Anadolu’da yaygın bir deyimdir, Kız Almak. Kıyı sahil şeridinde bu kimi zaman kız almaktan oğlan almaya da geçebilir. Evliliklerde genel kanı kızların erkek çocukların ailelerine gidiyor olduğudur. Aslında ne erkek ailesine ne de kız ailesine bir gidiş vardır dersem bana ne kadar katılırsınız?

Sistem yapılarını anlamak aslında bu işin cevabını da vermektir. Aile kendi içinde bir sistem barındırır. Kendine özel bir dinamiği, kuralları ve yapısı vardır. Varsayalım ki, iki aile olsun. A ve B ailelerinin 2 de çocuğu (bir erkek bir kız) olsun.
Her bir ailedeki bireyler (anne, baba ve çocukların oluşturduğu) kendi içinde sahip oldukları değerler, paylaşımlar, kurallar, davranışlar, beceriler,. ..vs ile kendine ait bir sisteme sahiptir. Bu sistem, onlar bir arada iken varlığını sürdürebilir.
Bir gün bu ailelerin çocuklarının evlenme kararı aldığını varsayalım. Yani Çocuk A ve Çocuk B ailelerinden çıktılar. Yeni durumda A ve B aileleri şu yeni şekle bürünür.
Burada aslında A ve B ailelerinin çocuklarının ayrılması yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi yeni bir aile yapısı oluşturmuştur ki, bu da ilk durumdan farklıdır. En basitinden dörder kişilik bireylerden oluşan aileler üçer kişilik aileye dönüşür. Nicelik haricinde nitelikte de değişimler olur. Örneğin Çocuk B, ailede çöpleri dışarı çıkarıyorsa, artık bir başkasının bu görevi alması gerekir, tıpkı A çocuğu şayet Pazar sofrasını hazırlıyorsa artık başkasının ya da başkalarının A ailesinde bu görevi gerçekleştirmesi gerekebileceği gibi.
Sistemlerde bir eleman ayrılır ya da sisteme başka bir eleman girerse,
o sistem değişir.
A ve B ailelerinden ayrılan çocuklar kendi C Ailesini oluşturur.

Bu ailenin de kendine ait dinamikleri ilk günden itibaren oluşmaya başlar. Kendi aile değerleri, davranışları, inançları, … vb. gibi. Varsayalım ki C ailesine bir çocuk geldi yeni durum şu hale geçer.

Yani C sistemi de tekrar değişime uğrar. Şimdi özetle yukarıdakilere baktığınızda “Gerçekten kız(oğlan) mı alınıyor?”.
Bunun bir ileri noktası, evlilikler sonrasında A ve B ailelerinin çocuklarının değiştiğini ifade etmeleridir. Hatta daha da vahim tarafı ana aileler evlilikle kendi çocuklarını kaybettiklerini iddia eder. Bu noktada bir şekilde C ailesinin fertleri anne babaların oluşturduğu ailenin (A ve B Aileleri) eski yapısını korumak adına çaba harcarlarsa (bu sadece bir çabadan öte olamaz zira yukarıda anlatıldığı gibi sistemler değişti ve yeni bir sistem oluştuğu için hiçbir şey önceki gibi olamaz) sonuç tatmin edici olmayabileceği gibi A, B ve C aileleri içindeki bireylerde değer çatışmalarına da yol açabilir. Bu süreci toparlamak adına her bir birey birbirine bir şeyleri yaptırmaya çalışabilir.

Hayatınızda kimseye kendisi istemeden en ufak bir şey yaptıramazsınız!
En fazla yaptırdığınıza kendinizi inandırırsınız!”
Burada zamanla her bir sistem kendi dinamiğini tekrar kendisi oluşturacaktır.  Bu bilgiyi ebeveynleriniz ile paylaşmaya ne dersiniz? Çocuğunuz varsa bu bilgi ışığında çocuğunuzun evliliğine bakmak size neler kazandırır?
İlişkiler
düzleminde anlattığım bu konuyu bir de iş yaşamında düşünürseniz… Kimi zaman şirketlerde takımın içinde bulunan biri yükseltilip takımın başına getirilir, kimi zamansa birileri dışardan-tepeden indirilir. Her iki durumda da sistem değişir. Var olan sistemler performanslı olsa bile, değişim ile oluşan bu yeni yapıda performans kaybı yaşanması olasıdır. 

Bu noktada performansı korumak ve hatta daha üst seviyelere taşımak için siz neler yapardınız? https://kemalbasaranoglu.blogspot.com.tr/ adresinde yapacağınız yorumlardan en çok beğeni alan birine 2 çalışma koçluk hediye edeceğim. Kendi cevabımı da bir sonraki yazı öncesinde açıklayacağım.
Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu

Kemal BASARANOGLU

İnsan potansiyelinin ötesine geçmek için araştırmalar, çalışmalar yapıyorum.

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.