İnsanı Anlamak: Spiral Dinamikler

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, çocuklar anne ve babalarının davranışlarını anlamıyor, hatta büyük ebeveynlerinkini ise direk yargılıyor. Çalışma arkadaşlarınızı anlayamıyorsunuz; aynı ülke koşullarında ya da aynı yıllarda yaşamıyorsunuz gibi… Çalışanlarınız ya da yöneticileriniz neden sizden bu kadar farklı şekilde davranıyorlar; oysa 2+2 her zaman 4 etmez mi?
Yukarıdaki cümlelerin açıklaması genellikle ‘kuşak farklılıkları’ olarak açıklanıyor. Bugün ben bu konuya farklı bir bakış açısı ile yaklaşacağım. İnsan ve toplumun gelişim, değişim ve karmaşıklığını anlamak üzerine bütüncül ve yaşayan bir modelden bahsedeceğim, spiral dinamiklerden. (*)
Algı hayattaki en önemli şeylerden biridir!
 
Sosyal medyada ya da kimilerimizin etrafında düşünce ve yaşam şekli açısından iletişim içinde olduğumuz insanlar tam bir renk paleti. Aşağıda sıralananlar şeklinde davranan kişiler tanıyor musunuz?
  • Arabasına isim takıp onunla konuşanlar,
  • Kendi isteklerini başkalarını önemsemeden ifade eden, dürtüleri ile yaşayanlar,
  • Yaşamını bir anlama bağlayan ve bu anlama ulaşmak için gelenekçi ve disiplinli yaşayanlar,
  • Sürekli iyi bir yaşamı elde etmek ve bunu devam ettirmek için kendini geliştiren, sonuç odaklı teknoloji hastaları,
  • Odağında insan olup, kendini ve başkalarını keşfetme arayışındakiler,
  • Kendini anlamaya çalışan, dünyada yaşamanın tamlığını deneyimleyenler,
  • Minimalist bir yaşam içinde kendini evrendeki bir bütünün önemli parçası sayanlar,
  • ….
İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği gelişmiş beynidir. Birçok farklı duruma karşı insan beyni sahip olduğu plastisite sayesinde rahatlıkla esneyip (sinirbilimciler, beynin yeni durumlar karşısındaki şekil değişikliğini plastiğin esnekliğine ve değişikliğe kolay adapte olmasına benzetiyorlar), uyumlanabilir. İçinde bulunduğu yaşam koşullarındaki değişimler kişilerin farklı düşünme seviyelerine geçmesini zorunlu kılabilir ve/veya kolaylaştırabilir. Bu açıdan incelendiğinde düşünme sistemleri bir şekilde zorlandığı durumlarda, spiral şeklinde yukarı karmaşıklığa doğru dalgalar halinde ve zigzaglar çizerek ilerlerler. Her bir üst seviyeye çıkış, bu yeni yaşam koşullarına karşı uyumlanır başa çıkma zekâlarını da beraberinde getirmektedir.
Spiral dinamiklerde davranış modeli iki ana seviyede incelenirken, sekizi tanımlı biri henüz tanımsız toplam dokuz düşünme modelinden oluşur. Her modelin bir renk kodu bulunmaktadır ve her model belli bir yaşam koşulunda ortaya çıkmaktadır.
Birinci ana seviye diye adlandırılan bölüm 6 düşünme modelinden oluşur.
  1. İçgüdüsel – Hayatta Kalma: Günümüzde bulunmamakla birlikte, bej rengi ile tanımlanan, sadece insanın var oluşu devam ettirmeye çalışan düşünce modelidir. Psikolojik farkındalık olmayıp sürüler halinde yaşamın sürüldüğü, güçlünün zayıfı koruduğu, yeme-içme, üreme, barınma gibi temel hayatta kalma seviyesini ifade eder.
  2. Güvenlik – Kabile Bağları: Mor rengi ile simgelenen, güvenli ortamı yaratmak üzere bir araya gelmiş bir kabile ile ‘Biz’ olmuş düşünce modelidir. Bu seviyede yaşlılar, ritüeller, tabular ve geleneklere önem verilirken doğa ile uyumlanma arayışı bulunmaktadır.
  3. Ben Merkezci – Dürtü Gücü: Kırmızı ile tanımlanan sadece bugün için yaşayan ve kendisini başkalarının önüne koyan, iddialı, cüretkâr, düşüncesiz, saldırgan, kurnaz düşünce modelidir.  Ne olursa olsun istediğini elde etmek için dürtülerinin esiri olup savaşan, kontrol etmekten ve saygı görmekten hoşlanan, ödül, zafer ve gösterişin hâkim olduğu seviyeyi ifade eder.
  4. Otorite/Düzen – Gerçeğin Mutlak Gücü:
    Mavi rengi ile otorite-düzen odaklı düşünce modelidir. Gerçeği doğru yaşamanın prensiplerini (kurallar, sistemler, … vs.) baz alarak, gelecekteki tek doğru için kendini feda eden ve bununla birlikte düzen ve stabiliteyi devam ettirmeyi kendisine amaç edinmiştir.
  5. Başarı – Başarı Güdümlülük: Turuncu renginin dinamizmi ile simgelenip, kendini sürekli geliştirip, değiştirip hayatta en iyi yaşam koşullarını elde etmeye çalışan düşünce modelidir. Üretkenlik, enerjiklik, sonuç odaklılık, başarı, bilimsellik ve otonom olmak bu düşünce modelinin en önemli değerleridir.
  6. İnsan – Eşitlik/Doğa/Adalet: Kendini ve diğer insanları tanıma arayışının yeşil renk ile simgelendiği düşünce modelidir. Bu modelde toplumda kollektif bilinci yaratmak, kararları ortak bir uzlaşı ile almak, insanlığı dogmalardan arındırmak, eşitlik, paylaşım ve duygular en belirgin özellikleridir.
İkinci ana seviye için şu an tanımlı 2, tanımsız 1 düşünme modeli vardır.
  1. Esnek Bütünsel Akış: Bejin ikinci seviyede yeni boyutu olarak ortaya çıkan ve sarı rengi ile tanımlanan düşünce modelidir. Esneklik, fonksiyonellik ve yetkinliklere odaklanılırken, birinci
    seviyedeki her düşünce modeline istediği zaman girebilen ve çıkabilen, büyük resmi görebilen ilk seviyedir.
  2. Sentez / Bütün (Holostik) BİZ: Turkuaz rengi ile tanımlanan, beynin ve zihnin sınırlarını zorlayan, tüm canlıların iyi yanlarına
    odaklanıp, sentezleyen, uyumlandıran, güçlü kolektif kişilikleri barındıran düşünce sistemidir. Kendisini bir bütünün içinde görme, minimalist yaşam tercihi ve kozmik bir maneviyat bu seviyenin en temel değerlerindendir.
  3. Mercan ?
Düşünce modellerinin birinden diğerine geçmek için uygun yaşam koşullarının oluşması gerekmektedir. Seviye
atlanarak ilerlenmesi söz konusu değildir. Her model sırası ile sağlıklı olarak yaşanmalıdır. Aksi takdirde sağlıksız yaşanan sürecin sağlıksız sonuçları bir üst modele yansır.
Tekrar başa dönersek, günümüz çocukları (yeşil) aslında anne babanın yaşadığı rekabetin dişlilerinden (turuncu) geçmedi. Onlar bir şekilde her şeye daha rahat ulaştı (yiyecek, eğitim, teknoloji, bilgi vs..). Büyük ebeveynler gibi (mavi) geleceğe kendini feda eden, yokluk içinde, kurallar ve geleneklerle de yoğun bir şekilde karşılaşmadılar.
Sonuç olarak farklı noktalarda düşünce yapılarına sahip bu kişiler arasında anlaşamama ve çatışma doğaldır.
Spiral dinamikler açısından kendinizi, eşinizi, arkadaşlarınızı, çalıştığınız iş yerini, yöneticilerinizi, …
vs. incelediğinizde kim nerededir?  Bu kişiler ile anlaşabilmek için neler yapabilirsiniz?
 
(*) Dünya üzerinde kırkın üzerinde teori insanı psikososyal açıdan incelemektedir. Spiral dinamikler, Dr. Clare W. Graves’in 1970’li yıllarda 10 yıllık bir araştırma ile öğrencileri Don Beck ve Chris Cowan’ın geliştirdiği 20 yıllık saha çalışmalarını ifade eden yaşayan bir teoridir.  
 
Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Koç
Turuncu Yeşil Koçluk

Algı Açmazından Fırsat, Başarı ve Tatmine Yolculuk…

Bölüm 1: Açık Algı Farkındalığı

Cep telefonlarında bulunan pil
durumu göstergesinin bir benzeri vücudunuzda olsa idi ve bu sizin günlük olarak
açık algı (farkına varma) seviyenizi gösterseydi, sizce ne işe yarardı?

Her
sabah uyandığımızda bedenimiz de aynı tam dolu bir cep telefonunu andırır.
Aslında algılarımız %100 açıktır. Bir şekilde anlık bir gerginlik ya da
huzursuzluk yaşadığınızda bu algı seviyesinde hızlı bir şekilde düşmeye
başlarsınız. % 100 olan algımız %80 – 90’lara iner. Hatta huzursuzluk ve
gerginliğin artışı bu oranı daha da aşağılara çekip, size tüm gününüzü daha
başlamadan bitirtebilir.

  • Koçluk
    alanlarımın dilinden bakın nelere sabah sabah enerjimizi harcıyoruz.
  • Akşamdan toparlanmamış bir mutfak ya da ev,
  • Geç uyanma ya da eşini uyandıramama (erkek ya da
    kadın fark etmez)
  • Sabah erken kalkıp yapılması gereken ama bir
    türlü yapıl(a)mayan spor
  • Kahvaltıyı hazırlayacak gücün olmaması ve yine
    poğaçaya talim.
  •  …vs
Yukarıdakiler
kısmi olarak masum diye adlandırdıklarımız. Peki daha tehlikeli nelerimiz var?

  • Çocuğunu servise yetiştirme telaşesi
  • Çocuğa yemek yedirememe gerilimi
  • Eşler ya da ebeveynler arası tartışmalar
  • Mutsuz çalışılan bir ortama geri geri giden
    ayaklar
  • Sabah yapılacak toplantının gerginliği
  • Yine o suratsız çalışma arkadaşınızla aynı ortamı
    paylaşma zorunluluğunuz
  • ….vs.
Tam olarak algımızın içinde nelerin olduğunun şeması ve bunun
algıların açıklık seviyesine göre değişimi aşağıdaki gibidir.
Varsayalım
ki siz güne %100 tam enerji ile başladınız yani tüm algılarınız açık. O zaman
yukarıda görünenlerin tamamının farkına varma şansına sahipsiniz. Ve
bunlar arasından hayalini kurduğunuzu seçerek istediğiniz şeyi
gerçekleştirebilirsiniz.


Algı
100%’ün altına indikten sonra
 %80 ve %50 durumlarında 
neleri görüş alanınızdan
çıkardığınızın farkında mısınız?
 

Resme
bütünden bakarsanız, kıt duruma geçen bir şey yok. Sadece zihin insana,
geçmişten gelen inançlarla öğrettiği ya da genetikle taşıdığı kabulleri teker teker doğruluyor. Ve biz de gerçekleşenlere daha güçlü inanıyoruz. 





Farkında
mısınız, 
zihninizi ve enerjinizi doğru bir şekilde yönet(e)mezseniz, 
aslında
hayatınızda yapabileceğiniz birçok şeyi (potansiyelinizi) 
mazeret ve
bahanelerin arkasına saklarsınız

Bunun için kendinize dönmek ve ilk
adımı kendinizden başlayarak atmaya başlamak, sizin için ne kadar değerlidir?


Bölüm 2: Tekrarlanan Eylemler Kümesi

Bir de
yaptığınız şeylere göz atın. Sürekli aynı şeyleri yaparak yeni ve farklı bir sonuç elde
etmeyi beklemeyin. Einstein bile yıllar önce şunu söylemiş; 





‘aynı şeyleri yaparak
farklı sonuçlar elde etmek deliliktir’

Başarısız ilişkileriniz mi
var? İşinizde yeterince iyi değil misiniz? Para bir türlü sizi sevmedi mi?
Hiçbir zaman 10 numara bir takım üyesi hatta lideri olamayacağınızı mı
düşünüyorsunuz? 


Döngülerinizi düzlemsel halini de yukarıdaki gibi şematize edersek, sizin döngüleriniz hep tek düzlemde mi geçiyor? Yoksa düzlemler arası geçişler yapıyor musunuz? Neden
bir alt düzleme geçip, farklı ve yeni bir durumla tanışmıyorsunuz? Aslında
herhangi bir adımda yapacağınız değişiklik doğrudan doğruya diğerlerini de
etkileyecektir. 


Sizi frenleyen ve/veya korkutan belirsizlik
mi? 
Mevcut durum ve bu durumun konforu mu sizi güvenli alanınızın dışına
çıkartmıyor?
 

Farklı düzlemlere geçince, renkler, görüntüler, sesler,
duygular nasıl da değişecek, deneyin sonucunu hızlıca göreceksiniz.



Değişim; belirsizliktir, zorluktur, tehlikedir ve her şeyden öte risktir. 
Tamam kabul
ediyorum bu söylemlerin hepsini. 
Ama, 
sizce o riski göze almayarak kaçırdığınız
fırsat(lar) ne(ler)dir?





Hadi
artık sabah uyandığınızda öncelikle kendinizi güzelce motive edin. Önünüze
gelen ve sizin enerjinizi tüketecek her şey için de 

Aman be! Şimdi buna öfkelenmeye
değer mi?’
 

diye sorun.


Öfkelenmenin sizi beslediğini
düşünüyorsanız, tam orada durun! Her öfkelenme insan bedeninde milyonlarca
hücreyi öldürüyor

Yani
sevdiklerinizle yaşama sürenizden çalmaya değer mi?



Bu
tür durumlar için dilinize çocukların kelimelerini, katmaya ne dersiniz?

BANA
NE?

SANA
NE? 

ONA
NE?
Huzur
ve sevgi ile kalın.

Kemal Başaranoğlu
kemalbasaranoglu@gmail.com

İletişim Nefes Almaktır…Nefes Alışınızı Gözlemlemek İster Misiniz?



Sizce neden “İletişim Nefes Almaktır” ?


……………………………………………………………………….

Hayatın hangi noktasına bakarsanız
bakın, mutlaka her yerinde iletişimi görecek, duyacak ve iliklerinize kadar
hissedeceksiniz. Sabah kapıdan çıktığınızda karşınıza çıkan apartman görevlisi,
komşun, mahallenin kedisi ve hatta arabanız. İşte tüm bunlar sizi bir şekilde
iletişime geçmeye zorlayan etmenlerdir.
Bu güncede iletişimle ilgili teknik
bilgileri anlatmayacağım. Bunları seminerimde(*) zaten anlatıyorum. Ama iletişim
en basit ve güzel örneklerinden birini arıyorsanız, Ahmet Şerif İzgören’in “50
puanlık Sınav Sorusu”
nun ne olduğunu öğrenin.
İletişim ile ilgili aklınızda bulunması gereken en önemli şey, hayatımızı bakış açısı
ve 5 duyu organımızın algısı ile yaşamamızdır. Dr. Zerrin Başer’in 2014 yılındaki eğitimlerinden
birinde söylediği aşağıdaki cümle aslında bana bu semineri oluşturma fikrini vermişti.
“Aynı gezegende yaşayıp, iletişim
kazası yaşamamak bir mucize! Algılayış davranışı etkiler. Algılayış değişince
davranış da değişir.” 

Evet. Aslında hepimiz renkleri farklı
tonlarda algılarız. Hepimizin farklı farklı davranış kalıpları vardır. Dünyayı
algılayışımız açısından da tıpkı bir elin parmakları gibiyiz. Ah bir de şu
bizim evrensel adı altında topladığımız öğrenilmişliklerimiz yok mu?
Rahmetli babam hep “Ağzından çıkanı
kulağın duysun!” derdi. Dilimize hâkim miyiz? Dilimizden çıkanı karşı taraf duyuyor ve dinliyor mu? Sahi biz dinliyor muyuz ki, karşı taraf da bizi
dinlesin
. Buyur şimdi buradan yak! J
Sağlıklı bir iletişimi tanımak ve kendinizde küçük bir karınca adımı
ilerleme kaydetmek isterseniz, beklerim
Son söz: “Nefes alış dedik de neden
nefes veriş yok” diyenlere. Önce temiz havayı içimize çekip kendimizin farkına
varalım, gerisi zaten akışın içinde…
Kemal Başaranoğlu


(*) Hayatımın en önemli değerlerinden
birkaçını eğlenmek, keyif almak ve katkı sağlamak oluşturmaktadır. 2012
yılından beri atölye çalışması içeren seminerler vermekteyim. Seminer diyorum,
çünkü benim derdim her konuşmanın, sohbetin ya da çalışmanın arkasında katkı da
sağlamaktır. Seminerime gelenler neler ile karşılaşacak: “Katılımcılara bir
taraftan bilgi verirken, diğer taraftan kendilerini sorgulatıp, üzerinde çalışması
gereken noktayı/noktaları kendisine tespit ettiriyorum. Uğurlama faslımızda eylem
planını yine katılımcıya tanımlattırıyorum. 

Elbette bunu yaşamak isteyerek gelenlere ve buna niyet edenlere…



Seminer, 14 Mart Pazartesi günü, Bursa Nilüfer Dernekler Yerleşkesi’nde:
https://www.facebook.com/events/1172841342749700/