Satranç tahtasında bir taş olsaydım….

Yaşam satranç tahtasında olmaya benzer.

Herkes için farklı bir cevabı var bu sorunun..

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım KALE olurdum, Çünkü korunaklı aynı zamanda atağa geçebilir bir alan sunar kale. 

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım AT olurdum, Çünkü hareket esnekliğim ile çok kişiyi şaşırtabilir özgür davranabilirdim.

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım FİL olurdum, Çünkü gözüm diğerlerine göre daha uç noktalarda gezebilir.

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım VEZİR olurdum, Çünkü hareket esnekliğimle tahtaya hükmederdim.

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım ŞAH olurdum, Çünkü ben oyun bitti demeden oyun bitmezdi.

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım PİYON olurdum, Çünkü …… 

Çok az kişi piyon olmayı seçiyor. Zira “piyon olmak, yavaş hareket etmek, tek yönde gitmek, hatta çoğunlukla korunmaya ihtiyaç duymak, başkası için kendini feda etmek diye anlaşılıyor” genellikle

Oysa satranç tahtasında piyon olmak, gelişim sürecinde olmak demek. Attığımız adımlarla olmak istediğimize doğru ilerlemek demek. Doğru zamanda doğru adım atarak en üst kareye geldiğinizde, ne olmak istiyorsanız o olmak demek. 

Zaman ilerledikçe tahtadaki oyuna göre ihtiyaç duyulan taş değişebilir. 

Zaman ilerledikçe değişen koşullarda ihtiyaca uygun olmak, hazır olmak gelecekte var olabilmek demek.

Piyon olmak demek aynı zamanda doğru zamanda doğru taş olabilmek demek.

Dün Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nde, bir satranç taşından kendi hikayemize giden yolda ilk adımı atmak üzere buluştuk. Katılımcıların farkındalıklarını, eylem adımlarına dönüştürdüğü bir çalışma oldu. 

 

Önümüzdeki çalışmalarda sizleri de aramızda görmekten memnuniyet duyarım.