Dinlemeyi biliyor musunuz?

Günümüzde en önemli problemlerden
birini karşımızdakileri dinlemeyi bilmemek olarak görüyorum. Dinlemeyince de
anlamak, anlamayınca da anlaşmak mümkün olmuyor.
Herkesin kafasında, hayat karmaşası
nedeni ile binbir çeşit önyargı ve etiket bulunmaktadır. Bu etiket ve
önyargılar öyle boyutlardadır ki, karşımızdakini dinlerken bazen dinler gibi
yaparız. Birileriyle en son yaptığınız karşılıklı bir görüşmeyi gözünüzde canlandırın
ve oradaki konuşmaları hatırlamaya çalışın. Şimdi aşağıdaki sorulara “Evet” ya
da “Hayır” olarak cevap veriniz.
1.     Karşınızdaki kişi
konuşurken, konuşma içinden çıktığınız (odaklanamadığınız) oluyor mu?
2.   
Konuşma içerisinde
aklınızdan başka şeylerin geçtiği oluyor mu?
3.   
Konuşmaya girdiğiniz, karşınızdakinin
konuşmasını böldüğünüz oluyor mu?
4.   
Konuşma içinde,
karşınızdaki kişi hakkında etiket/önyargılarınız (duyduklarınız, gördükleriniz
ve/veya yaşadıklarınız) aklınıza geliyor mu?
5.    
….vs.
 
Yukarıdaki sorular ve benzerleri
aslında sizlerin ne kadar etkin dinlediğinizin göstergesidir. Yukarıdaki
soruların cevaplarının çoğu “EVET” ise, “MIŞ”lı dinleme yapıyorsunuzdur.
 
MIŞ’lı dinlemenin arkasında aslında
şunlar bulunmaktadır;
–        
Sabırsızlık, dinlemeyi
becerememek
–        
Konuya ilgisizlik ama o
ortamda olma zorunluluğu
–        
Konuşana karşı olan
önyargılar, daha önceki yaşanmışlıklar
–        
Konuşmaya dahil olma
isteği,
–        
Konuşmaya girilmesinin
doğru olacağı düşüncesi (karşıdakinin ne diyeceğini leb demeden leblebileme.. maalesef
çoğu zaman yanlış leblebileme..)
–        
…vs
Şimdi kendinizin yakın zamanda maruz
kalacağınız ya da kalmış olduğunuz, bu “MIŞ”lı dinleme tecrübesine
odaklanmanızı istiyorum. Karşınızdaki kişinin sizin konuşmanız sırasında
aşağıdaki durumlardan bir ya da birkaçını gerçekleştirdiğini fark ederseniz, ne
olur?
1.     
Siz konuşurken yüzünüze
bakmıyor, karşınızdakinin başka dünyalarda olduğunu fark ettiniz: bakışlar
donuk, başka şeyle ilgileniyor, başka şeyler yapıyor.. vs
2.   
Konuşmanızı sık sık
bölüyor? Sizin söylediklerinizi, tahmin ettikleri ile yönlendirmeye çalışıyor.
3.   
Konuşma içinde gerek
bakışları ve sözleri ile sizinle geçmişte yaşadığı tecrübeleri göz önüne alarak
davranıyor…
4.   
….vs.
Konuşmanın başını güzel bir yemek
olarak düşünürseniz, konuşmanın bu şekilde gerçekleşmiş olması, konuşmanın
lezzetini sizce nereye götürür?
 
Genel olarak bir konuşma sırasında
karşınızdaki kişiyi dinlemek, karşıdaki kişiye verdiğiniz önemi gösterir.
Anlatılanların bütünlüğü için, sürecin bölünmemesi çok büyük önem ihtiva
etmektedir. Bu bütünlüğün tamamlandığını hissettiğiniz anda, karşıdaki kişiyi
rahatsız etmeyecek şekilde, basit araya girmeye yarayan yumuşatıcı cümleler
ile, (Şayet doğru anladıysam, şunu söylemek istiyorsunuz, gibi…) anladıklarınızı geri
besleme olarak verebilir ve “söylenen ve anlananı” teyit edebilirsiniz. Geri
bildirim verirken, yorum katmamaya özen gösteriniz. Yorum katılması, yorumun
içinde yargılama cümleleri içerebileceği için, görüşmenin kesilip bloke
olmasına neden olabilir.   

Yukarıda yapılan tanım ile
basit-etkin dinleme yolunu deneyerek, konuşma başında yemeğinizin lezzetinin
nereye gideceğini görmek ister misiniz?

 
Kemal Başaranoğlu