——————————————————————————————————–
Her değişimin bir maliyeti vardır? Siz bu maliyeti ödemeye hazır mısınız?
——————————————————————————————————–

Yazılarıma kaldığım yerden devam etmek istiyorum… Geçen hafta DEĞİŞİM ile noktalamıştık; bugün DEĞİŞİMİ yazalım o zaman… 
NEDEN DEĞİŞİM KAÇINILMAZDIR? (Milton Erickson 5 nolu prensip)

 “Dünle beraber gitti, cancağızım,
ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” 
Mevlana
Artık önümüze bakmamızın, yarınımızı oluşturmamızın  zamanı gelmedi mi?
Bugün kaç yaşındasınız? 20 mi? 30 mu? Yoksa 40’larınızda mısınız? Peki, şöyle bir düşünün, 1 yıl boyunca hiçbir şey yapmayadan yaşadığınızı, yani sadece temel ihtaçlarınız ile yaşadığınızı (yeme-içme, uyuma,..vs)… Tam 365 gün bir anda gelip ve geçsin…Yani 1 yıl. 
1 yaş büyüdünüz değil mi?
Hayır kendinizi kandırmayınız, 1 yaş büyümediniz, sadece 1 yaş yaşlandınız. 1 yılınızı çöpe attınız. Kendinize ve çevrenize yazık ettiniz… Gerçekten bir yaş büyümek isteseydiniz, kendinizi tanır, bir şeyler üretme isteğini barındırır ve kendinize gelişim alanları yaratırdınız. 
Varsayalım ki siz 1 yıl boyunca hiçbir şey yapmadan durdunuz… Yani 1 yaş yaşlandınız… Peki çevreniz de sizin gibi, durabildi mi? Tek ve en basit örnek; 1 yılda doğa tam olarak 4 mevsim yaşadı, yaşattı…Ama siz 4’ünü de kaçırdınız…
“Hep aynı şeyleri yapmaya devam ederek (az önceki durumda yatıp yaşlanarak), farklı sonuçlar elde edemezsiniz (hayatınızın kadınını bulmazsınız, milyarder olamazsınız(zira 10 gün önce üfürükten teyyare fikirli arkadaşınızın son teyyaresi korkunç bir şekilde satıyor, o zengin oldu siz hala yatmaya devam edin),…), bu kesin… 

Çevreniz sizin gibi yapmaz (çok basit bu yazıları okumaya başladığınız andan itibaren zaman aktı, birkaç dakika geçti bile.. Belki birkaç kişi, siz bu yazıyı okurken bitirdi ve bu yazı sonrasında kendi içine yöneldi.. ve…. keşfetti…)… Her şey değişimin peşinden koşarak gider…”

“Üç tür insan görmekteyiz:
Olayları gerçekleştirenler,
onları seyredenler ve
olan bitene hayret edenler”
B. Shaw

Dünya o kadar hızlı bir şekilde değişiyor ki; siz ne yaparsanız yapın bu değişimi engelleyemezsiniz.  2 örnek ile size durumu açıklayayım;

  1. Matbaadan önce yaklaşık olarak 10.000 kitap bulunuyorken; matbaadan(1450) 30 yıl sonra bu 1.000 katına ulaşarak, 10.000.000 kitap oldu..Bugünkü sayıyı siz tahmin edin.
  2. 1990’larda Internet kullanıcı sayısını hatırlıyor musunuz? 3 milyon civarında iken 10 yıl içinde bu rakam 3 milyarlara ulaştı. Peki bugünkü sayı tahminini de size bırakıyorum…
Bilgi hızla yayılıyor ve kitleler halinde bu bilginin arkasından gidiliyor.. Bu arada DEĞİŞİM tozu dumana katarak yol almaya devam ediyor….
Peki çevreniz değişirken siz neden değişmiyorsunuz? (Ya da gerçekten değişmediğinizi mi sanıyorsunuz… ) Şöyle bir düşünün, lise yıllarınızı, sonra üniversite, daha sonra iş hayatı, evlendiğiniz döneme de gitmeyi ihmal etmeyin ve hatta çocuklarınızın olduğu zamanı da hatırlayın…. Bu dönemleri gözden geçirirken, siz hala o ilk siz misiniz? Değişmediğinizi iddia edebilir misiniz?
 Değişirsiniz zira varlığınızı sürdürmek istersiniz…

Hayatta kalan…
türlerin ne en güçlüsüdür, ne de en zekisi;
Hayatta kalan kendini değişime en çok uydurabilendir!
Charles Darwin
Sizlerde hayatta kalmak istiyor musunuz? Varlığınızın onanmasını istiyor ve daha ilerisi için adımlar atmak istiyor musunuz? Hadi kendi iç dinamiklerinize, içinizdeki kaynaklarınızla beraber bir göz atın ve kendinize yüksek sesle;

  1. “NE İSTİYORUM” sorusunu sorun. Bunu bir yere not edin…
  2. “BUNU NEDEN İSTİYORUM” diye ikinci bir soru ile pekiştirin.. Bunu da bir yere not edin..
  3. “BUNA ERİŞTİĞİNİZDE NE YAPIYORUM? ÇEVREMDE NELER OLUYOR” diye üçüncü bir soruyu daha kendinize sorun..Bunu da bir yere not etmeyi unutmayın..
  4. “İSTEDİĞİME ERİŞMEMİN BENİM İÇİN NE ANLAMI VAR” diye son bir soru sorun..

Ne/Neler fark ediyorsunuz? 


Yukarıda kendiniz için sıraladığınız 4 soru sonucunda “İSTEDİĞİNİZE ULAŞMAK İÇİN DEĞİŞİM” gerekli mi?  Aşağıdaki nedenlerden hangisi sizi değişime itiyor;

  • Daha fazla maddi getiri (katlar, yatlar..vs)
  • Daha fazla manevi getiri  (saygınlık, tanınmışlık, kendini kabul ettirme duygusu (varlığın  onanması),…vs)

Ya da her ikisinin sentezi mi?
Maddi ve manevi getirileri arttırmak size kalmış.. Herkesin kendine has maddi ve manevi değerleri olduğunu düşündüğüm için, ben özellikle kısa geçtim..
Peki, SİZ DEĞİŞİMİ NE OLARAK GÖRÜYORSUNUZ? DEĞİŞİM sizin için sadece bir RİSK mi? Diğer bir ifade ile göze alınmaması gereken riskler mi? Hemen hafızanıza, duygusal beyninizden gelen fotoğraflara bakalım. Bir vakit;

  • Aile büyükleri demişti ki;”üniversite mezunu olursan, iyi gelirin olur”.. Ama hiçbir zaman onlara, medyada görünen ilkokul-ortaokul mezunlarının nasıl o büyük servetleri elde ettiklerini/yönettiklerini soramadınız. Ya da sorduğunuzda cevabını alamadınız..
  • Öğretmeniniz demişti ki; “çok sıkı çalışmazsan başarılı olamaz, iyi bir iş bulmazsın demişti”. Ama hiçbir zaman ona, yanınızdaki arkadaşınızın sizden daha az çalıştığını söyleyemediniz (öyle ya kendinizi kapasitesiz göstermekten utandınız, halbuki ya doğru şekilde doğru şeyleri çalışmıyorsanız?).. Ya da yanınızdaki arkadaşınızın kopya çektiğiniHatta ilerleyen süreçlerde göreceksiniz, bu arkadaşınız iş hayatında da başarının yollarını çalışmasa da bulacak (çevrenize bakın eminim bir çok örneği göreceksiniz)
  • …… vs..

Siz riskin ne olduğunu gerçekten biliyor musunuz?
Dünya da “RİSK” sadece Çinçe’de 2 hecelidir. Diğer dillerde tek heceli olan bu kelime; Çince de “FIRSAT” ve “TEHDİT” kelimelerinin bir araya gelmesi ile oluşmaktadır. 

Siz bu RİSKLİ değişimi FIRSAT’a çevirmeye hazır mısınız? 

Yoksa RİSKİN sizi TEHDİT etmesi, sizi değişime karşı korkutuyor mu?




Kemal BASARANOGLU
kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com

Not: Günümüz sosyal medya araçları içinde yer alıyorsanız, zaten değişimin içindesiniz… Bu değişim içinde nerede olduğunuzu hiç sorguladınız mı?

Kategoriler: Uncategorized

Kemal BASARANOGLU

İnsan potansiyelinin ötesine geçmek için araştırmalar, çalışmalar yapıyorum.

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.