda birkaç önerim olacak. Bunları hayatınıza geçirmeniz, içinizdeki lideri çıkarma yolculuğunda, yolunuzu aydınlatan bir fener olsun…

  1. Günü Kurtarmaktan Ziyade Geleceği Oluşturmaya Odaklanın.
  2. Kapasitenizi Sorumluluk ve Risklerle Arttırın.
  3. Problem ya da Sorun Duyduğunuzda Bunun Size Bir Sıçrama Fırsatı Olabileceğini Hatırlayın.
  4. Her An ve Herkesten Bir Şey Öğrenmek Niyetinde Olun!
  5. Öğrendiğinizi Paylaşın. Başkalarını Geliştirirken Kendinizi de Geliştirin!
  6. Ulaşılabilir Olun! Herkese Ayırabileceğiniz En Az 10 Dakikanız Olsun!
  7. Egolarınızın Sağlıklı Hale Gelmesi İçin Destek Alın!
  8. Fikirlerinizi İfade Ederken, Diğerlerine Öncelik Verin Ve Gerçekten Merak Ve Öğrenme Aşkı İle Dinleyin. Sonra mutlaka kendi düşüncenizi de ifade edin.
  9. Yapılanları Sorgularken İyi Niyetinizi Ön Planda Tutun!

 

Şimdi arkanıza yaslanıp önce benzin deponuzun çıkacağınız yolculuğu kaldırıp kaldıramayacağını kontrol edin. Daha sonra aracı çalıştırarak, gaza hafifçe dokunup, direksiyonunuzu istediğiniz yöne çevirin. Çıktığınız yolculuklarda gaz gibi, frenin de kimi zaman gerekli ve önemli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Yolculuk içinde yakıt göstergesini belli periyotlarla kontrol edip, ihtiyacınızın olduğunu düşündüğünüz zaman benzin almayı ihmal etmeyin. Ve son olarak aracın fiziki bütünlüğünün bu yolculuğun en önemli parçalarından biri olduğunu da aklınızda tutunuz.

Bir Kızılderili hikayesi şöyledir:

“Beyaz adam ve Kızılderili yolda giderlerken bir süre sonra beyaz adam bakar ki, Kızılderili arkasında yoktur. Beyaz adam geri döner ve görür ki, Kızılderili atının üzerinde tütün içerek beklemektedir. Merak eder ve sorar, “Neden burada duruyorsun?”, Kızılderili cevap verir “Bedenim ruhumdan çok önde gitti ruhumu yakalamak için bekliyorum”.

Beden, ruh ve zihnin dengede olduğu günler dilerim..

Size iki davetim var.

  • “Kariyerinizde Kendinizi Nerede Konumlandırıyorsunuz?” 15 Ocak 2018 Ptesi saat 20:30’da yapacağım ÜCRETSİZ WEBINAR’a davetlimsiniz. Kayıt ve bilgi aşağıdaki linki kullanınız.

WEBINAR

 

  • Kariyerinizde Adım Adım İlerlemek ya da Sıçrama mı Yaşamak İstiyorsunuz? “Benim Hikayem” diyeceğiniz, Kariyer Farkındalık Programımın 3. Takımı, 5 Şubat Pazartesi saat 20:10’da açılıyor. Bilgi Almak İçin Kayıt Formu Aşağıdadır.

Benim Hikayem

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Yeni Yılda Dengeniz Sağlıklı, Alış-Verişiniz Kaliteli ve Anlamlı Olsun…

Günlerin haftaları, haftaların ayları kovaladığı bir yılı daha geride bıraktık.

Bir tohum düşünün, bu bir yıl içinde büyüyüp fidan oldu, ve sonra belki de ağaca dönüp meyve verdi. Bu tohum ne kadar çok su, mineral, güneş, yağmur ve kar ile beslendiyse o kadar sağlıklı oldu.

Ağaçlar köklerinden dallarına kadar her noktası uyum içindedir. Topraktan ve havadan ihtiyaç duyduklarını alır, doğaya ihtiyaç duyduklarını verir. Doğanın bütünlüğü içinde o sadece bir ağaçken, aynı zamanda doğanın da ta kendisidir.

İnsan da tıpkı bir ağaç gibidir. İhtiyaç duyduklarını alır, ihtiyaç duyduklarına verir. Doğanın dengesinde olduğu gibi insanlığın da bu alış-veriş dengesini oluşturması çok önemlidir.

 

2018 yılını karşılamaya hazırlanırken, siz bu sene hangi değerlerin hayatınızda yer almasını istiyorsunuz?

Sevgi, Tutku, Paylaşım, Özgürlük, Başarı, Tatmin, Barış, Huzur,….vb. gibi..

Peki hangi değerleri insanlıkla paylaşarak dengeyi oluşturmak istiyorsunuz?

Paylaşım, Güven, İnanç, Şefkat, …vb. gibi….

Dengenizin sağlıklı, alış-verişiniz kaliteli ve anlamlı olduğu bir yıl olsun.

Mutlu yıllar….

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF / Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

 

Affetmek – Hakkınızı Helal Etmek Size Hangi Kapıları Açar?

Kimlerde Hakkınız Olduğunuzu Düşünüyorsunuz?
Gece tam uyumadan önce yatağa uzandığınızda derin bir nefes aldıktan sonra “Seni Affediyorum ve Hakkımı Helal Ediyorum” sözünü yirmi bir defa tekrar edin. Her söylediğinizde ya da yirmi birinciyi tamamladığınızda, gözünüzün önünden kimlerin geçtiğine dikkat ettiniz mi? Nasıl hissetmeye başladınız?   Kızgın mı? Öfkeli mi? Kırılmış mı? Üzülmüş mü? Bedeninize odaklandığınızda, karnınız mı ağrıdı, başınız mı? Ya da mideniz mi bulandı?…

EGO denen BEN’in Yaptıkları?
Herkesin “EGO” denilen bir “BEN” hali vardır. Kimi zaman bu BEN öyle noktalara gelir ki, kendisini tatmin etmek üzere başkalarına da zarar verir. Yani kendi ihtiyaçlarını, isteklerini, arzularını, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde bir başkasının önünde tutar. Ama sonuçta kişi kendisini tatmin eder ve istediğini elde ederken (kimi zaman da elde edemezken), bir başkasını üzebilir, incitip kırabilir ve en kötüsü canını yakabilir.

Hakkımı Helal Ediyorum Dediğinizde
-Kalpten İstemiyor Olsanız da- Kimler Geçti Aklınızdan?
Eşiniz mi? Çocuğunuz mu? Anne –Babanız mı? Kardeşler mi ?
Akrabalar mı?

Hakkını Ediyor musun Ey Cemaatı Müslimin?
Müslümanlıkta cenaze namazları sonrasında “Helallik” istenir. Diğer bazı dinlerde ise isteyen cenazenin başına giderek ona dua eder ya da konuşur. Sizce “helallik istemenin” ya da “konuşup dua etmenin” nedeni nedir?

Bunu yapmak aslında ölen kişiye karşı bir sorumluluk, onun ölüm ve sonrası yolculuğunun tamamlanması olarak görülmektedir. Helallik gerçekten ölünün yolculuğu için mi yapılıyor?

Hakkımı Helal Ediyorum Dediğinizde
-Kalpten İstemiyor Olsanız da- Kimler Geçti Aklınızdan?
İş Arkadaşlarınız mı? Patronlarınız mı?
Öğretmenleriniz mi? Hocalarınız mı? Yaşadığınız İlişkiler mi?

Asaletin Eylemi Olarak Affetmek!
Aslında dünya üzerinde her birimiz diğer insanlarla bir şekilde bağlıyız. Bu bağlar ölüm ile de kopmuyor. Olumlu ve iyi duygular hayat yolculuğunda kişiyi desteklerken, tüm olumsuz duygular bir yük haline geliyor. Bu yüklerin koparılmasının tek bir yolu var ve bunu yapacak tek kişi yaşayan olarak sizsiniz. Özgürleşmek için bağışlayıcı olun. “Seni Affediyorum – Hakkımı Helal Ediyorum” diyebilmeyi hayatınıza geçirerek, ruhunuzu asil duygularla taçlandırabilirsiniz.

Hakkımı Helal Ediyorum Dediğinizde Aklınızdan Peki “KENDİNİZ” de Geçtiniz mi?
Geçmişte yaşadıklarınız ve yaptıklarınızdan mı pişmansınız? Eksiklikleriniz ve yetersizliklerinizden ötürü kendinize kızgın mısınız? Zamanı mı iyi kullanmadınız? Milton Erickson’un dediği gibi; “Her İnsan O Anda Var Olan En İyi Seçimi Yapar ve Her Davranışın Altında Pozitif Bir Niyet Vardır”. Yani geçmişe dönme şansınız olsa bile, o gün yine o bildikleriniz ile aynı şeyi yapacaksınız!

Hayatınızda yeni kapıların açılması için içtenlikle, “Başta Kendiniz Olmak Üzere Diğerlerini de Affetmeye ve Hakkınızı Helal Etmeye” Ne Dersiniz?

Sizi şaşırtacak sonuçları karşılaşmaya ve onları kucaklamaya hazır olun!

Not: Ben “Hakkımı Herkese Helal Ediyorum!”. Kimsenin yükünü almak istemiyorum! Herkes ile olan ve benim bu dünyaya vermem gerekeni vermemi engelleyen tüm bağları müsaadenizle koparıyorum. Kimse sizi hiçbir bir şeye zorlayamaz ama “Hakkınızı Helal Ederseniz, Siz de Kendinize Yeni Kapılar Açarsınız”.

 

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Designed by Freepik

 

Her Şeyi Yapabilecek Yeterlilikte Olduğunuzu İddia Ediyorum!

Hiç aranızda meyve veren bir ağacın meyvesini koparmayan oldu mu? Ya da dokunmasanız bile, meyve veren bir ağacın resmini görmeyeniniz var mı? Elma ağacı, armut ağacı, asma, muz, ananas, ..vs ne güzel ağaçlardır değil mi? İnsanlığın sağlıklı devamı için bizi varlıkları ile büyüten…

Tohumdan Meyve Veren Ağaca Giden Yolculuk

Tohumdan meyve veren ağaca giden yolculuğu izlemek isterseniz, şimdi derin bir nefes alın ve nefes verirken ayaklarınızı yere daha sağlam basın. Yeniden bir nefes alın ve nefesinizi verirken ayaklarınızın topraklandığını hissedin, gözünüzün önüne getirin.

Zamanın birinde bir adam insanlığı beslemek için önce toprağı güzelce havalandırdı. Oraya büyüteceği ağaçları düşünerek toprağı vitaminle besledi, mineralle doyurdu.  Daha sonra toprak tohumu karşılayacak duruma geldiğinde özenle seçtiği o tohumu toprağa kendi elleri ile ekti. Tohumun fidan haline dönüşmesi yolculuğunda her gün toprağı suladı. Yabani otların fidanını sarmasını engellemek için etrafını temiz tuttu. Doğa da bu tohumdan bereketini ve kudretini esirgemedi. İhtiyacı olan güneşin ışığını ve yağmuru bu tohumun gelişerek fidan ve ağaç olması için sınırsız bir şekilde sundu. Fidan büyürken toprak ana minerallerini kendi elleri ile onun köklerine taşıdı. Güneşin yakıcılığında susuz kaldığında yine toprak ana yeraltından aldığı suyu köklere ulaştırarak, fidanın susuzluğunu gidermesine ve onun ağaç olma yolculuğunda sağlıklı yol almasına yardımcı oldu. Gün geldi artık fidan güçlü bir ağaç oldu. Öyle ki kökleri ile ihtiyaç duyduğu mineralleri ve suyu kendisi çekiyordu. O kadar güçlendi ki, eskiden yağmur, kar gibi mevsim değişikliklerinde adam tarafından korunurken, artık buna ihtiyacı kalmamıştı. O kendi haşmeti ile kendisine yeter durumda idi. İlk meyvesini verdiğinde kendisi bile bu duruma önce şaşırmış, sonra da gurur duymuştu. Aslında içinde var olanı gün ışığına çıkarıyordu. Hatta o meyvelerin başka insanlara ulaşması ve insanların yaşamlarında beslenmek gibi önemli bir yeri doldurması da varlığını taçlandırıyordu.

İnsan da Tohum Gibidir

Kim bu meyve veren ağaç hiç düşündünüz mü?  Tam olarak sizsiniz! Aslında daha bir tohum halinde iken her şeye sahiptiniz. O adam sadece yolculuğunuzda sizin kendi kaynaklarınızı fark etmenize ve onları harekete geçirmenize yardım etti. Zamanı geldiğinde sizi kendi halinize bırakmayı bildi.

Bu hikayeyi sevgili koç arkadaşlarıma ithaf ediyorum. Zira yaptığımız “İnsanın Tohumdan Meyve Veren Ağaca Dönüşüm Yolculuğunda” onlara eşlik etmek. İnsan keşfedilmeyi bekleyen büyük bir potansiyel. Biz koçluk yaptığımız kişilere karşı nötr ve onların kaynaklarının bilincindeyiz. Onlara farkındalıklar deneyimlettirip harekete dönüşecek yolculuklarında yol arkadaşlığı yapıyoruz.

Yeni, Gelişen ve Değişen Bir Başlangıca Ne dersiniz?

Her şey içinizde. Onu görün! Onu duyun! Onu artık hissedin!

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Not: Bu yazının yazılmasında bana ilham olan sevgili koçluk alanıma teşekkür ederim.

<a href=’https://www.freepik.com/free-photo/powerful-man-celebrating-his-winning_1305181.htm’>Designed by Freepik</a>

Kendini Geliştiren Ve Bizden Biri Olan Mustafa Kemal Atatürk

Bugün yine bir 10 Kasım günündeyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu “Bizden Biri Mustafa Kemal Atatürk’ün” (*) madden ayrılışının, bunu takiben fikirlerinin daha da güçlü bir şekilde yayılışının 79. yıl dönümü… Kuantum mantığına göre düşünce ve özellikle düşüncelerdeki derin anlam her türlü fiziksel eyleme göre katlanarak hızlı bir şekilde dünyanın dört bir tarafına yayılıyor.

Anadolu topraklarının ilginç bir mayası vardır. Bu maya özünde kudretli insanları ve hikayelerini bizlere bağışlamıştır. Bu şansa sahip olduğumuz bir coğrafyada yaşadığımız için şükran duyuyorum.

Atatürk’ün sözlerinin derinliğine baktığınızda zamansızlık, mekansızlık, evrensellikle, bütünün faydasını göz önünde tuttuğunu görürsünüz.

“Beşeriyetin hepsini bir vücut ve milleti bunun bir uzvu addetmek icap eder.

Bu vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün aza müteessir olur.”

Norveç’çe de “Atatürk Gibi Düşünmek” diye bir deyim vardır. Bu deyim daha çok çözümü olmayan işlerde çözüm bulmak anlamında kullanılmakta. Atatürk’ün en değerli sözlerinden bir diğeri, aslında onun gibi düşünebilmemiz adına

 “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir.

Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız,

bu kâfidir”

sözüdür. Ve bu söz aşağıdaki söz ile tamamlanmaktadır:

“İki Mustafa Kemal vardır:

Biri ben, et ve kemik geçici Mustafa Kemal…

 

İkinci Mustafa Kemal,

onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir!

O, memleketin her köşesinde yeni fikir,

yeni yaşam ve büyük ülkü için uğraşan

aydın ve savaşçı bir topluluktur.

Ben, onların rüyasını temsil ediyorum.

Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir.

 O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz.

Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal O’dur!

 

Peki o yaşaması gereken Mustafa Kemal’e ulaşmak için Atatürk ne yaptı?

Kevin Hogan’ın “Hediye – Mutluluk, Başarı ve Sevginin Keşfi” adlı kitabında geçen bir bölümü sizinle paylaşmak istiyorum.

 

“-Fiji’de, özellikle burada, bilgi insanlarımızın en yüksek değeridir. Bize sizin zevk ve eğlence için bir kutunun önünde oturup onu izlediğiniz söylendi. Okulu bitirdikten sonra çok azınızın öğrenmeye ve kendini eğitmeye devam ettiği öğretildi. Bu doğru mu?

-Çok doğru, diye cevapladı John. Eğlence konusunda bazı iyi şeyler var, ama temelde haklı olduğunu düşünüyorum. Televizyon karşısında çok zaman harcıyoruz. Siz eğlenmek için ne yapıyorsunuz?

-Kitap okuruz, hikayeler anlatırız, yeni oyunlar yaratırız, yunuslarla yüzeriz, ağaçlara tırmanırız, kuşları dinleriz, yaşlandığımızda yeniden anlatılsın diye kendi öykülerimizi yazarız.”

 

Aslında bu topraklarda yazılan öykü çok. Herkes kendi öyküsünü de kendisi yazıyor.  

 

Kendini Geliştiren Atatürk 

Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşadığı zaman dilimine sığdırdığı resmi kayıtlı okuduğu kitap sayısı 3.937.

57 yıllık süre içinde sadece 7 yıl okumadığını varsaysak, yılda ortalama 80 kitap ayda ortalama 6-7 kitap okuduğunu söyleyebiliriz. İçinde bulunduğu koşullarında bile kendine ve gelişimine verdiği değer, onu evrensel boyutlara taşımaktadır.

Atatürk kimdir dendiğinde benim aklıma gelen şey; “Askeri ve Siyasi” özelliklerinden öte, düşünsel tarafıdır. Zira onu zamandan ve mekandan evrensel sonsuzluğa taşıyan düşünsel gelişimidir.

“Fikirler cebr-ü şiddetle(zorla), top ve tüfekle asla öldürülemez”

 

Zihinsel Bir Detoks Sizlere Neler Katabilir?

Zihninizi dinlendirdiğine inandığınız televizyon programları, sosyal medya uygulamaları ve diğer sizi uyutan/uyuşturan şeylerden kendinizi sadece her hafta 1 gün uzak tutmaya, kendinizi sadece okumaya vermeye ve bunun sizi götüreceği yeni dünyaya gitmeye ne dersiniz?

Ayda en az 5 kitap ve hatta farklı alanlarda kitaplar okursanız hayatınız neye dönüşür?

 

Sevgi, Saygı ve Minnet Duyguları İçinde Atam Ruhun Şad Olsun!

 

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

 (*) Cumhuriyetin on ikinci yıl dönümü için bir takım dövizler hazırlanmıştı. Onları o gece sofrada Atatürk’e tek tek gösterdiler. Bunlar arasında şöyleleri vardı;

Atatürk bizim en büyüğümdür,

Atatürk bu milletin en yücesidir,

Türk milleti asırlardır bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı.

Gazi, listeyi dikkatle gözden geçirdi. Onları tek tek sildi, hepsinin yerine şunu yazdı:

“Atatürk Bizden Biridir”

Atatürk’ten İnsanlığa Yol Gösteren Sözler / Selman Kılınç – Truva Yayınları

Benim Hikayem, Senin Hikayen, Onun Hikayesi: KARİYER YOLCULUĞUNDA FARKINDALIK

O bildiğiniz evrende, o bildiğiniz zaman diliminde, yine o bildiğiniz kişi olarak her zamanki gibi o bildiğiniz işime doğru gidiyorum. Günlerin ayları, ayların yılları hızlıca peşine taktığı o günlerde senenin sonuna doğru gelinirken, yeni yıla bir umut olmak üzere, derin düşüncelere daldım birden.

Gözümün önüne yıllar önce ilk girdiğim işletmem geldi. Nasıl da tatlı bir heyecan ile kapıdan girmiş, masama oturmuş ve iş yapmayı hevesle beklemiştim. İlk günlerin verdiği çömezlik ile üstüme almadığım, yapmadığım hamallık kalmadığı gibi, yapılan şakaların ya da arkamdan söylenen dedikoduların da sesi sol kulağımda hala çınlıyor. Bu ses beni bir anda aldı başka bir yolculuğa, bu sefer başka bir işletmede bir başka yeni çalışana yaptığım şakaya doğru götürdü. Ne kadar da eğlenmiştim o gün. Halbuki bugün baktığımda bu eğlence, o ilk iş yerinde yaşadıklarımın bir nevi intikamı idi. Oldukça saçma bir intikam. Zihin kameramdan yaptığım bu yolculuk, aslında kariyerimin yolculuğu idi, kimi zaman kariyerim etrafında dönen hayatımın diğer alanlarını da içine alan. Canlı renklerde ve gayet gözümün önünde oynayan kendi hikayemin görüntüsü, sesleri ve duygularıydı.

Tüm filmi ve filmin içindeki yerler, kahramanlar ve olayları izleyip bugüne döndüğümde şunu fark ettim. Her bir yerde farklı bir yaşam vardı, vardı da sahi “Kariyer” denen şey neydi, diye kendimi düşünmekten de alamadım.

Tertemiz bir A4 kağıdının ortasının en üst noktasına büyük harflerle “BENİM HİKAYEM” yazdım. Zira bu benim yolculuğum benim hikayemdi. Sonra da altına kariyer yolculuğumda önemli gördüğüm kelimeleri döktüm.

  • Yönetici Olmak
  • Para Kazanmak
  • Güçlü İnsanlarla Olmak
  • Etki Alanı Yaratmak
  • Sosyal Statü Elde Etmek
  • Beğenilmek
  • Örnek Gösterilmek
  • Güç Kazanmak
  • İstediklerime Rahat Ulaşmak
  • Huzurlu Olmak
  • Tatmin Olmak
  • Mutlu Olmak

Yıllar geçtikten sonra geldiğim bu noktada yukarıdakilerden hangilerini elde ettiğimi sorguladığımda gözlerimden kimi zaman tatmin ve mutluluk, kimi zamansa kırgınlıkların ve kızgınlıkların hayal kırıklıkları ile süslendiğini deneyimledim.

Sonra bazı inançlarımla karşılaştım; beni yolculuğumda yalnız bırakmayan:

  • Önceliğini her zaman işine vermelisin!
  • Birilerinin adamı olmadığın için çok çalışman gerek!
  • Her zaman canını sıkan insanlar etrafında olacaktır! Bu nedenle bulunduğun ortamda savaşacaksın!
  • Savaştıkça başaracaksın! Terfi, iyi ücret zammı, iyi prim alacaksın!
  • Savaş kimi zaman seni yorabilir!
  • Sağlığımı kaybetmemek elde değil!
  • İnsanlar da her zaman dürüst ve şeffaf değil!
  • Torpilin olmadan bir yere kadar!
  • Korkuyorum!
  • Ben bu işletmeye uygun bir adam değilim!

Buradan başka ne yapabilirim ki! Sesini çıkartmadan devam etmek en güzeli!

İnançların olumludan olumsuza gidişini gördüğümde, düşüncelerimin üzerinde oluşturduğu o güçlü BEN duygusunu zayıf bir BEN’e doğru ittiğini fark ettim.

Bir karar almanın zamanı artık gelmişti ve hatta geçmişti. Geçmişimde kendime yaptıklarımdan ötürü kendimi ve geçmişimde diğerlerinin bana yaptıklarından ötürü de diğerlerini affediyorum. Temiz ve yeni bir beyaz sayfa elime alıp, yeni bir keşfe çıkmanın zamanı geldi dedim. İlk satıra şunu yazdım;

 

“BENİM YENİ HİKAYEM”

…………………………………………………………………………

 

Yüklerinizden arınmaya, yolculuğunuza dışardan bir göz ile bakmaya ve/veya yeni bir yolculuğa cesaretiniz var mı?

 

Yolunuz ve yolculuğunuz keyifli, rahat ve huzur dolu geçsin.

Güzel bir hafta sonu dileklerimle.

 

Kariyer konusunda şu iki yazım Sene Sonu Görüşmenizde Yol Gösterici olabilir. Okumak İster misiniz?

“Yıl Sonu Görüşmesi”nin Başarısı için İlk 4 Altın Kural

“Yıl Sonu Görüşmesi”ni Rahatlıkla Başarmak için 4 Altın Kural

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Business image created by Freepik

 

“Yıl Sonu Görüşmesi”ni Rahatlıkla Başarmak için 4 Altın Kural

Geçen hafta yazdığım makalemde İş Hayatında Yıl Sonu Görüşmesi’nin başarısı için daha çok fiziksel konulara değinmiştik.

Görüşmede sizin kaliteniz, görüşme sürecini nasıl yönettiğiniz ile ölçülebilir. “İlişki Yönetimi ile Ben Farkındalığı”nızı sürece yansıtmak için aşağıdaki dört konuya dikkat etmeniz; sizi takım arkadaşlarınızın En Az 1 Adım Önüne geçirecektir.

 

1. OLUMLUYA ODAKLANIN! Her zaman kendiniz, içinde bulunduğunuz takım ve yöneticinizin olumlu özelliklerine odaklanın! Olumsuz durumlarla ilgili olarak konuşmak kaçınılmaz olduğunda kısa-öz ve objektif geri bildirimlerde bulunun.

 

2. MÜTEVAZİ OLMAYIN, NE İSENİZ TAM OLARAK O OLUN! Evet yanlış duymadınız. Ülkemizde mütevazi olmak yanlış anlaşılıyor. “Yaptığınız işi anlatmayın zaten görülüyordur” gibi bir yaklaşım var. İş bitiren biriyseniz, bunu doğru ifadelerle karşınızdakine anlatınız. Aksi halde Dunning Kruger Sendromu’na yakalananların kariyerde zirveye çıkmalarına şaşırmayın! (*)

 

3. NEZAKET VE SAYGIYI NE OLURSA OLSUN KORUYUN! Konuştuğunuz her cümleye dikkat edin! Zira konuştuğunuz her şey ve görüşme süresince göstereceğiniz davranışlar birçok kişi tarafından öğrenebilecek şeylerdir.

 

4.  PROFESYONEL OLUN: Görüşmelere profesyonelce hazırlanın! Gerekirse profesyonellerden destek alın!

Geçen haftaki makalemle beraber bu makale dikkat alındığında ve farkındalıkla uygulandığında “Yıl Sonu Görüşmesi” artık sizler için “Bir Sonraki Kariyer Adımınızın Hikayesi” olacaktır.

Sizlere Başarılı Ve Huzur Dolu Geçecek Bir “Yıl Sonu Görüşmesi” diliyorum.

 

 

(*) Kısaca Dunning Kruger (ya da Cahil Cesareti) Araştırması Sonuçları

  • Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
  • Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir. 
  • Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler
  • Nitelikleri, eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Business image created by Freepik

“Yıl Sonu Görüşmesi”nin Başarısı için İlk 4 Altın Kural

İş hayatının en zor günlerini yıl sonu değerlendirmelerinin yapıldığı şu günler oluşturmaktadır. Bu dönem aslında sizin bir yıllık süreç içerisinde yaptıklarınıza karşılık alacaklarınızdır; bir nevi hasat dönemi. Bunlar maaş artışı, prim gibi maddi değerler olduğu gibi gelecek kariyerinizde bir sonraki adım da olabilir.

 

 

Sene sonu değerlendirmelerinde genellikle çalışanlar sürece hazır gelmezler. Yöneticilerin onlarla ilgili geri beslemelerini dinler. Sonuçta görüşme gerginlik ya da küskünlük içinde geçer!

Sevgili çalışanlar bu yıl görüşmenizi aşağıdaki ilk dört altın kurala dikkat ederek kendi lehinize çevirebilirsiniz!

 

1. HEDEFLERİNİZİ KONTROL ALTINDA TUTUN! Size önerim, sene başı hedeflerinizi üçer aylık dilimler halinde takip etmenizdir. Bu sayede hedefi kontrol altında tutup onu aşma şansını da kendinize yaratabilirsiniz.

 

 

2. KİM OLDUĞUNUZU ÇOK İYİ BİLİN VE BİLDİĞİNİZİ GÖSTERİN! Görüşmeye giderken mutlaka kendi SWOT’unuzu (Güçlü –Gelişime Açık (*) – Fırsat – Tehdit) oluşturun. Mümkün olduğunca detaylı bir SWOT’unuz olsun.

Her bir SWOT elemanı içinse bir örneğiniz. En az 5 Güçlü, 3 Gelişime Açık, 3 Fırsat, 1 Tehdidinizi tanıyın. İhtiyacınıza göre bunları kullanmaktan çekinmeyin!

Özellikle güçlü yanlarınızı işinize ve içinde bulunduğunuz takıma nasıl yansıttığınızı anlatabilecek durumda olun!

 

 

3. KATMA DEĞERİNİZİ ORTAYA ÇIKARTIN! Yöneticilerin yazılı olan sene başı hedefleri dışında görüşmelerde atladığı çok önemli bir konu vardır. Bunlar yıl içinde gerçekleştirdiğiniz hedefler dışındaki farklı çalışmalardır. Bu nedenle yaptığınız önemli işleri listeleyin. Amacınız kurumunuza yaptığınız katkıyı net bir şekilde göstermektir.

Öncelikle MADDİ KATMA DEĞER varsa bunu gösterin. Aksi halde DİĞER KATMA DEĞERLİ İŞLERE odaklanın. Örneğin etkin işlemeyen bir süreci iyileştirmiş olabilirsiniz! Ya da bir başka çalışma arkadaşınızın probleminin çözümünde katalizör olarak bulunmuş olabilirsiniz. Bunları ifade etmekten çekinmeyin!

 

 

4. KARİYERİNİZİN KONTROLÜNÜN KENDİ ELİNİZDE OLDUĞUNU FARK ETTİRİN: Kendinize ait gelecek vizyonunuz olsun. Yani o gün itibari ile bir sonraki hatta iki sonraki pozisyonlarınızın hayali zihninizde net olsun. Tabii bunu nasıl gerçekleştireceğinizin adımları da.

Bu Arada Yıl Sonu Görüşmelerinde Bir Sonraki Pozisyonunuzu Mutlaka Yazılı Olarak Talep Edin! Bu yer içinde bulunduğunuz takımın sorumlusunun (yani yöneticinizin) yeri olsa bile! İnsan kaynakları yazılı olmayan hiç bir talebin farkında değildir!

 

 

Bunları Okuyarak Başarılı Bir Yıl Sonu Görüşmesi İçin

İlk Adımları Attınız!

Uyguladığınızda Sonuçlarını Da Göreceksiniz!

 

Diğer 4 Altın Kural, 14 Ekim Cumartesi saat 10:00’da günce adresimde…

www.kemalbasaranoglu.com 

Güzel bir pazar diliyorum.

 

(*) SWOT’ta W : Weakness zayıflık olarak geçer. Zayıflık olumsuz bir düşüncedir. Olumsuz bir düşünce üzerinden insanı geliştiremezsiniz. Ben bu nedenle Zayıflık yerine Gelişime Açık diyorum.

 

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Background image created by Luis_molinero – Freepik.com

Karambol Anlarda Nasıl Karar Alıyorsunuz? Anne Hindi Sendromu

Sizce, hayatında hiç kasım kasım kasılan hindi görmeyen ya da o çıkardığı “GULU GULU”ları duymamış olan biri var mıdır? Peki anne hindilerin en önemli özelliği nedir?

Anne hindinin sizleri şaşırtacak bu en önemli özelliğine girmeden önce insanların alışveriş yaparken gösterdiği akıl almaz davranışları hiç düşündünüz mü?

GULU GULU!

 

 “Ucuz Mal Alacak Kadar Zengin Değilim”. İngiliz Atasözü 

 

Siz de “Pahalı Mal İyidir” diyenlerden misiniz? Ya da sizin de etrafınızda pahalı malın büyüleyici atmosferini size anlatan insanlarla mısınız? Bu Aslında İnançtan Başka Bir Şey Değildir ve Her Zaman Da Geçerli Değildir!

 

Varsayalım ki artık “Hayatınızı Çok Kolaylaştıracak Bir Ürünü Yavaş Yavaş Düşünmeye Başladınız”! Ve hatta işi oldukça ciddiye aldınız ve o ürüne karşı bir kadına ya da erkeğe duyduğunuz tutkuyu duyuyorsunuz! Peki ürünü almaya giden keyifli bu yolculukta hangi sorulara cevap ararsınız?

  • Benim Tam Olarak Neye İhtiyacım Var?
  • Ne Kadarlık Bir Bütçeyi Buna Ayırabilirim?
  • O Ürün Olmadığında Hayatımda Ne Hissediyorum?
  • O Ürün Olmadığında O Ürünün İhtiyacını Hayatımda Nasıl Karşılıyorum?
  • Ürünün Hangi Markaları Mevcut?
  • Bu Markaların Sundukları Garanti Süresi Ne Kadardır?
  • Bu Markaların Verdiği Servis Hizmet Kalitesi Nasıldır?
  • Ürün Memnuniyet Anketleri Sonuçları Nasıldır?
  • Ürün Bana Ne Kadara Mal Olacaktır?

Bu arada gerçekten ürünü büyük bir aşkla istiyorsanız, gözünüz hiçbir şey görmez! Yukarıdaki soruları düşünmeden

“Gider Direk Alırsınız”.

 

Anne hindilerin şaşırtan özelliğine gelince; anne hindiler birçok anne gibi yavrularına karşı çok sevecen, dikkatli ve aşırı korumacıdırlar. Zamanlarının büyük bir çoğunluğunu yavrularının aç kalmamasına, temiz olmalarına, üşümeyerek büyümeleri için onları sarıp sarmalayarak geçirirler. Hindilerin annelik iç güdüleri araştırıldığında, yavrunun anne için değerini sizce neler oluşturur?

Belki de bir anne-bebek ilişkisini gözünüzün önüne getirdiniz. Ve cevabınız, yavru hindinin görüntüsü, yaydığı koku ve annenin ona dokunduğundaki hissettiği duygu dediğinizi duyuyorum.

 

Y-A-N-I-L-D-I-N-I-Z!

 

Annenin en önemli arayışı bir kuple “GULU GULU”dur. “GULU GULU” sesi çıkarmak annelik iç güdüsünün en önemli kısmını oluşturur.

Varsayalım ki hindi yavrularının arasına doldurulmuş bir kokarca koydunuz ve kokarcanın içine de bir mp3 çalar. Mp3 çalardan hindi sesi geldiği durumda anne hindi diğer yavrularına gösterdiği ilgiyi kokarcaya da gösterecektir. Ne zaman ki ses kesildi, o zaman hazin bir son kokarcayı bekliyordur.

 

 

İnsanlar da Tıpkı Hindilerde Olduğu Gibi

“GULU GULU”

İç Güdülere Sahiptir.

 

Her durumun bir “GULU GULU”su olduğunu ve buna göre davranışlarda bulunduğunuzu hayal edin. Hayat aslında ne kadar otomatik ve rahat olur değil mi? Peki ya yanlış “GULU GULU” devreye girerse başınıza gelenleri düşünmek ister misiniz?

 

Tam Olarak Alınacak Şey ile İlgili Fikriniz Yoksa, En Pahalıyı Seçersiniz! Neden Mi?

“GULU GULU”

 

 

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com