Dünyaya açılan pencerelerimiz…. Bireysel Farkındalık 2

Bugünkü yazımı tekrar “bireysel farkındalık” üzerine yazmak istedim.. 

Herhangi bir ortamda kendinizi tanıtmanız istenirse, ne söylerdiniz? 

Sizden kendinizi tanıtmanızı istiyorum. Yani şu an olduğunuz yerde… “Siz kimsiniz? diye soruyorum. Lütfen cevabınızı bir yere not edin… İstediğiniz kadar süreniz var; bitirdiğinizde tekrar yazıya dönersiniz…
………………………

“Nosce te ipsum”: Kendini  bil! – Apollo Mabedi Kapısı


Ne ararsan kendinde ara.. Yunus Emre

………………………

Az önce seçtiğiniz cümleler/kelimeler önemli: zira bunlar sizin kendiniz olarak tanımladığınız şeyleri ifade etmektedir. İletişimde alıcı ve verici arasındaki ilişkiyi geçen haftaki yazımda anlatmıştım.

http://kemalbasaranoglu.com/?p=101

Az önce basit gibi görünen sorunun cevabı, aslında karşınızdaki kişiye SİZ’i tanıtacak ve bu kişinin zihninde SİZ’i oluşturacak ilk kavramlardır.

Bu seçtiğiniz kelimelerde ne kadar açık ve dürüst davrandınız? 


Kendimizi tanımamız kendi kontrolümüz altındadır. Bir başka kişiye kendimizi aktarırken şayet açık davranmazsak, kapalı kalan alanlar, karşımızdaki kişi tarafından tahmin ve önyargılar ile doldurulur.

                   AÇIK OLMAMAK KARŞI TARAFIN HÜKÜMLERİNİ PEŞİNEN KABUL ETMEK DEMEKTİR.

Kişisel Görüş Penceresi (JOHARİ Penceresi) kendinizi tanımanız için sizlere yardımcı olabilecek önemli araçlardan biridir. 4 gözden oluşan bir penceredir.

Bu pencerenin
1. Sol üst köşesinde AÇIK ALAN yani hem kişinin hem de karşısındakinin bildiği (ör: kişinin adı)
2. Sol alt köşesinde GİZLİ ALAN yani kişinin bildiği ama karşısındakinin bilmediği (ör: ailevi sorunlar)
3. Sağ üst köşesinde KÖR ALAN yani kişinin bilmediği ama karşısındakinin bildiği bir (ör: kişinin kendine has kokusu)
4. Sağ alt köşesinde BİLİNMEYEN ALAN yani ne kişi tarafından ne de karşısındaki tarafından bilinen alandır.

Kişi şayet penceredeki alanlar arasında gezinmek isterse;
Örnek 1: Gizli alanını azaltmak isterse, bunun için karşısındakine karşı daha açık davranmalı
Örnek 2: Kör alanını azaltmak isterse, bunun için karşısındakinden geri bildirim istemelidir.

Kişinin kendini tanıması için bireysel farkındalığına varması gerekmektedir.
http://kemalbasaranoglu.com/?p=102

Bu bireysel farkındalığa erişirken, çevresinden aldığı geri bildirimler kişinin kör alanını azaltmasına ve kendisini daha rahat tanımasına yardımcı olur. Şayet kişi kendini tanırsa, başkaları tarafından nasıl algılandığını da bilebilir. 

Sonuç, başkalarının size karşı olan davranışlarının nedenlerini anlamanın yolu, kendinizi tanımaktan geçmektedir.

……………………… 
İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır. Yunus Emre
………………………

Şimdi duruma karşı taraftan bakalım. Unutmayın ki; her bir davranışın altında bir neden vardır. Karşınızdaki kişiyi yeterince tanıdığınızı düşünüyor ama herhangi bir olay karşısında yaptığı davranışa anlam veremiyorsanız; o kişinin gizli ya da bilinmeyen alanı ile karşılaşmış olabileceğinizi unutmayınız. 

Herhangi bir şekilde karşınızdaki kişiden size doğru, açıklık ya da geri bildirim gelirse, gelen bu bildirimlerin NEDENİNİ DEĞİL, NE OLDUĞUNU anlamak önemlidir. 

Merak ve sabırsızlık karşı tarafın size karşı gizli alanlarını korumasına, kendini savunmasına neden olur. Bu nedenle karşınızdakinin verdiği kadarı ile yetinmeyi biliniz. Karşılıklı oluşacak güven, bu kapalı kapıları sonuna kadar açacaktır..

Siz, kendi pencere gözlerinizin büyüklüğünü hiç ölçtünüz  mü?

KB
kemalbasaranoglu@gmail.com

Yazar: Kemal BASARANOGLU

İnsan potansiyelinin ötesine geçmek için araştırmalar, çalışmalar yapıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.