“Yıl Sonu Görüşmesi”ni Rahatlıkla Başarmak için 4 Altın Kural

Geçen hafta yazdığım makalemde İş Hayatında Yıl Sonu Görüşmesi’nin başarısı için daha çok fiziksel konulara değinmiştik.

Görüşmede sizin kaliteniz, görüşme sürecini nasıl yönettiğiniz ile ölçülebilir. “İlişki Yönetimi ile Ben Farkındalığı”nızı sürece yansıtmak için aşağıdaki dört konuya dikkat etmeniz; sizi takım arkadaşlarınızın En Az 1 Adım Önüne geçirecektir.

 

1. OLUMLUYA ODAKLANIN! Her zaman kendiniz, içinde bulunduğunuz takım ve yöneticinizin olumlu özelliklerine odaklanın! Olumsuz durumlarla ilgili olarak konuşmak kaçınılmaz olduğunda kısa-öz ve objektif geri bildirimlerde bulunun.

 

2. MÜTEVAZİ OLMAYIN, NE İSENİZ TAM OLARAK O OLUN! Evet yanlış duymadınız. Ülkemizde mütevazi olmak yanlış anlaşılıyor. “Yaptığınız işi anlatmayın zaten görülüyordur” gibi bir yaklaşım var. İş bitiren biriyseniz, bunu doğru ifadelerle karşınızdakine anlatınız. Aksi halde Dunning Kruger Sendromu’na yakalananların kariyerde zirveye çıkmalarına şaşırmayın! (*)

 

3. NEZAKET VE SAYGIYI NE OLURSA OLSUN KORUYUN! Konuştuğunuz her cümleye dikkat edin! Zira konuştuğunuz her şey ve görüşme süresince göstereceğiniz davranışlar birçok kişi tarafından öğrenebilecek şeylerdir.

 

4.  PROFESYONEL OLUN: Görüşmelere profesyonelce hazırlanın! Gerekirse profesyonellerden destek alın!

Geçen haftaki makalemle beraber bu makale dikkat alındığında ve farkındalıkla uygulandığında “Yıl Sonu Görüşmesi” artık sizler için “Bir Sonraki Kariyer Adımınızın Hikayesi” olacaktır.

Sizlere Başarılı Ve Huzur Dolu Geçecek Bir “Yıl Sonu Görüşmesi” diliyorum.

 

 

(*) Kısaca Dunning Kruger (ya da Cahil Cesareti) Araştırması Sonuçları

  • Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
  • Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir. 
  • Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler
  • Nitelikleri, eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Business image created by Freepik

“Yıl Sonu Görüşmesi”nin Başarısı için İlk 4 Altın Kural

İş hayatının en zor günlerini yıl sonu değerlendirmelerinin yapıldığı şu günler oluşturmaktadır. Bu dönem aslında sizin bir yıllık süreç içerisinde yaptıklarınıza karşılık alacaklarınızdır; bir nevi hasat dönemi. Bunlar maaş artışı, prim gibi maddi değerler olduğu gibi gelecek kariyerinizde bir sonraki adım da olabilir.

 

 

Sene sonu değerlendirmelerinde genellikle çalışanlar sürece hazır gelmezler. Yöneticilerin onlarla ilgili geri beslemelerini dinler. Sonuçta görüşme gerginlik ya da küskünlük içinde geçer!

Sevgili çalışanlar bu yıl görüşmenizi aşağıdaki ilk dört altın kurala dikkat ederek kendi lehinize çevirebilirsiniz!

 

1. HEDEFLERİNİZİ KONTROL ALTINDA TUTUN! Size önerim, sene başı hedeflerinizi üçer aylık dilimler halinde takip etmenizdir. Bu sayede hedefi kontrol altında tutup onu aşma şansını da kendinize yaratabilirsiniz.

 

 

2. KİM OLDUĞUNUZU ÇOK İYİ BİLİN VE BİLDİĞİNİZİ GÖSTERİN! Görüşmeye giderken mutlaka kendi SWOT’unuzu (Güçlü –Gelişime Açık (*) – Fırsat – Tehdit) oluşturun. Mümkün olduğunca detaylı bir SWOT’unuz olsun.

Her bir SWOT elemanı içinse bir örneğiniz. En az 5 Güçlü, 3 Gelişime Açık, 3 Fırsat, 1 Tehdidinizi tanıyın. İhtiyacınıza göre bunları kullanmaktan çekinmeyin!

Özellikle güçlü yanlarınızı işinize ve içinde bulunduğunuz takıma nasıl yansıttığınızı anlatabilecek durumda olun!

 

 

3. KATMA DEĞERİNİZİ ORTAYA ÇIKARTIN! Yöneticilerin yazılı olan sene başı hedefleri dışında görüşmelerde atladığı çok önemli bir konu vardır. Bunlar yıl içinde gerçekleştirdiğiniz hedefler dışındaki farklı çalışmalardır. Bu nedenle yaptığınız önemli işleri listeleyin. Amacınız kurumunuza yaptığınız katkıyı net bir şekilde göstermektir.

Öncelikle MADDİ KATMA DEĞER varsa bunu gösterin. Aksi halde DİĞER KATMA DEĞERLİ İŞLERE odaklanın. Örneğin etkin işlemeyen bir süreci iyileştirmiş olabilirsiniz! Ya da bir başka çalışma arkadaşınızın probleminin çözümünde katalizör olarak bulunmuş olabilirsiniz. Bunları ifade etmekten çekinmeyin!

 

 

4. KARİYERİNİZİN KONTROLÜNÜN KENDİ ELİNİZDE OLDUĞUNU FARK ETTİRİN: Kendinize ait gelecek vizyonunuz olsun. Yani o gün itibari ile bir sonraki hatta iki sonraki pozisyonlarınızın hayali zihninizde net olsun. Tabii bunu nasıl gerçekleştireceğinizin adımları da.

Bu Arada Yıl Sonu Görüşmelerinde Bir Sonraki Pozisyonunuzu Mutlaka Yazılı Olarak Talep Edin! Bu yer içinde bulunduğunuz takımın sorumlusunun (yani yöneticinizin) yeri olsa bile! İnsan kaynakları yazılı olmayan hiç bir talebin farkında değildir!

 

 

Bunları Okuyarak Başarılı Bir Yıl Sonu Görüşmesi İçin

İlk Adımları Attınız!

Uyguladığınızda Sonuçlarını Da Göreceksiniz!

 

Diğer 4 Altın Kural, 14 Ekim Cumartesi saat 10:00’da günce adresimde…

www.kemalbasaranoglu.com 

Güzel bir pazar diliyorum.

 

(*) SWOT’ta W : Weakness zayıflık olarak geçer. Zayıflık olumsuz bir düşüncedir. Olumsuz bir düşünce üzerinden insanı geliştiremezsiniz. Ben bu nedenle Zayıflık yerine Gelişime Açık diyorum.

 

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Background image created by Luis_molinero – Freepik.com

Başarı Elinizdekilerin Değerini Bilmekten Geçer!

Market alışverişi yaparsınız değil mi? Tam alışverişinizin ortasında bir anda etrafa mis gibi bir koku yayılır. Kokunun geldiği fırın reyonuna doğru ilerlersiniz. Ve çıtır çıtır çıkan pastane ürünlerini görürsünüz. Dayanamaz bu ürünlerden sizi cezbedenlerini sepetinize atarsınız. Hatta bir kısmını da midenize. Aslında duyduğunuz koku sizi bir anda geçmişte bir yerde belki de sizin için özel biri ile ya da özel bir anda yediğiniz bir şeye yönlendiriyor. O güzel anlara, o gün alınan hazza, mutluluğa ve belki de eğlenceye. Bir süre daha o markette gezinmeye devam ettiğinizde, ürün sepetinizde olsa bile aldığınız kokunun etkisinin düştüğünü ya da devam etmediğini fark ediyor musunuz?

Aşağıdaki listedeki alanlardan bazıları ya da hepsinden mutlu olan insan, zaman ilerledikçe elindekilere alıştığı için bu alanların anlamlarını unutur.

  • Aile
  • Akraba
  • Sağlık
  • Çocuk
  • İş
  • Gelir
  • Arkadaşlar/Dostlar
  • İş Arkadaşları
  • Hobiler
  • Spor
  • Kişisel Gelişim
  • ….

 “Daha fazla şöhret ve servete

uyum sağlama kapasitemiz sayesinde

dünün lüksleri günümüzün gereklilikleri ve yarının hatıraları olabilir”

 David Myers

Bugün birçok insanın kendini başarısız görmesi ve bunun sonucunda da mutsuz olmasının arkasında marketteki fırın reyonunun etkisi büyüktür. Zira elde edilenler zaten olduğu için daha da fazlası arayışı başlar. Bu aslında beynin boş durmayı sevmemesinden ileri gelir. Doğrudan doğruya kişinin bu egosunu tatmin etmek üzere bahane üretir.

  • Geçmiş zamanın imkansızlık dolu koşulları,
  • Erken kaybedilmiş ebeveynler
  • Olmamış ya da geç kalınmış bir evlilik
  • Bir takım fiziksel rahatsızlıklar
  • Geç gelen bir çocuk
  • Henüz gelmemiş ya da gecikmiş bir kariyer
  • ….

Viktor Frankl “İnsanın Anlam Arayışı” adlı kitabının ön sözünde şöyle demiştir: “Başarıyı hedeflemeyin – onu ne kadar çok hedeflerseniz o kadar çok kaçırırsınız. Çünkü başarı da mutluluk gibi takip edilemez; insanın kendisinden daha büyük bir yola kendisini adamasının istenmeyen yan etkisi olarak gelmelidir”.

Bu konuda yapabileceğiniz basit bir şey var. Her gün yatmadan önce ya da uyandığınızda varlığına şükredeceğiniz en az bir şeyi özel bir not defterine not edin! Kendi el yazınız ile. Bu sayede beyninize de boş durma şansı vermediğiniz gibi, ara ara okuyarak daha da içselleştirebilirsiniz.

Parfüm alımı yapanlar bilir, birkaç parfüm koklama denemesi sonrasında burun koku almamaya başlar. Satıcılar da sizin denemelere devam etmeniz ve satın almanız için size kahve koklatırlar.

Elinizdekilerin değerinin farkına varmak ve yolda kararlılıkla devam etme motivasyonunuzu korumak için siz kahve yerine neyi koyabilirsiniz?

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Masanın karşısında kaç lira ediyorsunuz?

“İnsan umuda doğru yol
alır”
Tıpkı herkes gibi sizin de zaman
zaman çalıştığınız yerden, yaptığınız işten memnun olmadığınız olur mu? En çok
şikayet edilen konu nedir? Kariyer mi, maaş mı?
Hiç sorguladınız mı, kariyer sizin
için neden değerlidir?
İlerleme, fırsat bolluğuna
erişme, gelişim, tatmin, ekonomik ferahlık (yine para mı çıktı?),…ya da başka
şeyler…
Bir insanın iş ile ilgili değeri
ne olabilir diye sorarsanız bana masanızın boyu ve dengesi kadardır derim.
Aslında insan nasıl kendi ayakları üzerinde duruyorsa, bir masa da sahip olduğu
ayakları üzerinde durmaktadır. İş anlamında gerçekten bir kişinin 4 temel
noktadaki yaklaşımı onun başarısını gösterir.
1. Ayak  TUTKU: Yaptığı işe
karşı beslediği hislerdir. Daha çok insanın Ben’ine hizmet eder.
2. Ayak ETKİ ALANI: Yaptıkları ve ürettikleri ile kaç kişinin hayatına
dokunduğu ve değiştirdiğidir. Bu kişinin ilişkisel boyutuna dokunur.

3. Ayak KATMA DEĞER: Bireylere ya da kurumlara kattıklarını ifade
eder. Hedeflerin gerçekleştirilmesidir.


4. Ayak ADANMIŞLIK: Yaptığı şeyi “iş” olmaktan çıkarır. Hobiden kazanç
elde eder ve maneviyatındaki büyük resme destek olur.
Bu masanın dengesizliğinde dört
ayaktan her biri ne sonuçlar doğurur;
Tutku dengesizse, zorlama işe gelinir. Günü kurtarmak hedeftir.

Etki Alanı dengesiz kalıyorsa, az tanınmışlık, düşük fayda,
tatminsizlik ortaya çıkar.


Katma Değer dengesizse, fayda azdır. Verimsizlik hatta şirketler
için külfet olan bir çalışan var demektir.


Adanmışlık dengesiz kalıyorsa, o şey “iş” olmaktan yapılması
gerekenden başka bir şey olmaz. Bir gün çalışılır, bir gün çalışılmak istenmez.
Birey arayışa (kimi zaman sahte bir arayışı) çıkar.
Kır masalarının ayakları
genellikle oynar ve masaya ilk oturan kişi, ayakları kontrol eder ve buna
karşılık hangi ayakta sıkıntı var ise o ayağı sabitlemek üzere bir şey
sıkıştırır (Peçete, taş,..vs)

Peki siz masanın karşısında değerinizi net bir şekilde telaffuz etmek için
hangi alan(lar)ın üzerine çalışmak zorundasınız? Bu alanlar üzerinde çalışmak
sizin değerinizi nereye taşır?


Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu

Başarı… Sonuç mu? Yolculuk mu?

Kendisini “başarısız” olarak değerlendirenleri ilgilendiriyor bu yazı…
Yine bir senenin son günlerine geldik. İş hayatında sene sonu değerlendirmelerinin başladığı ya da tamamlandığı dönemlerdir bu günler. İş için değerlendirme yaparız da, yaşamın diğer tüm alanları için niçin yapmayız?Yaşamın tüm alanları birbiri içinde değil midir? Aileden ayrı bir iş düşünebilir misiniz? Ya da sağlıktan bağımsız bir kişisel gelişim? Kişisel gelişimden bağımsız bir gelir/ekonomi…
Geride bıraktığımız yıl için sadece kendinize şu soruları sormanız kısa bir değerlendirme yapmanız için yeterli olacaktır.
  • Geçen sene benim için önemli olan yaşam alanlarım hangileriydi?
      …..
  • Bu alanlardaki tatmin değerime bir not verirsem, en fazla 10
    üzerinden kaç alırdı?
       …..
  • Genel olarak tüm alanlarımı düşündüğümde tatmin notum kaç
    olurdu?
       …..
  • Geride bıraktığımız yıl olumlu olan olayların listesini
    yaparsanız neleri sıralarsınız?
       …..
  • Geçen yıl yaşam alanlarımda olmayan ama bu yıl olması
    gereken yaşam alanlarım nelerdir?
       …..
Başarıyı nasıl tanımlarsınız? Cümlelerinizde olumlu kelimeler seçerek başarıyı nasıl tanımladığınızı bir kâğıda yazar mısınız? Başarı tanımınıza baktığınızda neler buluyorsunuz?
  • Ulaşmak istenen yeni bir unvan mı?
  • Tamamlanması gereken bir akademik kariyer mi?
  • Bir sevgili ile kurulmak istenen aile mi?
  • Ekonomik olarak gelir seviyesinin bir şekilde arttırılması mı?
  • Daha sağlıklı olmak için yapılması gerekenler mi? (Spor yapmak, sigarayı bırakmak, beslenme alışkanlığını olumluya taşımak, … vs.

 

Bu hafta içinde Gandhi üzerine bir miktar araştırma yaptım. Gandhi’nin pasif duruşunun arkasında özgür ve tek bir Hindistan hayali vardı (Müslümanlar ve Hindular beraber şekilde). Gadhi’nin hayat felsefesi ve Hindistan’ın özgürlüğüne kavuşma sürecine baktığımda, aslında Gandhi’nin amacının, batı toplumlarında olduğu gibi doğrudan doğruya sonuca ulaşmak olmadığını görüyorum. Onun için bu süreçte izlenen yol da en az süreç kadar değerli… Bu nedenledir ki defalarca canı pahasına ölüm orucuna girmekten hiç çekinmedi.
Şimdi başarısızlıklarınıza baktığınızda, bu başarısızlık süreçlerinden olumlu olarak ne tür çıkarımlarda bulunabilirsiniz?

 

  • Unvan elde edeyim derken gösterdiğiniz olağanüstü çabalar
    nedeni ile kullandığınız kapasitenizin çok üzerinde bir kapasitenizin olduğunu
    ve istediğiniz unvanın çok daha ötesinde elde edebileceklerinizin olduğunu mu
    fark ettiniz?
  • Akademik kariyer elde etmeye çalışırken, bugüne kadar fark
    etmediğiniz yeni ve sizi birkaç adım ileri götüren, aydınlatan fikirler ve
    insanlarla mı tanıştınız?
  • İlişki seviyesini aileye taşımak isterken, gerçekten kendinizi tanıma fırsatına mı eriştiniz?
  • Gelir seviyenizi arttırmak amacı ile çıktığınız yolda, kendinizi mi geliştirdiniz?
  • Sağlığınız için çabalarken, kökleşmiş ve sizi yok eden alışkanlıklarınızla mı karşılaştınız?

 

Şimdi, bir yıllık yolculuğunuzda başarısızlıklarınıza baktığınızda elde ettiğiniz farkındalıklar, başarısız olduğunuzu mu söylüyor gerçekten? Yukarıda bulduklarınızı 2017 yılında daha bilinçli ve farkındalıkla hayatınıza geçirirseniz, önce size sonra çevrenize ve tüm insanlığa nasıl katkıda bulunabilirsiniz?
Bilim insanlarının öğrenilmiş çaresizlik üzerine yaptığı deneyi biliyor musunuz? Aç bir köpek balığını büyük bir akvaryumda tutarlar. Balık tüm akvaryumu yiyecek bulmak için gezinir ve bulamaz. Daha sonra akvaryumun yanına bir akvaryum daha konur ve içine de küçük bir balık bırakılır. Köpek balığı, küçük balığı görür görmez yemek üzere hareket geçer ama cama çarparak durur. Birkaç denemeden sonra köpek balığı küçük balığı yiyebileceği inancını kaybeder. Daha sonra bilim insanları, küçük balığını köpek balığının akvaryumu içine bırakır ve köpek balığının dikkatini bu balığa çekmeye çalışırlar. Balık hala küçük balığı yememektedir. Köpek balığı gibi inançlarınız oluşmuşsa, acaba elde edemedikleriniz sizi besliyor ve bu nedenle bu konfor alanında yaşıyor olabilir misiniz?

Şimdi tüm inançlarınızı kenara bırakıp her türlü imkanınız olduğunda 2017’de neler yapabileceğinizi hayal etmenizi istiyorum. Benim 2017 yılı bilinçli farkındalık yolculuğu için önerilerim:

  • Kendinize bir 2017 ajandası edinin.
  • Ajandanın 2016’dan kalan günlerine;
    • Öncelikle ‘’2017 yılı için niyetler’’ diye yazın ve her bir yaşam alanınız ile ilgili olarak somut niyetlerde bulunup niyet ettiğiniz tarihi ve imzanızı altına atın.
    • Kendi farkındalığınızı arttırmak ve kendinizi tanımak için bir yıllık bir bütçe ve bu bütçeyi nasıl kullanacağınıza karar verin. Ayrıca o yıl içinde mutlaka bu kapsamda bu bütçeyi kullanın. Bunlar sizin hayatınızda acil olmayan ama önemli olan şeylerdir. Örneğin okunacak kitaplar, gidilecek atölye çalışmaları ya da eğitimler, alınacak koçluklar – danışmanlıklar, izlenecek filmler.
    • Mutlaka yeni bir yer görmeye çalışın. Bulunduğunuz ildeki hiç gitmediğiniz bir tarihi ya da ören yeri de olabilir. Bu yeni yeri her noktasını daha gitmeden bir çocuk merakı içinde araştırın. Gittiğinizde de her taşın altına dikkatlice bakın!
    • İnsana daha fazla dokunun. Sosyal sorumluluk projelerini araştırın ve size uyanların içinde yer alın. Bütçenize göre bağış ve yardımlarda bulunun. Eski okumadığınız kitap ve kıyafetler en temel başlangıç noktanız olabilir.
    • Çocukların oyunlarını gözlemleyerek, nasıl merak ettiklerini ve nasıl eğlendiklerini görün! Çocuk merakını ve eğlencesini kendinize taşıyacak yollar belirleyin.
    • Öngördüğünüz şeyleri gerçekleştirme niyeti ile aylara ve günlere göre planlayın.
    • Affedeceğiniz en az 4 kişinin ismini yazın!
2017 yılının,
  • Her yeni gününde gerçekleştirdiğiniz ya da başınızdan geçen olumlu olayları ajandanıza kısa notlar halinde işleyin.
  • Her ay sonunda o ay yazdıklarınızı gözden geçirin ve onları yaşamış olmanın doyumunu tüm benliğinizde hissedin.
  • Yıl içinde en az 3 defa listenizi kontrol edin. Nerede olduğunuzu sorgulayın ve gerekirse tekrar planlayın.

 

Bu arada ülkemiz ve dünya için de birer olumlu niyette bulunun ve bunun için alacağınız eylem adımlarını da tanımlamayı ihmal etmeyin.

 

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
Turuncu Yeşil Koçluk

kemalbasaranoglu@gmail.com

Linkedin Turuncu Yeşil

 

Eğitime Karşı ya da Eğitimin Yanında Koçluk!


Bugün kurumların bütçelerinde önemli bir kalem olan ve aynı zamanda her yıl
yüzlerce ya da binlerce kişiye sundukları kişisel gelişim eğitimlerden bahsetmek istiyorum.
Eğitim kelime anlamı olarak bir kişide bir beceri yaratmak için bir başkası
tarafından bilgilendirilmedir. Sürece bakınca iki temel nokta bulunmaktadır.
–         
Bir kişi bilgisini aktarır.
–         
Diğer kişi bilgiyi dinleyerek, izleyerek ve kimi
zaman tecrübe ederek öğrenir.
Sürecin
kritik noktaları ise, eğitime katılacak kişinin istekliliği, edinilen bilginin
eğitim sırasında öğrenilmesi ve özümsenerek hayatın içindeki ilgili alanlara
dahil edilebilmesidir. Bunların tam olarak gerçekleştirilememesi eğitimin
başarısını düşürmektedir.
İş
hayatına girdiğim yıllarda, kurumlar çalışanlarını öncelikle eksik olduğu
tarafları geliştirmesi için (neyse ki, artık eksik taraf yerine gelişime açık
taraflar ile uğraşılmaktadır) eğitimlere gönderirlerdi.  Ayrıca kurumun çalışanını kendi bünyesinde
çalışmaya devam ettirebilmesi için İnsan Kaynakları birimlerinin en temel
enstrümanlarından biri eğitim idi. Zira kurumlar çalışanlarına bu eğitimlerle
‘değerli’ olduklarını hissettiriyorlardı.
Aslında
çalışanlar için her bir eğitim bir ‘es’ vermek ya da nefes almak olsa da içerik
ne olursa olsun, çalışanların şirketten uzak bir otelde, şirket içinde belki
hiç kesişmediği biri ile aynı eğitime girmesi, öğlen yemeğini otelin
restoranında alması farklı bir motivasyon ve tatmin olarak çalışana
dönmekteydi.
Bu
eğitimlerin bazıları ise sadece yönetim kademelerine geleceklere ya da yönetim
kademelerinde olanlara verildiği için, bu eğitimlere katılma şansını
yakalayanlar için ciddi bir tatmin, kurum tarafından değerli görülmüş olmak ve
gelecek vaad eden potansiyel olarak algılanma söz konusudur. Bunun sonucu kurum
için adanmış, şirketine öncelik veren ve sadık çalışan profilleridir.
Bugün
geldiğimiz noktada, kurumlar stratejilerini ekonomik sebepler göz önünde
bulundurularak hala eğitim yönünde tercih yapmaya devam etse de (zira 10-20
kişinin tek bir seansta aldığı eğitim bedeli ile kimi zaman sadece bir kişi
belirli bir süre koçluk hizmeti alabilir), durum artık geri dönülmez bir
değişime girmiştir. Eğitimin tek başına kişilerin gerek davranışlarında gerekse
performanslarında istenilen sonuçlar vermediği tespit edilmektedir.
Yapılan
araştırmalara göre sadece eğitim verilmesi geçici bir performans artışına neden
olmaktadır. 

Bu
şema eğitim sonrası artan bir performans ve davranış değişikliği ile nasıl sonuçlanabilir?
Koçluk bir sihirli değnek mi?

Yukarıdaki şemada da görüldüğü gibi koçluk çok önemli ve değerli bir çalışma… Eğitim
sonrası alınan koçluğun performansa gerek sonuç gerekse davranış olarak yansıması
88%
olarak ölçülmüştür.
Sihirli
bir değnek olarak koçluk
  • kişiye özel bir hizmettir.
  • kişinin tamamen isteği ile yürüyecek bir süreç
    olacağı için, sorumluluk tamamen kişiye bağlıdır.
  • kişiye 1-1,5 saat boyunca kendi kendini ifade
    etmesi için alan açar.
  • işinin potansiyelinin daha büyük olduğunu,
    isterse bunu hayatına geçirebileceğini ve daha farklı sonuçlar alabileceğini
    gösterir.
  • kişinin istediği sonuçları alabilmesi için
    ihtiyaç duyduğu kaynaklara sahip olduğunu, sadece bunlara nasıl ulaşabileceğini
    ve bunları hayatına nasıl alacağını buldurur.
  • koçun nötr ve kişiye düşünme alanı açan koç
    konumu yaklaşımları ve güçlü soruları ile kendini her açıdan sorgulamasına
    yardımcı olur.
  • sorgulama sürecinde kişinin değer ve inançlarını
    da göz önüne alarak kişinin en doğru çözümü kendisinin bulmasına yardımcı olur.
  • kendi içinde kişiye öğrenme fırsatı sunar.
  • kişiye hem kendi hem de yaşamındaki tüm
    alanların uyum içinde olması için düşünme fırsatı vererek, kişiyi büyük resme
    odaklar.
  • kurumlara kendi kendini yönetebilen, çözüm
    odaklı çalışanlar sağlar.
  • kurumların barındırdıkları liderlerin ortaya
    çıkmasına yardımcı olur.
  • kurumların kaynaklarını en etkin şekilde
    yönlendirmesine yardımcı olur.
  • kişilerin ve bunun sonunda kurumların iletişim
    yetkinliklerini geliştirir.
  • kurumlara çalışanlarının gerçekten kurumda
    kalmasının ya da ayrılmasının faydalarını sunar.

Bu
listedeki örnekler bir koç tarafından ya da koçluk sürecinin getirilerini
hayatında davranışa dönüştürmüş biri tarafından rahatlıkla arttırılabilir.

Yukarıdaki liste göz önünde bulundurulduğunda, var olan Y jenerasyonu ve gelecek
jenerasyonlar için koçluğun düz bir eğitimden daha değerli olduğu fark
edilebilir.
Zira Y ve sonrası jenerasyon kendini keşfetmeye çalışan ve sınırlarını görmek için zorlayan bir jenerasyondur (*).


Bu yazıda sadece eğitimleri koçlukla destekleyin demiyorum aksine bağımsız
olarak koçluk alınabilir ve alınmalıdır da demek istiyorum.
Bu sayede gerçek
ihtiyaçlar ortaya çıkar. Eğitim yerine başka ihtiyaçlar da söz konusu olabilir
(mentörlük, terapist ya da diğer uzmanlıklar, …).
‘Artık süreci paket eğitimlere bırakmak
yerine kurumun ihtiyacı olan konuların belirlenerek kurumlara koçluk destekli özel
eğitimler ya da atölye çalışmaları (deneyimleme ve sonuçları alma açısından
eğitime göre çok daha sonuç odaklı) yaparsanız, sizce kuruma mevcut eğitim katkısına
göre ne kadar daha fazla katkı sağlarsınız?
Son
söz beyaz yaka çalışanlar için… 
Her şeyi içinde bulunduğunuz kurumdan beklemeyin.
Kendinize şunu sorun:
‘Kendimi tanımak, limitlerimi aşmak,
üzerime yapıştırılan etiketlerden doğru olmayanlarından sıyrılmak (dinleme,
iletişimi, empati, özgüven, … vb. düşük gibi), kendime en iyi ve en uygun
olan koşulları sağlamak için 
bir koç ile çalışmaya değer mi?
Yolunuz açık, yolculuklarınız keyif dolu olsun…

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Koç
Turuncu Yeşil Koçluk

2016-2017 çalışma yılında neleri başarmayı planlıyorsunuz?

Okulların kapandığı ve açıldığı Haziran ile Eylül
arası dönem genellikle tatil olarak geçirilen süreçlerdir. Tatilin en yoğun
yaşandığı bu Ağustos günlerinde, tam bir yılın karşılığında kıdeme göre 14 gün
ile 1 ay civarında bir izin yapıyoruz.
Uzun süre kurumsal hayatta farklı kademelerde
çalışan biri olarak, tatilin gelmeye başladığını hissettiğimiz Haziran-Temmuz
aylarında arkadaşlarımızla içimiz pırpır eder ve o uzun (!) tatil sürecini planlardık.
Tatil biter ve işe tekrar başladığımızda hep aynı cümleleri söylerdik: ’Yine
çabuk geçen bir yıl oldu. Altı üstü .. gün tatil için 52 hafta çalışmamız
gerekiyor’
. Bu sözü söylerken maalesef tatil dönüşünün keyfi ve tatlı
tebessümünü her zaman taşıyamıyorduk.
Her tatil döneminde geçen bir yılımı
değerlendirirdim. Bu, kendimle yaptığım bir iç hesaplaşma idi. Bir örnekle
açıklamak gerekirse; bir arsam vardı ve ben bu arsama bir ev yapmayı planladım.
Bir yıllık zaman sonucunda planımın neresinde olduğunu görmeye çalışıyordum.
Öncelikle mevcut durum analizi için (yani evin
öngörülen planlamaya göre ne kadarı yapıldı) kendime şu soruyu sorardım:
Ben
geçen sene başında ne yapmayı öngörmüştüm
ve
öngörülerimin
ne kadarını gerçekleştirdim?

Daha sonra şayet öngörülerimde
beklenen performansın üzerinde bir durum ile karşı karşıyaysam (evi istediğim
planlamaya göre yapmamın yanında  bahçe
düzenlemesini de bir sonraki yıldan öne çekmiş olayım), şu soru ardından
gelirdi.
Bu
süreç içinde hangi elemanlar (yeni sorumluluklar, çalışkanlığım, yönetimin
desteği, çalışma arkadaşlarımın desteği, kendi kişisel gelişimim için aldığım
destekler (koçluk, mentörlük, eğitim), şansım, 
… vb. gibi) benim bu sonucu elde etmemde rol oynadı?

Bunlardan
hangilerini sürdürülebilir bir performans için önümüzdeki sene içinde tekrar
kullanmalıyım?



Öngörülen performansın altında
bir sonuç ile karşı karşıyaysam (evin kabasını ancak bitirdim, içerisi ve
detayı kaldı), hemen şu soru ve bu soruya  olumlu olarak verdiğim cevaplarla kendime
gelişim alanları yakalamaya çalışırdım.
Ben
neyi nasıl yapsaydım istediğim sonucu ve hatta daha iyisini elde ederdim?

Geçen
yılın performansına bir not versem kaç verirdim (on üzerinden)?

Verdiğim
bu notu bir ya da iki birim yukarı çıkarmak için neleri nasıl yapardım?



Yukarıdaki cevaplar aslında bir
sonraki yılın başarısı için kendime hazırlığını yaptığım çok değerli bilgilerdir.
Daha sonra, yukarıdaki bilgileri
unutur ve bir yıl sonrasını hayal ederdim (ev haricinde ne istiyorum?). Bir yıl
sonraki kimliğimle, nerede/neler yaptığımı ve bunları yaparken hangi becerileri
taşıdığımı gözlerimin önünde izler, dinler ve hissederdim. Bu görüntülere
ulaşmak neden benim için bu kadar önemli diye kendime sorardım.
Önümüzdeki
1 yılın tamamlandığını varsayarsam ve her türlü koşullar benim başarıma hizmet
edecek şekilde çalışırsa, bir yıllık süreç içerisinde nelerin gerçekleştiğini
görürüm/duyarım/hissederim?

Bu
sürecin bu şekilde başarılı geçmesinde neler beni destekler?

Bir
yıllık sürecin sonuna kadar sürdürülebilir bir performansı nasıl sağlarım?
Yukarıda zihnimden geçenleri bir
yere not ettikten sonra, son olarak şu soru ile dosyayı kapatırdım.


Geçen
yıl sonu değerlendirmesinde tespit ettiğim yukarıdaki elemanlar başarı için
tespit ettiğim önemli elemanlar idi.
Bunlardan
hangilerini yeni yıl hedeflerinde kullanmak sürecin daha iyi ve hızlı sonuçlar
elde etmeme yardımcı olur?



Gelecek yıl planınızı yaparken kendinize
yukarıdaki sorular sormaya ne dersiniz? 
Gönül rahatlığı ile tatilinize devam
edebilirsiniz. Sürecin başarılı bir şekilde sürdürülebilirliği için profesyonel
destek hizmetlerinden faydalanınız.
Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Koç
Turuncu Yeşil Koçluk
info@tykocluk.com

Hayatınızın resmini çizerken, nasıl başarıyorsunuz?

Dünyaya farkındalık dolu gözlerle bakmak!
14 yıllık kurumsal kariyerimi, son birkaç yıl içinde yaşadığım anlamlı, değerli ve önemli farkındalıklarla çok yakında noktalıyorum.  Belki o konuyu ve yaşadığım süreci bir gün sizlerle paylaşacağım ama bugünkü yazım bunun üzerine değil, bir konferans üzerinden. Sizlere ICF Türkiye’nin (Uluslararası Koçluk Federasyonu-Türkiye) organize ettiği ve 2 gündür katıldığım Koçluk Kongresi sonunda, bir süredir zaten yaptığım yeni mesleğimi farklı bir şekilde ifade edeceğim.
Bireysel özgürlüğün ilk basamağı farkındalıktır. 
Don Miguel Ruiz
Gözlerinizin önüne bir tuval, rengârenk boyalar ve farklı boyutlarda fırçalar getirin. Siz bir ressam olun. Boyalar ve fırçalar ile var olan tuvale dokunuşlar yaparak bir resim resmedeceğinizi hayal edin. Bu dokunuşların her birini kendi istediğiniz fırça kalınlığı ve istediğiniz renklerle yapmaya başlayın. Bu iş için bir süre koymayın ve istediğiniz zaman oturun tuvalinizin karşısına ve başlayın fırçanızı o tuvalin üzerinde dolaştırmaya. Dokunuşlarınız aynı renk ve kalınlıkta bir fırçadan çıkabileceği gibi, gökkuşağı renklerinin coşkusunu size hissettiren farklı renk ve kalınlıklardaki fırça izlerinden de oluşabilir. Yine de tuvalinizin üzerinde rengi değiştirmeden de sadece fırça kalınlıkları ile oynayarak da fark yaratabilirsiniz! Ve gün gelir, o tuval üzerinde resiminiz tamamlar kendinizi ve duygularınızı görürsünüz. Şayet tuvaldeki resim sizin hatırlanma şeklinizi ifade ediyor olsa idi, nasıl bir resim olurdu?
Gerek bugüne kadar elde ettiğim yetkinlikler, gerekse iki gündür katıldığım atölye çalışmaları, söyleşi ve paneller sonucunda koçluk mesleğini yukarıdaki gibi imgelemek geldi şu saatlerde içimden. Yani aslında siz önünüzde duran renkler ve farklı boyutlardaki fırçaların farkına vararak hayatınızın resmini yapmak için uğraşıyorsunuz. Kimi zaman tek düze bir yaşam kimi zaman ise renk cümbüşü arasında dolu dolu …
Bu resmi siz yaptınız anlaşıldı ama koç ve koçluk bu sürecin neresinde?
Koç aslında bu sürecin her yerinde… Biraz karıştı mı aklınız, açıklayayım. Koç aslında size nasıl hatırlanmak istediğinizi sorgulattığı, o kaybolduğunuz yerde! Bunu sorgulatırken size hayatınızda seçimlerin olduğunu fark ettirdiği o farklı boyutlardaki fırçalarda ve renk paletinde. Kimi zamansa sizi o tuvalin başına getirme isteği yaratma noktasında. Ya da boş tuvali ne ile doldurmak istediğinizi size buldurma aşamasında. Niyet etmek isteyip istemediğinizi kurcaladığı, sizin nefesinizi kestiği o anda! Hangi rengin size en iyi gittiğini size hayal ettiren ve bu hayalin ötesinde bu rengi cesurca tuvale vurduran parmaklarınızın üzerinde…
Koçluk bir yolculuk ya da bir süreçtir. Neil Scotton geçen günlerde aklımdan geçeni dün konferansta dile getirdi: ‘Koçlar sürece girip süreçten etkilenmeden çıkan birer katalizördür ve süreci istenilen noktaya getirir’.
Koç, insana yapacağı küçük dokunuşlarla karınca adımı kadar adım attırabilecek bir kişidir. Koçluğu deneyimleyen ve deneyimleten biri olarak sakın küçümsemeyin o karınca adımını! Bazısı için çok büyüktür ve bir hayatı değiştirir bu adımlar zamanı geldiğinde! Önemli olan bu adımı atmak için anda olmak ve ona uyumlanmaktır. Gerektiğinde beden ile zihni aynı noktaya getirmektir. Tabi bunların hepsinin özünde istemek gelmektedir.

İstemek, niyet etmek, fark etmek, değerler etrafında değişmek! Kararlılıkla motivasyonu ilk günkü seviyede tutarak!

Yolun açık olsun yolcu! Değerli limanlarda, yaşamının her dakikasının tadını çıkartarak mutluluğa ve huzura erişmen dileğiyle…
İyi eğlenceler kaptan! Her yolculuğunda nereye gideceğini bilmeyerek, açık denizlerde ve her türlü hava koşullarında yolcunu ulaşmak istediği limanlara güven, keyif ve tatmin içinde ulaştırdığını bilmemin huzuru ile…

Bu yolculuğun başarısı, sürecin içindeki geribildirimde saklı…

Farkındalık bir aracın farlarını açmak ve ön camını silmek gibidir,  
Unutmayın ki, farkındalığın kendisi iyileştiricidir. 
Timothy Gallwey


Kemal Başaranoğlu
04.05.2016 – 23.45

kemal.basaranoglu@gmail.com

Hayat bir okuldur. Öğrenmeye hazırlanın! “Farkındalık ve Değişimden Hayallerden Gerçeklere”

Çevrenizde
olup bitene siz karar veremeseniz bile
kendi
tepkilerinizi belirleyebilirsiniz.
Tepkileriniz
yaşamınızın düşüne,
kişisel
düşünüze yol gösterecektir.
Don
Miguel Ruiz
Size hayatınızı nasıl yönetiyorsunuz
dersem, bana ne söylersiniz? Kendi düşüncelerinizi mi, yoksa etrafınızda
bulunan kişilerin düşüncelerini mi? Peki bu düşüncelerin arkasında daha derinde
nelerin hayatımızı yönettiğini biliyor musunuz?

İnançlarımız
ve Değerlerimiz!
Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde
inanç şu şekilde tanımlanmaktadır: ‘inanılan şey, görüş ve öğreti’. Özüne
indiğinizde inançlarımız genelde gerekçe ifade eden cümlelerdir ve olumlu
inançlar olduğu gibi olumsuz inançlarda vardır. Bir koçluk alanımın inancını
hiç unutmuyorum. Bana demişti ki; ‘Şayet
anne ve babamın rızası olmayan bir şey gerçekleştirirsem (konusu yurt dışında
okumak idi), işlerim yolunda gitmez
’. Bu inanca baktığımızda aslında
kısmen olumlu görünse bile (anne-baba rızası olan her şeyde iyi sonuç alacağına
inanç), inancın bütünü onu kısıtladığı için olumsuz bir inançtı.
Gelmiş geçmiş bunca yıllık öğrenilmişliklere bakınca biz bu inançlarımız ile nasıl hayatımızı kısıtlamadan
daha özgür ve değerli tutup, yaşam amacımızı gerçekleştirebiliriz? Değerlerimize tutunarak. 
Hayatta
her şey, sizin onlara verdiğiniz değerdedir.
Değerin
tanımını ise TDK şöyle ifade etmektedir: Bir şeyin
önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet’
. Ben
ise değeri kısaca, yaptığımız
davranışların arkasındaki derin anlam
olarak adlandırıyorum. Ve hayatımızın
pusulasının bu değerlerden oluşturduğunu biliyorum. Genelde tek kelime, soyut
ve olumlu olan değerlerimize iyice sarılmak gerekir. Öyle ki bunlar sizinle andadır; inançlar gibi geçmiş ya da geleceğinizde değil.
Kendi değer ve inançlarınızı
tanıdıktan sonra motivasyonunuzun şifrelerini de öğrenerek hayatınızda fark yaratabilirsiniz.
Bunun için yapmanız gereken tek şey içinize dönmeyi başarmak! (*)
Kemal Başaranoğlu
kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com
Hayat bir okuldur. Öğrenmeye
hazırlanın adlı Koçluk bakış açısından öğrenme ve içselleştirmelerin 3. Aşaması olan “Farkındalık
ve Değişimden Hayallerden Gerçeklere”
adlı
çalışmamın sonuncusu bu akşam (25 Nisan Pazartesi), 19:00’da Bursa Nilüfer
Dernekler Yerleşkesi’nde.