Küçük Bir Farkındalıkla Büyük Taşları Oynatın

Aktif koçluk ve danışmanlık yapan, yöneticiler ve çalışanlarla çokça zaman geçiren biri olarak bugüne kadar “farkındalığım yok” diyen birini görmedim. Aksine her seferinde “benim farkındalığım diğerlerine göre çok yüksek” cümlesini defalarca işittim. Bu cümlelerin, içine girilen çalışmalarla beraber “farkındalığım yavaş yavaş artıyor” cümlesine dönüştüğüne de defalarca şahit oldum.

…….

80-20 oranından farkındalık yaşamak denildiğinde zihin perdenizde neler canlanıyor?

Bu, İtalyan ekonomist Pareto’nun bulduğu bir oran. Pareto, yaptığı çalışmalarda, İtalya’daki servetin yüzde 80’ine nüfusun yüzde 20’sinin sahip olduğunu görür. Daha sonra yaptığı birçok gözlem sonucunda, ‘bir çıktının yüzde 80’ini bir girdinin yüzde 20’si oluşturmaktadır’ ya da ‘sonuçların yüzde 80’i nedenlerin yüzde 20’sinden gelir’ fikrini ortaya koyar.  Bugün özellikle iş dünyası bunu aktif bir şekilde süreçlerinde kullanıyor. Bu 80-20 kimi zaman 90-10 ya da 70-30’da olabiliyor. Ama 50-50 değil.

…..

Bill Gates’in “Zor işleri hep tembel birine veririm. Çünkü o mutlaka o işi yapmanın kolay bir yolunu bulur” sözü En Az Çaba Kuralı’nın bir uygulaması olabilir mi?

……..

Farkındalık çok değerlidir. 2 Dakikalık keşfe çıkmak, farkındalığın en önemli tetikleyicisidir.

……

Devam HBR Blog’da..

Kemal Başaranoğlu, PCC

Yeni Mezunun İş Ararken Sahip Olması Gereken 6 Önemli Farkındalık

Bugünlerde,”Yeni mezunum iş arıyorum. Yardımcı olabilirseniz sevinirim.” mesajları sadece İnsan Kaynakları işe alım sorumlularına değil her seviyede profesyonele ulaşıyor. Bir tarafta iş arayanlar diğer tarafta iş verenler. Bunu ekonomideki arz – talep ilişkisine benzetiyorum.

Bir pazar alanı düşünün; bu pazar alanında birçok farklı meyve bulunsun, hepsi de birbirinden kaliteli olsun. Burada meyvelerin bolluğu arz miktarının yani pazardaki ürün miktarının çokluğunu gösterir. Şayet bu pazara gelen kişi sayısı bu meyvelerin tamamını alabilecek düzeydeyse, pazarcılar memnun bir şekilde ürünlerini değerlerinde satabilecektir. Herhangi bir sebepten dolayı talebi karşılayacak kadar alıcı olmazsa (ekonomik alım gücü kaybı, o dönem içinde pazarın bulunduğu bölgede yaşayan kişi sayısında azalma vb gibi…), meyvelere olan talep düşük olacaktır. Yani bir anlamda arz – talep dengesinde dengesizlik oluşacaktır. Bunun sonucunda ucuza satılan ya da kasalara geri konan ve belki sonra da satılamadığı için çürüyen meyveler olacaktır.

Her geçen gün artan yeni mezun sayısı, sosyal medya iş platformlarında, “Aktif İş Arayışında / İş Tekliflerine Açık” bilgilerini başlık haline getiren kişi sayısını artırıyor. Burada da aslında pazardaki gibi bir arz-talep dengesizliği söz konusu.

İş arayan bir kişinin bir pazarcı olduğunu düşünelim. Müşteriler de işveren olsun. Sizin ürünlerinizin diğer pazarcılar arasından seçilmesi için neler yapabilirsiniz?

Devamı HBR Türkiye’de… Tıklayın..

https://hbrturkiye.com/blog/yeni-mezunun-is-ararken-sahip-olmasi-gereken-6-onemli-farkindalik

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğimle..

 

HBR Türkiye – 09 Şubat: Güçlü Bir Soru Hayatınızda Hangi Kapıları Açabilir?

Joseph O’Connor, “Sorular sahne ışıkları gibidir, karanlık yerleri aydınlatır” derken aslında insanın yeni bilgilere giden süreçlerde, beyni düşünmeye ve arayışa sürüklediğini ima eder. Sorulan soruya cevabınız “Bilmiyorum” olsa dahi, beyin o soru için bir cevap arayışına devam eder.

Harvard Business Review Türkiye’de bu ay yayınlanan yazıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz…

https://hbrturkiye.com/blog/guclu-bir-soru-hayatinizda-hangi-kapilari-acabilir

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğimle..

  •  SON KATILIMCI ARANIYOR! Kariyerinizde Adım Adım İlerlemek ya da Sıçrama mı Yaşamak İstiyorsunuz? “Benim Hikayem” diyeceğiniz, Kariyer Farkındalık Programımın 3. Takımı, 5 Şubat Pazartesi saat 20:10’da açılıyor. Bilgi Almak İçin Kayıt Formu Aşağıdadır.

Benim Hikayem

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

 

Herkes Profesyonel Koç Olabilir Mi?

 Nasıl ICF Unvanlı Bir Koç Olabilirsiniz?

Bir PCC’nin Keyifli Çetin Yolculuğu -1-

Bu yazıyı şayet okuyorsanız ya mesleğe olan merakınızdan ya da profesyonel koç olmayı düşünmekten ya da zaten bir koç olduğunuz ve kendinize nasıl daha fazla katkı sağlayabileceğinizi öğrenmek için okuduğunuza inanıyorum.

Öncelikle Koçlar Dünyasına hoş geldiniz. Amacım aslında “Profesyonel Koç Kimliğini” nasıl üzerinize giyebileceğinizi adım adım birkaç günce yazısı ile sizlere hap şeklinde aktarmaktır. Herhangi bir sorunuz olursa ya da yardım edebileceğim bir şey, lütfen bana iletişim bilgilerimden ulaşın.

Yazının devamı Denge Merkezi Blogunda….

  •  Kariyerinizde Adım Adım İlerlemek ya da Sıçrama mı Yaşamak İstiyorsunuz? “Benim Hikayem” diyeceğiniz, Kariyer Farkındalık Programımın 3. Takımı, 5 Şubat Pazartesi saat 20:10’da açılıyor. Bilgi Almak İçin Kayıt Formu Aşağıdadır.

Benim Hikayem

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Tree image created by Kjpargeter – Freepik.com

Kariyer Yolculuğunu Yöneticilikten Liderliğe Dönüştürmek İçin 9 Gelişim Noktası

Kariyer hayatını bir yolculuğa benzetirim. Hepimiz bir araba olsak, kendi arabamızla bu yolculuğu gerçekleştiririz. Bedeni bu arabanın fiziki bütününe, araçtaki yakıtı ruha, direksiyon, gaz pedalı ve freni de zihne benzetirim. Yolculuğa çıktığınızda şayet yeteri kadar yakıtınız yoksa aslında yolculuğun bir yerinde ve genelde de en kritik yerinde yolda kalırsınız. Direksiyon, gaz pedalı ve freni doğru zamanda doğru yerde kullanmazsanız, tatsız bir kaza ile karşılaşma olasılığınız yüksektir. Aracınızın fiziki bütünlüğü tam olmazsa, seyahatiniz güven ve konfor içinde olmayacaktır.

Aslında kariyer yolculuğunda başınıza her zaman her şey gelebilir. Yakıtınızın yeteceğini düşünürken öngörünüzde yanılıp yakıtsız kalabilirsiniz. Kimi zaman da algınız yanlış bir noktaya takılıp, doğru zamanda direksiyonu doğru yöne kırmanıza ve gaza veya frene basmanıza engel olabilir. Ya da aracın göstergesinden gelen kontrol mesajlarını kale almayıp arabanın bir yerde kalmasına neden olabilirsiniz.

Koçluk çalışmalarının kariyer anlamındaki boyutunda genellikle yapılan kazalardan bahsedilir. Ve kazaların büyük çoğunluğunda da aslında kazayı yapanın kendimiz değil kazaya maruz kalanın bir diğer anlamda masum olanın biz olduğunu iddia ederiz. Bu noktada en çok konuşulan kişiler kötü yöneticilerdir (hatta idareciler!).

Hepimiz hayatın bir döneminde memnun olmadığımız yöneticilerle çalışmak zorunda kaldık değil mi? Bu tür yöneticilerin özelliklerini ben dokuz başlık altında topluyorum.

  • Günü kurtarmak üzerine odaklıdırlar.
  • Sorumluluk almazlar.
  • Problem duymayı sevmezler ve bunu ekibine gayet net bir şekilde ifade ederler.
  • Öğrenmeye kapalıdırlar. Bunun üç sebebi vardır.
    • Eksikliklerinin fark edilmesini istemezler. Bu nedenle her şeyi bilir görünürler
    • Kendilerini üstün görürler.
    • Yeni bir şey öğrenmenin gerektirdiği çaba ve özveriye sahip değildirler.
  • Genelde çok yoğun görünürler ve ihtiyaç halinde ortada görünmezler
  • Egoları o kadar sağlıksızdır ki, her cümleleri “Ben…. şöyleyim, böyleyim.” diye devam eder.
  • Kendilerini sınırsızca, başkalarının düşünceleri yokmuş gibi, ifade ederler.
  • Her şeyin arkasından bir şey çıkartmak üzere sorgularlar.

Aslına bakarsanız, şayet bunları o kişilerde görüyorsanız, siz de farklı koşullarda (bu iş olmak zorunda değil) benzer hareketleri yapıyor olabilir misiniz? Nasıl mı?

  • Odanızı ya da masanızı sadece başkası için mi topluyorsunuz?
  • Bugüne kadar aldığınız kararların (sigarayı bırakma, kilo verme, daha pozitif olma,.. vb. gibi) yüzde kaçının sorumluluğunu aldınız ve yerine getirdiniz?
  • Aile ya da arkadaş grupları içi problemlerde ortamdan kaçtığınız ya da sessizliğe büründüğünüz olmaz mı hiç?
  • Yeni bir dil öğrenmek, yeni bir hobi edinmek, televizyon başında sızmaktan daha zor mu geliyor?
  • Sizden bir şey istendiğinde (Masayı kurar mısın? Kahvaltıyı hazırlar mısın? ..vb. gibi), çok işim var dediğiniz olmuyor mu?
  • Ben elimden gelen her şeyi yapıyorum ama o hep geride duruyor dediğiniz olmadı mı? (Aile içi, özel ya da iş ilişkilerinize bakın)
  • Aile ya da arkadaş iletişiminize ve oradaki isyanlarınıza bir bakın, kendinizi nasıl ifade etmişsiniz?
  • Başkalarının hataları/yanlışları üzerinden konuştuğunuz olmuyor mu? Hatta bunun dedikodusunu yapmıyor musunuz?

Yazımın buraya kadarı inanın beni de zorladı. Genelde umut, motivasyon aşılarken, buraya kadar ise hep olumsuzluklardan bahsettim. Aslında farkındalık yolculuğunda olan biri olarak bu yolculukta olumsuzlukların da yeri var. Önemli olan şayet hayatınızın bir alanında bunu yakaladıysanız bunu nasıl değiştirebileceğinize odaklanmanızdır.

Bu yazıyı okuyan siz yöneticilere, yönetici adaylarına, yönetici adaylığına niyeti olanlara ya da kendi hayatının lideri olmak isteyenlere dönersek, sizlere nasıl davranmanız konusunda birkaç önerim olacak. Bunları hayatınıza geçirmeniz, içinizdeki lideri çıkarma yolculuğunda, yolunuzu aydınlatan bir fener olsun…

  1. Günü Kurtarmaktan Ziyade Geleceği Oluşturmaya Odaklanın.
  2. Kapasitenizi Sorumluluk ve Risklerle Arttırın.
  3. Problem ya da Sorun Duyduğunuzda Bunun Size Bir Sıçrama Fırsatı Olabileceğini Hatırlayın.
  4. Her An ve Herkesten Bir Şey Öğrenmek Niyetinde Olun!
  5. Öğrendiğinizi Paylaşın. Başkalarını Geliştirirken Kendinizi de Geliştirin!
  6. Ulaşılabilir Olun! Herkese Ayırabileceğiniz En Az 10 Dakikanız Olsun!
  7. Egolarınızın Sağlıklı Hale Gelmesi İçin Destek Alın!
  8. Fikirlerinizi İfade Ederken, Diğerlerine Öncelik Verin Ve Gerçekten Merak Ve Öğrenme Aşkı İle Dinleyin. Sonra mutlaka kendi düşüncenizi de ifade edin.
  9. Yapılanları Sorgularken İyi Niyetinizi Ön Planda Tutun!

 

Şimdi arkanıza yaslanıp önce benzin deponuzun çıkacağınız yolculuğu kaldırıp kaldıramayacağını kontrol edin. Daha sonra aracı çalıştırarak, gaza hafifçe dokunup, direksiyonunuzu istediğiniz yöne çevirin. Çıktığınız yolculuklarda gaz gibi, frenin de kimi zaman gerekli ve önemli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Yolculuk içinde yakıt göstergesini belli periyotlarla kontrol edip, ihtiyacınızın olduğunu düşündüğünüz zaman benzin almayı ihmal etmeyin. Ve son olarak aracın fiziki bütünlüğünün bu yolculuğun en önemli parçalarından biri olduğunu da aklınızda tutunuz.

Bir Kızılderili hikayesi şöyledir:

“Beyaz adam ve Kızılderili yolda giderlerken bir süre sonra beyaz adam bakar ki, Kızılderili arkasında yoktur. Beyaz adam geri döner ve görür ki, Kızılderili atının üzerinde tütün içerek beklemektedir. Merak eder ve sorar, “Neden burada duruyorsun?”, Kızılderili cevap verir “Bedenim ruhumdan çok önde gitti ruhumu yakalamak için bekliyorum”.

Beden, ruh ve zihnin dengede olduğu günler dilerim..

Size iki davetim var.

  • “Kariyerinizde Kendinizi Nerede Konumlandırıyorsunuz?” 15 Ocak 2018 Ptesi saat 20:30’da yapacağım ÜCRETSİZ WEBINAR’a davetlimsiniz. Kayıt ve bilgi aşağıdaki linki kullanınız.

WEBINAR

 

  • Kariyerinizde Adım Adım İlerlemek ya da Sıçrama mı Yaşamak İstiyorsunuz? “Benim Hikayem” diyeceğiniz, Kariyer Farkındalık Programımın 3. Takımı, 5 Şubat Pazartesi saat 20:10’da açılıyor. Bilgi Almak İçin Kayıt Formu Aşağıdadır.

Benim Hikayem

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Yeni Yılda Dengeniz Sağlıklı, Alış-Verişiniz Kaliteli ve Anlamlı Olsun…

Günlerin haftaları, haftaların ayları kovaladığı bir yılı daha geride bıraktık.

Bir tohum düşünün, bu bir yıl içinde büyüyüp fidan oldu, ve sonra belki de ağaca dönüp meyve verdi. Bu tohum ne kadar çok su, mineral, güneş, yağmur ve kar ile beslendiyse o kadar sağlıklı oldu.

Ağaçlar köklerinden dallarına kadar her noktası uyum içindedir. Topraktan ve havadan ihtiyaç duyduklarını alır, doğaya ihtiyaç duyduklarını verir. Doğanın bütünlüğü içinde o sadece bir ağaçken, aynı zamanda doğanın da ta kendisidir.

İnsan da tıpkı bir ağaç gibidir. İhtiyaç duyduklarını alır, ihtiyaç duyduklarına verir. Doğanın dengesinde olduğu gibi insanlığın da bu alış-veriş dengesini oluşturması çok önemlidir.

 

2018 yılını karşılamaya hazırlanırken, siz bu sene hangi değerlerin hayatınızda yer almasını istiyorsunuz?

Sevgi, Tutku, Paylaşım, Özgürlük, Başarı, Tatmin, Barış, Huzur,….vb. gibi..

Peki hangi değerleri insanlıkla paylaşarak dengeyi oluşturmak istiyorsunuz?

Paylaşım, Güven, İnanç, Şefkat, …vb. gibi….

Dengenizin sağlıklı, alış-verişiniz kaliteli ve anlamlı olduğu bir yıl olsun.

Mutlu yıllar….

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF / Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

 

Her Şeyi Yapabilecek Yeterlilikte Olduğunuzu İddia Ediyorum!

Hiç aranızda meyve veren bir ağacın meyvesini koparmayan oldu mu? Ya da dokunmasanız bile, meyve veren bir ağacın resmini görmeyeniniz var mı? Elma ağacı, armut ağacı, asma, muz, ananas, ..vs ne güzel ağaçlardır değil mi? İnsanlığın sağlıklı devamı için bizi varlıkları ile büyüten…

Tohumdan Meyve Veren Ağaca Giden Yolculuk

Tohumdan meyve veren ağaca giden yolculuğu izlemek isterseniz, şimdi derin bir nefes alın ve nefes verirken ayaklarınızı yere daha sağlam basın. Yeniden bir nefes alın ve nefesinizi verirken ayaklarınızın topraklandığını hissedin, gözünüzün önüne getirin.

Zamanın birinde bir adam insanlığı beslemek için önce toprağı güzelce havalandırdı. Oraya büyüteceği ağaçları düşünerek toprağı vitaminle besledi, mineralle doyurdu.  Daha sonra toprak tohumu karşılayacak duruma geldiğinde özenle seçtiği o tohumu toprağa kendi elleri ile ekti. Tohumun fidan haline dönüşmesi yolculuğunda her gün toprağı suladı. Yabani otların fidanını sarmasını engellemek için etrafını temiz tuttu. Doğa da bu tohumdan bereketini ve kudretini esirgemedi. İhtiyacı olan güneşin ışığını ve yağmuru bu tohumun gelişerek fidan ve ağaç olması için sınırsız bir şekilde sundu. Fidan büyürken toprak ana minerallerini kendi elleri ile onun köklerine taşıdı. Güneşin yakıcılığında susuz kaldığında yine toprak ana yeraltından aldığı suyu köklere ulaştırarak, fidanın susuzluğunu gidermesine ve onun ağaç olma yolculuğunda sağlıklı yol almasına yardımcı oldu. Gün geldi artık fidan güçlü bir ağaç oldu. Öyle ki kökleri ile ihtiyaç duyduğu mineralleri ve suyu kendisi çekiyordu. O kadar güçlendi ki, eskiden yağmur, kar gibi mevsim değişikliklerinde adam tarafından korunurken, artık buna ihtiyacı kalmamıştı. O kendi haşmeti ile kendisine yeter durumda idi. İlk meyvesini verdiğinde kendisi bile bu duruma önce şaşırmış, sonra da gurur duymuştu. Aslında içinde var olanı gün ışığına çıkarıyordu. Hatta o meyvelerin başka insanlara ulaşması ve insanların yaşamlarında beslenmek gibi önemli bir yeri doldurması da varlığını taçlandırıyordu.

İnsan da Tohum Gibidir

Kim bu meyve veren ağaç hiç düşündünüz mü?  Tam olarak sizsiniz! Aslında daha bir tohum halinde iken her şeye sahiptiniz. O adam sadece yolculuğunuzda sizin kendi kaynaklarınızı fark etmenize ve onları harekete geçirmenize yardım etti. Zamanı geldiğinde sizi kendi halinize bırakmayı bildi.

Bu hikayeyi sevgili koç arkadaşlarıma ithaf ediyorum. Zira yaptığımız “İnsanın Tohumdan Meyve Veren Ağaca Dönüşüm Yolculuğunda” onlara eşlik etmek. İnsan keşfedilmeyi bekleyen büyük bir potansiyel. Biz koçluk yaptığımız kişilere karşı nötr ve onların kaynaklarının bilincindeyiz. Onlara farkındalıklar deneyimlettirip harekete dönüşecek yolculuklarında yol arkadaşlığı yapıyoruz.

Yeni, Gelişen ve Değişen Bir Başlangıca Ne dersiniz?

Her şey içinizde. Onu görün! Onu duyun! Onu artık hissedin!

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Not: Bu yazının yazılmasında bana ilham olan sevgili koçluk alanıma teşekkür ederim.

<a href=’https://www.freepik.com/free-photo/powerful-man-celebrating-his-winning_1305181.htm’>Designed by Freepik</a>