Şu an bu yazıyı okuyan SİZ;

  • Kimsiniz, söyler misiniz? Tek ya da 2-3 kelime ile ifade edin kim olduğunuzu…
  • Üzerinizde taşıdığınız kimliğinizi biliyor musunuz? 
  • Hangi kimliği taşıyorsunuz? Birden fazla kimliğiniz var mı? 
  • Esas kimliğinize odaklanın. Bu kimlik altında;
    • Olmazsa olmaz değerleriniz nelerdir?
    • Ne yapıyorsunuz?
    • Ne tür becerilere sahipsiniz?
    • Hayattan beklentileriniz nelerdir?
      • Bugüne kadar ne kadarına ulaştınız?
      • Bundan sonra ne kadarına ulaşabileceğinize inanıyorsunuz?
    • Sınırlarınız nelerdir?
    • İnançlarınız nelerdir?
    • ….

Sahi ne sormuştuk: SİZ KİMSİNİZ?
Yukarıdaki soruları daha önce kendinize sordunuz mu? 
Düşünmeye yönelten ve aynı zamanda karın ağrıtan açık uçlu soruların gücüne hep hayranlık duymuşumdur. Gerçekten de normalde siz kimsiniz denildiğinde, klasik; adını söyleyen, sonra genellikle kronolojik olarak geçmişinden bahseden insanlar ile karşılaşırız; ad soyad, doğum yeri,  aile bilgileri (anne babanın çalışma durumu, kardeşler hakkında bilgi), okunan okullar (eğitim durumu), iş tecrübeleri, hobiler, …vs diye devam eder değil mi? Peki aslında siz adınız soyadınız, doğduğunuz yerden, eğitiminizden, iş tecrübelerinizden ve hobilerinizden oluşan bir siz misiniz? Yukarıda anlatılan şeyler aslında sizin fiziksel varoluşunuzun üzerinize almak istediğiniz (ya da size aldırılan) maske(leri)niz olabilir mi?
Kim olduğunuzu bulmak için önce sahip olduklarınıza bakmak ister misiniz?
Bir tomar ufak kağıt parçacıkların alın (ya da post-it). Her kağıt parçası üzerine sahip olduklarınızı yazın: sahip olduğunuz için kendinizi şanslı gördüğünüz ve bunun için yaratana şükrettiğiniz şeyleri… Bunun için size 2 gün düşünme süresi… 2 gün bu egzersizi uygulayın. Ve 2. gün sonunda kaç tane farklı şey yazdığınızı sayın.. Daha sonra bu yazdıklarınızın sizin için ne anlama geldiğini düşünün ve bunları da bir yere not edin…SONRA BUNLARA SAHİP OLDUĞUNUZ İÇİN TEKRAR ŞÜKRETMEYİ UNUTMAYIN…
3. gün sizlerden ricam, bir de sahip olmadıklarınız üzerine 2 gün zaman harcamanız. Tekrar bir tomar aldığınız ufak kağıt parçacıklarına ya da post-it lere nelere sahip olmadığınızı, sahip olmadığınız için üzüldüğünüz şeyleri yazın. 4. Günün sonunda kaç tane farklı şey yazdığınızı tekrar sayın ve tekrar tüm bu yazdıklarınızın sizin için ne ifade ettiğini bir yerlere not edin…
  • Öncelikle sahip olduklarınız ile olmadıklarınız arasında fark nedir? Hangisi daha ağır basıyor? Bir gün daha düşünmek isterseniz, kendinize bu zamanı ayırmaktan çekinmeyin. 
  • Sahip olduklarınızın değeri ile olmadıklarınızın değerini kıyaslayın. Sahip olduklarınız, olmadıklarınıza göre ne kadar tatminkar? Tatmin seviyenizi bir ölçeğe koyarsanız, bu ölçekte tatmin seviyeniz kaç olurdu? Bunun seviyesini  bir adım daha ileri taşımak isterseniz, ne yapmanız gerekir.
KENDİNİZE  BATIRDIĞINIZ ÇUVALDIZDAN KORKMAYIN…
Tüm bu soruların cevabı ne mi?  SİZ..




Ne istediğinizi tekrar düşünün. Elinizdekiler bu istediklerinize ulaşmak için yeterli mi? İstediğinize ulaşmak için ne yapacaksınız?



………………………………

kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com 
KEMAL BASARANOGLU
 (*) Kendini tanımanın diğer bir ifadesi (sosyete karşılığı) bireysel farkındalıktır. Kişinin kendini tanıması, içinde bulunduğu durumdan ziyade nereye gitmeyi istediği durum için gereklidir. Hayatım da 7 yaşımdan sonra sürekli bir kilo problemim oldu. Nedense XXL’dan başka beden giydiğimi de hatırlamıyorum. Ülkemizde ağırlıklı olarak M-XL arası beden giyildiği için XXL beden bulmak bazen zor oluyor (bazı XXL’lar XL. XXL yazılması tamamen yalan, tecrübe ile ispatlanmıştır 🙂 ). Bir gün Amerika’dan gelen bir t-shirt ile, 4XL ile tanıştım. Sonradan anladım ki, ben de bi halt değilmişim.:) Ama hangi duruma göre? İçinde yaşadığım mı? Yoksa arkasına saklanmak istediğim mi?
Kategoriler: Uncategorized

Kemal BASARANOGLU

İnsan potansiyelinin ötesine geçmek için araştırmalar, çalışmalar yapıyorum.

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.