Bugün dünya üzerinde yaşayan herkes bir yolun yolcusu… Bir yerden bir yere gitmek üzere  çıkıyor bu yolcu yoluna.  
Aslında bu yolun yolcusu BENİM, bu yolun yolcusu SİZSİNİZ… 
Yolculuk ne kadar konforlu geçiyor bunu hiç düşündünüz mü? 
Herkese merhaba; önümüzdeki bir kaç yazımda sizlere yolunu arayan yolcudan bahsedeceğim… Çok mecazi olan bu girişi somuta çevirelim mi? 
Bugün evden dışarıya çıkmak için adım attığınızı, işinize ya da herhangi bir yere gittiğinizi düşünmenizi istiyorum sizlerden. Ayağınızın altında sizi rahatsız eden bir taş hissettiniz mi? Ya da aniden karşınıza bir araç çıktığında, yürümenizi durdurmadınız mı? Belki de o sokaktaki kör olası küçük çukur henüz kapatılmadı ve ayağınız yine oraya takıldı. Belki de aracınız/servis veya otobüs ile yola çıktınız bu sabah… Yolda hiç kasise denk gelmediniz mi? Ya da fren yapmak zorunda kalmadınız mı? “Ya da” ları çoğaltmayı size bırakıyorum…
İşte hayatta aslında böyle bir şey. Hiçbir zaman durağan olmayan, iniş ve çıkışları olan bir yer… Mevlana der ki;
Ey yolcu, Sana bir daralma gelirse yararınadır, daralma
Sürekli yaz mevsimi olsaydı, güneş bahçeyi yakıp, kavururdu.
“Hayatta her zaman iniş ve çıkış vardır. Hiç kimse bir yerlere hep yükselerek çıkmaz/çıkamaz… Sürekli olarak inişte yoktur, mutlaka dip vardır. Önemli olan, gece ve gündüz ile barış içine olmak, kışın kar yağdığında veya yazın kavurucu sıcağında kendini varlığını sürdürebilmektir”. 
“Yolunu Arayan Yolcu”  işte böyle bir yolun yolcusu.  Öncelikle “Ne istediğini bilmek isteyen” biri.
Aramızda kaçımız, 18 yaşında 25’leri için kurduğu hayallere, 25’li yıllarımızda ulaştı. Ya da 25 yaşında, 35-45’ler için kurulan hayallerden kaçına 35’li-45’li yıllarda ulaştık ya da ulaşabileceğiz… Süreci istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Şayet siz bunu başarabilenlerden olduysanız “tebrik ederim” … Şanslı bir azınlık içindesiniz.

Ama değilseniz, siz de;

“Hayatın koşuşturmaca ve telaşesine, kendinizi  o kadar çok kaptırmışsınızdır ki;  kendi hayatınızı yaşamayı unutmuş, başkalarının hayatını yaşar duruma gelmişsinizdir. Bazen sizi aile hayatı, bazen iş, bazen de sosyal hayat, ..vs yönetmektedir. Öyle ki kendi etrafında dönen, amaçsızca yaşayanlardan olmuşsunuz da, haberiniz yoktur.”
İş hayatından örneklersek; çalışma hayatının ilk yıllarında insanlar, önce ayakları yere basmak, bir yerlere ulaşmak ve kendilerini tatmin etmek için çalışırlar. Hedefte para kazanmak ve kariyerde bir adım ileri gitmek vardır. Bir süre sonra özendiği ve içinde olmak istediği yaşam şekli için savaşmaya başlar. Bu beraberinde maddi (harcamalar yüksekliği) ve manevi (ruhsal ve fiziksel yorgunluk gibi) sıkıntıları da beraberinde getirir. Kişiler artık işe gitmeyi, ayakları yere basma, bir yerlere ulaşma ve kariyer- tatmin olarak görmekten vazgeçerler. Bunun yerini, alınan yeni araba/evin,…vs taksitlerini ödemenin zorunluluğu almıştır. Öyle ki, artık işin ona ne verdiği ya da iş/pozisyon değiştirirse ne getireceği önemli değildir. Önemli olan tek şey vardır: O da ay sonu hesaba yatırılan ve onun karşılığında ödenmesi gerekenler. Kişi tüm bu süreçte, fiziksel ve zihinsel olarak yorgunluğa girer…sonra bir bakar ki, yılları peşinden sürüklemek yerine yıllar onu peşinden sürüklemektedir.
Aile hayatındaki en güzel örneği ise, toplumumuzda bugün 50’li yaşlarını yaşan kadınlarda (annelerimizde…) görmekteyiz. Bu kadın saçını süpürge yapıp hayatını eşine ve çocuklarına adamıştır. Kendini düşünmemiştir. Varsa yoksa çocuğudur, eşidir. Düşünün bir kere öncelikle kendinizi tatmin edemezseniz; bir başkasınız nasıl tatmin edersiniz? Mutlu musunuz sorunun tatsız cevabı da işte buradan gelir. Başkalarını yapay da olsa tatmin etmek, etmeye çalışmak, ama kendi isteklerini görmezden gelmek… 

Ne istediğinizi sorgulayın. KORKMAYIN. 
“Ne istediğinizin farkında olmak” sizi beynen ve zihnen rahatlamaya götürecektir. 
İstediğinize ne kadar tutku ile bağlı olduğunuzu YOKLAYIN.
Sizi bu yolda ayakta tutacak olan şey işte bu tutkudur… Şayet alışveriş merkezlerinde/pazarlarda gördüğünüz çocuklar gibi yaygara çıkarıp istediğinizi elde etmeye çalışıyorsanız, işte o zaman gerçekten istiyorsunuzdur.  Aksi halde size naçizane önerim ne istediğinizi tekrar gözden geçirmenizdir. 

…………………………. 
Kemal Başaranoğlu
kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com
Kategoriler: Uncategorized

Kemal BASARANOGLU

İnsan potansiyelinin ötesine geçmek için araştırmalar, çalışmalar yapıyorum.

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.