Ne istediğimi biliyorum: Günü 25 Saat Yaşamak

Bugünkü yazımı, KOÇLUK çalışmalarımda yaşadığım tecrübelerimin bir kesitini paylaşmaya ayırıyorum.

Daha önceki yazılarımda KOÇLUK yolculuğundan ve bu yolculuktaki genel prensiplerden bahsetmiştim.
http://kemalbasaranoglu.com/?p=113
http://kemalbasaranoglu.com/?p=106

KOÇLUK çalışmaları sırasında en önemli ilk tespitim, KOÇLUK’un ne olduğu henüz anlaşılmış (ya da biliniyor) değildir. Genellikle KOÇLUK için şu tanımlamalar yapılmıştır. KOÇLUK;
– Danışmanlık hizmetidir
– Karşındaki kişiden akıl almadır
– Yönlendirilmedir
– Tavsiye almaktır
– İçinin rahatlıkla döküldüğü bir terapi seansıdır
– Geçmişin sorgulanmasıdır
– Geçmişteki kötü anların tekrar yaşatılmasıdır
– … vs.

Tekrar belirtmek isterim ki; KOÇLUK kesinlikle ve kesinlikle yukarıda sayılanlardan hiçbiri değildir.

                                                                                             “ Shall we dance?” The King and I

KOÇLUK yolculuğu aslında KOÇ ile KOÇLUK ALAN arasında yapılan bir danstır. Bu dansın baş-rolünü KOÇLUK ALAN oynar; ve KOÇLUK ALAN tarafından yaratılan ritmik hareketler, KOÇ’un da gösterdiği  uyum ile muhteşem – büyüleyici  güzellikte  bir gösteriyi ortaya çıkarır. 


KOÇLUK dansı, iki bedenin, müziğin ve ritmin içinde tek bir beden haline dönüşmesidir. 


Her insan ayrı bir dünyadır. Çalışmalarımı farklı birkaç millet üzerinde gerçekleştirirken; en önemli tespitim herkesin bir takım ortak konularda KOÇLUK seansı yapmak istemesi oldu: ilişkiler (ailevi, özel, iş..vs) ve gelecek kaygısı.  


                                                                                              “Bizler zamanın ücretli köleleriyiz”

Aslında baktığımızda, hayatın koşuşturmacası ve telaşesi içerisinde öyle kaybolmuşuz ki; hiçbir şeyi düşünemez olmuşuz. Hatta kendimizi bile…

Sürekli bir şeye ya da bir yerlere yetişme telaşesi içindeyiz:
       – Erken kalkmalıyım, zira çocuk okula (ya da bakıcıya) bırakılması gerek
       – İşe erken gitmeliyim
       – Benden istenen işleri  akşama kadar bitirmem lazım
       – Gün içinde ödemeleri yapmam lazım
       – Aksam alışverişini de unutmamalıyım
       – Çocuğun da ödevleri  var, akşam ona da yardımcı olmam gerekiyor
       – Spor yapmalıyım aksi halde kilolarım hızlı bir şekilde artışını engelleyemeyeceğim
       – Kendime de zaman ayırmalıyım: Ebru(*) derslerimi aksatıyorum
       – ………

Yukarıdaki cümleler tanıdık geldi mi? Lütfen yukarıdaki listeye kendi eklemelerinizi de yapınız. Aslında hepimiz bu telaşenin farkındayız ama çözüm arayışı içine girmek istediğimizde, cümlemiz “AMA” ile başlayıp sonrasında da “ZAMANIM YOK; 24 SAAT BANA YETMİYOR” diye bitiriyoruz. Peki bu cevap gerçekten doğru mu? 

                            “Günü 25 saat yaşamasını bilmek lazım” Aydın Boysan (**)

Hiç bu yaptığınız işlerin aciliyet ve önem seviyesini düşündünüz mü? Bu açıdan bakarak bir de düşünürseniz, sizi yarın ayakta motive bir şekilde tutacak olan şey; Alışverişi sizin yapmanız mı? yoksa  Spor yapmanız ya da Ebru dersleriniz mi?

Gerçekten de, çalışmalarımdaki en önemli tespitlerimden biri koşuşturmaca içindeki kaybolmuşluğumuzda “NE İSTEDİĞİMİZİ BİLMEDİĞİMİZ” ve “BUNU DÜŞÜNMEK İÇİN ZAMANIMIZIN OLMADIĞIDIR”.

                                           Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, en çok, zamanın                  
                                           kısalığından şikayet ederler. La Bruyere 

Sonuç olarak seans sonunda kişilerin en büyük kazanımlarını: 
       – Neyi istediğini düşünmesi gerektiği (ve hatta seansta bulması)
       – Zamanı doğru bir şekilde kullanması için çalışması gerektiği
       – Kendisini hayata bağlayacak olan kişisel gelişime yatırım yapmasının kaçılnılmaz     
      olduğunu görmesi, oluşturmaktadır.

Çalışmalarımda seans sonu değerlendirmelerinde şu yorumlar yapılmıştır.
       – Soğuk bir duş sonrası rahatladım.
       – Arada sırada evin içini süpürmek gerekmiş
       – Sanki bir arabanın içinde bilinmez bir yöne giderken yolumu buldum
       – İstediğimi elde etmem için önümdeki tek engel benim
       – Şayet gerçekten istersem, başarırım
       – İçimdeki beni değişimden alı koyan ne varsa, hepsini tespit etmek istiyorum
       – Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum
       –       ….

Son söz: Bu yazıyı okuduktan sonra bırakın ekrana bakmayı ve düşünün; “Yarın SİZ’i ayakta tutacak olan şey nedir? Ve bunu gerçekleştirmek için zamanınız var mı?”


Kemal BAŞARANOĞLU
kemalbasaranoglu@gmail.com

Not: Yukarıda seanslardan yaptığım alıntıların hepsi KOÇLUK etik kuralları içerisinde kalınarak yazılmıştır. Bknz: KOÇLUKTA GİZLİLİK
http://kemalbasaranoglu.com/?p=106

(*)Ebru, kitreyle yoğunlaştırılmış su üstünde, özel hazırlamış boyalarla oluşturulan desenlerin kâğıt üzerine geçirilmesi yoluyla yapılan bir süsleme sanatıdır
(**) 1993 yılında şahsen tanışma şansına eriştiğim, Pertevniyal Lisesi Mezunu ağabeyim ile yaptığımız sohbette duyduğum ve bir daha unutamadığım cümle

Yazar: Kemal BASARANOGLU

İnsan potansiyelinin ötesine geçmek için araştırmalar, çalışmalar yapıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.