Yazgıların engellenemez yönlendiriciliği…


Ben umutsuzluğu
ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü
yazgılarına karşı savaşmalarını istiyorum. Albert Camus

Bu haftaki konumu
“YAZGI” olarak belirledim. Öncelikle Türk Dil Kurumu’nun bu kelimeyi nasıl
tanımladığına bakalım:  isim, din b. (***) Tanrı’nın
uygun görmesi, Tanrı’nın isteği, kader, ezelî takdir, yazı, alın yazısı, hayat,
mukadderat, takdiriilahi

Alın yazısı mı?
Yoksa alın yazısını kabullenme mi?
……………..

Yazgılarımızın nasıl
oluştuğunu bir düşünün? Aslında yaşam planlarımızı çocukluktan itibaren
kendimiz oluşturmaktayız. Çocukken verdiğimiz kararları düşünün. Bu
kararlarımız genelde ebeveyn tarafından alkış alma amaçlı yapılan ve bunun
sonucunda ebeveynler tarafından pekiştirilen kararlardı. Onlar “baba – anne”
dedi diye; siz “baba-anne” dediniz daha o bebeklik günlerinizde. Onlardı size
okumanızı, adam olmanızı söyleyen; sizde okudunuz onlar için. Yani onların
hayallerini yaşadınız/yaşıyorsunuz.
Tabiî ki bunun aksi
bir durumda söz konusu olabilir:  Yani ebeveynlere inat, ters yönde
aldığınız davranışlarınızda olmuş olabilir (çocuğun varlığını ispatlaması
şeklinde). Bunun sonuçları kendinize farklı yollar seçmenize neden
oldu; belki şimdi bu yolda ilerliyorsunuzdur.

Genel olarak tüm
yaşamımıza baktığımızda kararlarımız şu durumda ortaya çıkmaktadır.
·       
Güçsüz olma
·       
Stresle baş etmede yetersizlik
·       
Olgunlaşmamış düşünceler
·       
Bilgi Eksikliği
·       
Seçeneklerin olmayışı

Aslında yukarıda
sayılan durumların hepsini, zaman içinde çevremizden gelen gizli mesajlar
şeklinde alıyoruz. Nasıl mı? Aşağıdaki cümleleri düşünün. Size tanıdık
geliyorlar mı?
·  Ahmet’in oğlu öyle bir çocuk ki; x Üniversitesini
bitirdi, sonra Amerika’ya gitti ve MBA yaptı. Yurda döndüğünde ise hemen x şirketi tarafından kapıldı. Bravo ona! Ya sen?
·  O kadar baskı altında çalıştı bana mısın demedi. Sen
ise….?
· Söylediklerinde bir gün diğerini tutmuyor! Artık senden
düşüncelerinde kararlı olmanı istiyorum.
·  Konuyu araştırdığını söylüyorsun ama yine görüyorum ki
yetersizsin.
·  Yok. 🙁 Artık kendimi bulunduğum yere çakılmış olarak
hissediyorum.
·       
…..

İşte hayatta bu
ve bunun gibi cümlelerin altında, sizlere geçilen gizli bir mesaj vardır. Bu
mesajlar sizleri yönlendiren; içinizdeki kaynakları kurutan, kötü niyetli
cümlelerdir. Kendinize şu soruları sorarak sınırlarınızı genişletin.

  • Benim yaşamımı yönlendirmem için ne
    yapmam gerekli?
  • Hangi kaynaklarımı etkin kullanırsam,
    istediğim yaşama erişebilirim
    .


Kısa 2 hikaye;

  •       Edison’un ampulü 999 deneyden sonra
    bulduğunu biliyor musunuz? Düşünün bir kere, tam 999 deneme ve her denemede
    başarısızlık. Rivayete göre 1000. deneme bulunca, ben 999 deneme ile, bu işin nasıl
    olamayacağını ispatladım; demişti…
  • Peki, Hayatımızın vazgeçilmezlerinden olan
    post-it nasıl bulundu? Post-it’in çıkış noktasında aslında 3M firmasının çok
    güçlü bir yapıştırıcı arayışı olduğunu söylesem ne dersiniz? Tam bir
     hayal kırıklığı: hafifçe yapışan ve kolayca sökülen bir yapıştırıcı. Peki
    neydi bu yapıştırıcıyı günümüze taşıyan? mucidi tarafından bitip tükenmez bir
    sabır ile yeni kullanım alanını araştırması olabilir mi?


Son söz;
hayatımızın yönünü her zaman kendimiz belirleriz. Yeter ki isteyelim ve kendi iç
kaynaklarımız ile sonuna kadar savaşalım. Ben
bu nedenle yazgıyı: yıllarca alınan kararlar ve bunların tekrarlanması ile
kendi seçimimiz olan bir yaşam planına yönelme olarak tanımlıyorum.
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir