Back

Bedeli kaygı olan mükemmeliyetçiliğe gercekten değer mi?

  1. Yüksek standartlarım var ve kendimi hep ona göre değerlendiririm.
  2. Hata yaptığımda içim içimi yer, hatta bazen kendimi küçük düşürmüş gibi hissederim.
  3. Neredeyse hiçbir zaman “tamam, oldu” dediğim bir iş yapmadım.
  4. Başarırsam bile küçümserim; “Bunu herkes yapabilir,” derim.
  5. Kendimi eleştirmekten hiç çekinmem, çünkü ancak bu şekilde daha iyi olabileceğime inanırım.
  6. Hatalarımı affedilmez görürürüm.
  7. İstediğim sonucu alamazsam o süreci yönetmekte zorlanırım.

Bunlardan biri ya da birkaçı seni anlatıyor mu?

Cevabın ‘evet’ ise, aramıza hoş geldin. Bu tuzağın içinde yalnız değilsin.

İtiraf ediyorum: 1-5 arasında uzun yıllar gidip geldim. 2 ve 3’ün daha hafif versiyonlarını yaşadım. Diğerlerini de çalıştığım dostlarımdan çokça duydum.

Hazır ol!

Bu cümlelerin hepsi, ailenin ve hatta toplumun sana “başarı” diye yutturduğu mükemmeliyetçilik tuzağının acı aşamaları.

Araştırmalar, mükemmeliyetçiliğin genellikle anne-babanın yüksek beklentileri veya çevresel beklentiler sonucu oluştuğunu söylüyor. 

Daha iyisini yapabilirsin.

Daha iyisi olmak zorundasın.

Hep daha fazlası, hep daha iyi, hep daha mükemmel.

Peki ama… Kim için? Ne için?

 

Sorun yüksek beklenti içinde olunması değil. Asıl sorun,

gerçek dışı beklentilerin bize başarı hikayesi diye satılması Ve bu beklentinin doğurduğu mükemmeliyetçiliğin, bir noktada patolojik – hastalıklı bir duruma dönüşmesi.

Kaygı, stres, depresyon… İnsanın kendi potansiyeline ket vurmasıdır.

İşin kötü yanı mükemmeliyetçilik bunları tetikler; tükenmişlik getirir ve daha da kötüsü özgüvenini sizden alıp götürür.

Hadi biraz beyin bilimsel gidelim. 

Beynin en büyük gücü, şekillenebilir olması: Nöroplastisite. 

Kendi korteksin içinde, daha gerçekçi ve sürdürülebilir beklentiler inşa et.

Çünkü işin sırrı burada: Küçük adımlarla büyük sıçramalara giden yolu açabilmekte.

 

Adım adım ilerlemek, seni gelecekteki tatmine götürecek dopaminin ilk damlalarını kanına karıştırır.

Tek sıçrayışta zirveye ulaşma beklentisiyse, başarısızlık hissinin bedene yaydığı stres hormonları ile boğuşmana neden olur.

 

Sonuçta; mükemmeliyetçilik sadece zihnini değil, bedenini de tüketir.

 

Gerçek başarı, sürdürülebilir olandır.

Mükemmeliyetçi olmak yerine, gelişmeye açık olmayı seç.

Bugün küçük bir adım at. Hemen şimdi.

Çünkü en büyük değişimler, hep böyle başlamıştır.

Kemal Başaranoğlu, MSc, MCC

Mart 2025

14 Nisan 2025’te başlıyoruz. Potansiyelinize giden bu yolculukta yerinizi ayırtın.

Kemal Başaranoğlu
Kemal Başaranoğlu
https://www.kemalbasaranoglu.com