Geçenlerde Facebook’ta “Kişisel Gelişim ve Olumlamalar” adlı sayfada yukarıdaki karikatürü gördüm…
 
 
Başarıya çıkan adımlar, başarı kelimesi ile çok güzel bir şekilde 8 adımda ifade edilmiş. Bu hafta buradan yola çıkarak sizlere öğrenmenin aşamalarından bahsetmek istiyorum.
 
Karikatüre baktığımızda ilk iki adım olan;
 
 
 
  • Deneyeceğim; der ve dener. Bunun sonucunda seçilen yolun ilk geri dönüşleri ile karşılaşır. Şayet bu geri dönüşler olumsuz ise, kişi bir alt aşama olan 4’e geri döner. Bu başarısızlık tehlikeli bir aşamadır. Zira kişi ikinci bir denemeye ancak isteğine olan kuvvetli bağlılık ile tekrar geri dönebilir. Ama seçilen yol denendi sonuçlar pozitif oldu ise, kişi bir üst seviye olan;
 
  • Başarabilirim, adımına geçer. Artık 3’üncü adımdaki inanç sistemi kişide oturmaya başlamıştır. Kişi bu aşamada olumsuz sonuçlar ile karşılaşsa bile 6 adımda elde edilen başarma duygusu onu tekrar tekrar deneme aşamasına yönlendirir, oluşturduğu inanç sisteminin gücüne paralel ya 7. adıma geçmeyi başarır ya da en başa geri döner.
 
5 ve 6. adımlar çok kritik adımlar olup, bireylerin bu adımlarda kontrol altında tutulması ve desteklenmesi gerekir.
 
  • 7. adım Başaracağım; bu adım artık oyunun son perdesine gelindiği aşamadır. Kişinin 6 adımda elde ettiği olumlu sonuçlar neticesindeki inancın davranış boyutuna yansıdığı ve ona 8. adımı, Başardım’ı vaad ettiği yerdir.
Her ne kadar süreç bu adımlarda sancısız gibi görünse de, 5-6. adımlarda olduğu gibi bu adımlarda da birey desteklenmelidir.
 
Aslında tüm bu anlatılanlar, güncenin başında da ifade ettiğim öğrenmenin dört aşamasına güzel bir örnektir. 4 aşama şu şekilde ifade edilebilir;
  1. Bilinçsiz  – Yetersiz Durumu: Bu neyi bilmediğinizi bilmediğiniz durumdur. Örnek: araba kullanmayı öğrenmek istediğiniz zamanı hatırlayın. Araba ile ilgili bilincimiz ve yeterliliğimiz yoktur. Arabayı tanımayız ve nasıl kullanıldığını bilemeyiz.
  2. Bilinçli – Yetersiz Durumu: Bu bilmediğinizi bildiğiniz durumdur. Yine aynı örnekten yola çıktığınızda, sürücü kursunda araba ilgili teorik dersler alarak bilinçli hale geliriz ve arabayı kullanmanın sanıldığı kadar kolay olmadığını anlarız ve hala arabayı kullanmak için yeterli değilizdir.
  3. Bilinçli-Yeterli Durumu: Bu bildiğinizi bildiğiniz durumdur. Kurstaki teorik ve pratik eğitimler sonucunda artık siz trafikte araba kullanıyorsunuzdur. Direksiyon, vites, pedallar ve aynaların kullanımı arasında uyumunuz vardır.
  4. Bilinçsiz- Yeterli Durumu: Bildiğinizi bilmediğiniz ya da becerilerinizin davranışlarınız haline geldiği durumdur. Artık trafikte arabayı kullanırken, vites geçirme ile pedalların uyumunu bilinçsiz bir şekilde, otomatik olarak yapıyorsunuzdur. Araç kullanırken, telefon görüşmesi yapıyorsunuz ya da bir şeyler atıştırabiliyorsunuzdur (her ne kadar doğru bir davranış olmasa da..). Yani arabayı otomatik pilota bağladığınız durumdur. Buradaki bilinçsizlik negatif değil, otomatik olunduğu anlamına gelen durumdur.
Hayatımıza baktığımızda ilk karikatüre geri dönersek, genelde ilk iki adımda yaşarız. Zira sistemin ve çevrenin bize dayatması genelde tedbirlilik ve bir şeye bulaşmama, olası sonuçlardan korkmak gerektiği duygusudur. Zira o daha önce biz ya da bize yakın kişiler tarafından yaşanmış ve acı sonuçları olan bir şeydir. 3. adıma geçen azınlık kesim, 5. adıma gelince başarısızlıktan ve bu başarısızlığın sonucunda çevreden geleceklerden korkar ve başa döner. Çok az kişi 5 adımın tadına bakmaya cesaret eder ve onun tadına da bir baktı mı, 6. adım bir anda önüne gelir, 7-8’e ulaşmak için elinden geleni yapmaktan çekinmez.. Yukarıda her ne kadar 6-8. adımlar  çok kolay geçiliyor gibi görünse de, bu aşamalarda yaşanılan zorlukları da aşmak için kişi kendi iç dinamiklerini ve inanç sistemini kullanır ve tüm bu süreçte profesyonel destek almaktan çekinmez.
 
 
 
Ey yolcu, sana bir daralma gelirse yararınadır, Kaygılanma !!
Sürekli yaz mevsimi olsaydı güneş bahçeyi yakıp kavururdu.
Hz. Mevlana
 
 
 
Hayatta her zaman iniş ve çıkış vardır. Hiç kimse bir yerlere hep yükselerek çıkmaz/çıkamaz… Sürekli olarak inişte yoktur, mutlaka dip vardır. Önemli olan, gece ve gündüz ile barış içine olmak, kışın kar yağdığında veya yazın kavurucu sıcağında kendini varlığını sürdürebilmektir.
 

Ey oğul!
unutma ki, yüksekte yer tutanlar,
aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Şeyh Edebali

 
 
 
Kemal BASARANOGLU
Kategoriler: Uncategorized

Kemal BASARANOGLU

İnsan potansiyelinin ötesine geçmek için araştırmalar, çalışmalar yapıyorum.

1 yorum

Yolunu Arayan Yolcu 1 – İstemek… – Kemal Başaranoğlu · Ağustos 19, 2017 6:23 am tarihinde

[…] yararınadır, daralma Sürekli yaz mevsimi olsaydı, güneş bahçeyi yakıp, kavururdu. Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi; “Hayatta her zaman iniş ve çıkış vardır. Hiç kimse bir yerlere hep yükselerek […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.