Profesyonel Koç Olma Yolundakilere Öğütler…

Deneyimli Bir Profesyonel Koç’un, Koçluk Yolculuğuna Çıkan Profesyonel Koç’a Öğüdü! (*)

 

 

Ey Profesyonel Koç!

Artık “Profesyonel”sin,

Bundan sonra konuşmak koçluk alanlarına; dinlemek sana…

Dırdırlanma onlara; onları tam zamanında bölmek, yola koymak sana…

Hikâye yazmak onlara; “hikâyeye değil onlara koçluk yapmak” sana…

Kopmak, dağılmak onlara; toparlamak, gündeme getirmek sana…

 

 

Ey Profesyonel Koç!

Bundan sonra “geçmiş” onlarda; ana getirmek ve geleceğe götürmek sende,

“Harekete geçmek” onlarda, “bunun değerini fark ettirmek, yol arkadaşlığı yapmak” sende,

Geçmişte dolanmak onlarda, geleceğin mucize anlarına taşımak sende.

 

 

Ey Profesyonel Koç!

Sabır çok önemlidir.

Bir profesyonel koç sabrederek, odaklanarak ve azimle koçluk alanlarını oluşturur,

Vaktinden önce çiçek açmaz, ham armut yenmez;

Yense bile bağrında kalır.

Yetkin olmayan, sabırsız bir koç da tıpkı ham armut gibidir.

 

 

Ey Profesyonel Koç!

Yaptıkların, insanlığa yarar getirsin,

Işığını parıldatsın.

Uzaklardakilere de dalga dalga ulaştırsın.

Sana kendini geliştirebileceğin niş alanlar,

Farkındalık katabileceğin insanlar getirsin.

 

 

Ey Profesyonel Koç!

Yükün ağır, işin çetin, gücün “Kararlı, Odaklı, Çalışkan Olmana” bağlı.

Aldığın eğitimlerin,  aldığın koçluklar, yaptığın koçluklar,

Mentörlükler ve süpervizyon en büyük yardımcındır,

Profesyonel Koç’luğunun başarısının garantisidir.

Sen ve diğer gelişime açık profesyonel koç arkadaşların,

İnsana ve insanlığa farkındalık katmak istediğinde,

Yetkin koçlar, mentörler, süpervizörler her zaman destek olmaya hazırdır

 

Ey Profesyonel Koç!

Bir Profesyonel Koç bir hafta koçluk yapmadı mı,

Allah korusun, huzursuz olur!

Koç kişi harekete geçmezse uyuşur.

Uyuşunca laflamaya başlar, laf atalete dönüşür.

Atalet başlayınca da gayri iflah etmez.

Profesyonel KOÇ Olmaz!

Sen sen ol!

Her hafta en az 4 koçluğun olsun.

Olsun ki, PROFESYONEL KOÇ Ol!

Koç Olan, koçluğunu yapar,

Geriye farkındalığı, gelişen, değişen ve dönüşen bir insan bırakır.

 

 

Ey Profesyonel Koç!

En büyük zafer nefsini tanımaktır.

Bir Profesyonel KOÇ olarak OLDUM deme,

Hep Olmak üzerine kendini geliştir.

Her koçluğunun arkasından kendini değerlendir!

Düşman, insanın kendisidir.

Dost ise, nefsi tanıyanın kendisi.

 

Ey Profesyonel Koç!

İnsana dokun ki insan içindeki olumluyu ortaya çıkarsın.

Ona her zaman kucak aç! Varlığını duy!

İnsanı harekete geçiren de diri tutan da, insanın içindeki iyi taraftır.

 

Ey Profesyonel Koç!

Her anın insan, odağın insanlık için olsun!

Muhtaç olduğu kudret, kendi iç kaynaklarında saklıdır!

 

Kemal Başaranoğlu, PCC

30.12.2018

(*) Şeyh Edebali’nin Osmangazi’ye nasihatından esinlenilmiştir.

Küçük Bir Farkındalıkla Büyük Taşları Oynatın

Aktif koçluk ve danışmanlık yapan, yöneticiler ve çalışanlarla çokça zaman geçiren biri olarak bugüne kadar “farkındalığım yok” diyen birini görmedim. Aksine her seferinde “benim farkındalığım diğerlerine göre çok yüksek” cümlesini defalarca işittim. Bu cümlelerin, içine girilen çalışmalarla beraber “farkındalığım yavaş yavaş artıyor” cümlesine dönüştüğüne de defalarca şahit oldum.

…….

80-20 oranından farkındalık yaşamak denildiğinde zihin perdenizde neler canlanıyor?

Bu, İtalyan ekonomist Pareto’nun bulduğu bir oran. Pareto, yaptığı çalışmalarda, İtalya’daki servetin yüzde 80’ine nüfusun yüzde 20’sinin sahip olduğunu görür. Daha sonra yaptığı birçok gözlem sonucunda, ‘bir çıktının yüzde 80’ini bir girdinin yüzde 20’si oluşturmaktadır’ ya da ‘sonuçların yüzde 80’i nedenlerin yüzde 20’sinden gelir’ fikrini ortaya koyar.  Bugün özellikle iş dünyası bunu aktif bir şekilde süreçlerinde kullanıyor. Bu 80-20 kimi zaman 90-10 ya da 70-30’da olabiliyor. Ama 50-50 değil.

…..

Bill Gates’in “Zor işleri hep tembel birine veririm. Çünkü o mutlaka o işi yapmanın kolay bir yolunu bulur” sözü En Az Çaba Kuralı’nın bir uygulaması olabilir mi?

……..

Farkındalık çok değerlidir. 2 Dakikalık keşfe çıkmak, farkındalığın en önemli tetikleyicisidir.

……

Devam HBR Blog’da..

Kemal Başaranoğlu, PCC

Farklı Kapıları Açacak 7 Anahtar

Bir parça balın ötesinde kovanı görebilmek, size kariyerinizde hangi adımları attırır?…

Ferrari’ye Yakıt Olarak LPG Sunulursa Ne Olur?

Geç Gelen Adaletin Çalışana Kaybettirdiği ve Hatta Kaybettireceği Fırsatlar Neler Olabilir?

Size Yeni Kapılar Açabileceğiniz Anahtarlar Versem, Hayatınızda Hangi Kapıları Açmak İsterdiniz?

HBR Türkiye’de yayınlanan Potansiyel ve Liderlik Odağından Kariyere Yolculuk yazıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz..

Mayıs ayının yazısı HBR Türkiye’de…

https://hbrturkiye.com/blog/farkli-kapilari-acacak-7-anahtar

 

Herkes Profesyonel Koç Olabilir Mi?

 Nasıl ICF Unvanlı Bir Koç Olabilirsiniz?

Bir PCC’nin Keyifli Çetin Yolculuğu -1-

Bu yazıyı şayet okuyorsanız ya mesleğe olan merakınızdan ya da profesyonel koç olmayı düşünmekten ya da zaten bir koç olduğunuz ve kendinize nasıl daha fazla katkı sağlayabileceğinizi öğrenmek için okuduğunuza inanıyorum.

Öncelikle Koçlar Dünyasına hoş geldiniz. Amacım aslında “Profesyonel Koç Kimliğini” nasıl üzerinize giyebileceğinizi adım adım birkaç günce yazısı ile sizlere hap şeklinde aktarmaktır. Herhangi bir sorunuz olursa ya da yardım edebileceğim bir şey, lütfen bana iletişim bilgilerimden ulaşın.

Yazının devamı Denge Merkezi Blogunda….

  •  Kariyerinizde Adım Adım İlerlemek ya da Sıçrama mı Yaşamak İstiyorsunuz? “Benim Hikayem” diyeceğiniz, Kariyer Farkındalık Programımın 3. Takımı, 5 Şubat Pazartesi saat 20:10’da açılıyor. Bilgi Almak İçin Kayıt Formu Aşağıdadır.

Benim Hikayem

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Tree image created by Kjpargeter – Freepik.com

Kariyer Yolculuğunu Yöneticilikten Liderliğe Dönüştürmek İçin 9 Gelişim Noktası

Kariyer hayatını bir yolculuğa benzetirim. Hepimiz bir araba olsak, kendi arabamızla bu yolculuğu gerçekleştiririz. Bedeni bu arabanın fiziki bütününe, araçtaki yakıtı ruha, direksiyon, gaz pedalı ve freni de zihne benzetirim. Yolculuğa çıktığınızda şayet yeteri kadar yakıtınız yoksa aslında yolculuğun bir yerinde ve genelde de en kritik yerinde yolda kalırsınız. Direksiyon, gaz pedalı ve freni doğru zamanda doğru yerde kullanmazsanız, tatsız bir kaza ile karşılaşma olasılığınız yüksektir. Aracınızın fiziki bütünlüğü tam olmazsa, seyahatiniz güven ve konfor içinde olmayacaktır.

Aslında kariyer yolculuğunda başınıza her zaman her şey gelebilir. Yakıtınızın yeteceğini düşünürken öngörünüzde yanılıp yakıtsız kalabilirsiniz. Kimi zaman da algınız yanlış bir noktaya takılıp, doğru zamanda direksiyonu doğru yöne kırmanıza ve gaza veya frene basmanıza engel olabilir. Ya da aracın göstergesinden gelen kontrol mesajlarını kale almayıp arabanın bir yerde kalmasına neden olabilirsiniz.

Koçluk çalışmalarının kariyer anlamındaki boyutunda genellikle yapılan kazalardan bahsedilir. Ve kazaların büyük çoğunluğunda da aslında kazayı yapanın kendimiz değil kazaya maruz kalanın bir diğer anlamda masum olanın biz olduğunu iddia ederiz. Bu noktada en çok konuşulan kişiler kötü yöneticilerdir (hatta idareciler!).

Hepimiz hayatın bir döneminde memnun olmadığımız yöneticilerle çalışmak zorunda kaldık değil mi? Bu tür yöneticilerin özelliklerini ben dokuz başlık altında topluyorum.

  • Günü kurtarmak üzerine odaklıdırlar.
  • Sorumluluk almazlar.
  • Problem duymayı sevmezler ve bunu ekibine gayet net bir şekilde ifade ederler.
  • Öğrenmeye kapalıdırlar. Bunun üç sebebi vardır.
    • Eksikliklerinin fark edilmesini istemezler. Bu nedenle her şeyi bilir görünürler
    • Kendilerini üstün görürler.
    • Yeni bir şey öğrenmenin gerektirdiği çaba ve özveriye sahip değildirler.
  • Genelde çok yoğun görünürler ve ihtiyaç halinde ortada görünmezler
  • Egoları o kadar sağlıksızdır ki, her cümleleri “Ben…. şöyleyim, böyleyim.” diye devam eder.
  • Kendilerini sınırsızca, başkalarının düşünceleri yokmuş gibi, ifade ederler.
  • Her şeyin arkasından bir şey çıkartmak üzere sorgularlar.

Aslına bakarsanız, şayet bunları o kişilerde görüyorsanız, siz de farklı koşullarda (bu iş olmak zorunda değil) benzer hareketleri yapıyor olabilir misiniz? Nasıl mı?

  • Odanızı ya da masanızı sadece başkası için mi topluyorsunuz?
  • Bugüne kadar aldığınız kararların (sigarayı bırakma, kilo verme, daha pozitif olma,.. vb. gibi) yüzde kaçının sorumluluğunu aldınız ve yerine getirdiniz?
  • Aile ya da arkadaş grupları içi problemlerde ortamdan kaçtığınız ya da sessizliğe büründüğünüz olmaz mı hiç?
  • Yeni bir dil öğrenmek, yeni bir hobi edinmek, televizyon başında sızmaktan daha zor mu geliyor?
  • Sizden bir şey istendiğinde (Masayı kurar mısın? Kahvaltıyı hazırlar mısın? ..vb. gibi), çok işim var dediğiniz olmuyor mu?
  • Ben elimden gelen her şeyi yapıyorum ama o hep geride duruyor dediğiniz olmadı mı? (Aile içi, özel ya da iş ilişkilerinize bakın)
  • Aile ya da arkadaş iletişiminize ve oradaki isyanlarınıza bir bakın, kendinizi nasıl ifade etmişsiniz?
  • Başkalarının hataları/yanlışları üzerinden konuştuğunuz olmuyor mu? Hatta bunun dedikodusunu yapmıyor musunuz?

Yazımın buraya kadarı inanın beni de zorladı. Genelde umut, motivasyon aşılarken, buraya kadar ise hep olumsuzluklardan bahsettim. Aslında farkındalık yolculuğunda olan biri olarak bu yolculukta olumsuzlukların da yeri var. Önemli olan şayet hayatınızın bir alanında bunu yakaladıysanız bunu nasıl değiştirebileceğinize odaklanmanızdır.

Bu yazıyı okuyan siz yöneticilere, yönetici adaylarına, yönetici adaylığına niyeti olanlara ya da kendi hayatının lideri olmak isteyenlere dönersek, sizlere nasıl davranmanız konusunda birkaç önerim olacak. Bunları hayatınıza geçirmeniz, içinizdeki lideri çıkarma yolculuğunda, yolunuzu aydınlatan bir fener olsun…

  1. Günü Kurtarmaktan Ziyade Geleceği Oluşturmaya Odaklanın.
  2. Kapasitenizi Sorumluluk ve Risklerle Arttırın.
  3. Problem ya da Sorun Duyduğunuzda Bunun Size Bir Sıçrama Fırsatı Olabileceğini Hatırlayın.
  4. Her An ve Herkesten Bir Şey Öğrenmek Niyetinde Olun!
  5. Öğrendiğinizi Paylaşın. Başkalarını Geliştirirken Kendinizi de Geliştirin!
  6. Ulaşılabilir Olun! Herkese Ayırabileceğiniz En Az 10 Dakikanız Olsun!
  7. Egolarınızın Sağlıklı Hale Gelmesi İçin Destek Alın!
  8. Fikirlerinizi İfade Ederken, Diğerlerine Öncelik Verin Ve Gerçekten Merak Ve Öğrenme Aşkı İle Dinleyin. Sonra mutlaka kendi düşüncenizi de ifade edin.
  9. Yapılanları Sorgularken İyi Niyetinizi Ön Planda Tutun!

 

Şimdi arkanıza yaslanıp önce benzin deponuzun çıkacağınız yolculuğu kaldırıp kaldıramayacağını kontrol edin. Daha sonra aracı çalıştırarak, gaza hafifçe dokunup, direksiyonunuzu istediğiniz yöne çevirin. Çıktığınız yolculuklarda gaz gibi, frenin de kimi zaman gerekli ve önemli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Yolculuk içinde yakıt göstergesini belli periyotlarla kontrol edip, ihtiyacınızın olduğunu düşündüğünüz zaman benzin almayı ihmal etmeyin. Ve son olarak aracın fiziki bütünlüğünün bu yolculuğun en önemli parçalarından biri olduğunu da aklınızda tutunuz.

Bir Kızılderili hikayesi şöyledir:

“Beyaz adam ve Kızılderili yolda giderlerken bir süre sonra beyaz adam bakar ki, Kızılderili arkasında yoktur. Beyaz adam geri döner ve görür ki, Kızılderili atının üzerinde tütün içerek beklemektedir. Merak eder ve sorar, “Neden burada duruyorsun?”, Kızılderili cevap verir “Bedenim ruhumdan çok önde gitti ruhumu yakalamak için bekliyorum”.

Beden, ruh ve zihnin dengede olduğu günler dilerim..

Size iki davetim var.

  • “Kariyerinizde Kendinizi Nerede Konumlandırıyorsunuz?” 15 Ocak 2018 Ptesi saat 20:30’da yapacağım ÜCRETSİZ WEBINAR’a davetlimsiniz. Kayıt ve bilgi aşağıdaki linki kullanınız.

WEBINAR

 

  • Kariyerinizde Adım Adım İlerlemek ya da Sıçrama mı Yaşamak İstiyorsunuz? “Benim Hikayem” diyeceğiniz, Kariyer Farkındalık Programımın 3. Takımı, 5 Şubat Pazartesi saat 20:10’da açılıyor. Bilgi Almak İçin Kayıt Formu Aşağıdadır.

Benim Hikayem

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Affetmek – Hakkınızı Helal Etmek Size Hangi Kapıları Açar?

Kimlerde Hakkınız Olduğunuzu Düşünüyorsunuz?
Gece tam uyumadan önce yatağa uzandığınızda derin bir nefes aldıktan sonra “Seni Affediyorum ve Hakkımı Helal Ediyorum” sözünü yirmi bir defa tekrar edin. Her söylediğinizde ya da yirmi birinciyi tamamladığınızda, gözünüzün önünden kimlerin geçtiğine dikkat ettiniz mi? Nasıl hissetmeye başladınız?   Kızgın mı? Öfkeli mi? Kırılmış mı? Üzülmüş mü? Bedeninize odaklandığınızda, karnınız mı ağrıdı, başınız mı? Ya da mideniz mi bulandı?…

EGO denen BEN’in Yaptıkları?
Herkesin “EGO” denilen bir “BEN” hali vardır. Kimi zaman bu BEN öyle noktalara gelir ki, kendisini tatmin etmek üzere başkalarına da zarar verir. Yani kendi ihtiyaçlarını, isteklerini, arzularını, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde bir başkasının önünde tutar. Ama sonuçta kişi kendisini tatmin eder ve istediğini elde ederken (kimi zaman da elde edemezken), bir başkasını üzebilir, incitip kırabilir ve en kötüsü canını yakabilir.

Hakkımı Helal Ediyorum Dediğinizde
-Kalpten İstemiyor Olsanız da- Kimler Geçti Aklınızdan?
Eşiniz mi? Çocuğunuz mu? Anne –Babanız mı? Kardeşler mi ?
Akrabalar mı?

Hakkını Ediyor musun Ey Cemaatı Müslimin?
Müslümanlıkta cenaze namazları sonrasında “Helallik” istenir. Diğer bazı dinlerde ise isteyen cenazenin başına giderek ona dua eder ya da konuşur. Sizce “helallik istemenin” ya da “konuşup dua etmenin” nedeni nedir?

Bunu yapmak aslında ölen kişiye karşı bir sorumluluk, onun ölüm ve sonrası yolculuğunun tamamlanması olarak görülmektedir. Helallik gerçekten ölünün yolculuğu için mi yapılıyor?

Hakkımı Helal Ediyorum Dediğinizde
-Kalpten İstemiyor Olsanız da- Kimler Geçti Aklınızdan?
İş Arkadaşlarınız mı? Patronlarınız mı?
Öğretmenleriniz mi? Hocalarınız mı? Yaşadığınız İlişkiler mi?

Asaletin Eylemi Olarak Affetmek!
Aslında dünya üzerinde her birimiz diğer insanlarla bir şekilde bağlıyız. Bu bağlar ölüm ile de kopmuyor. Olumlu ve iyi duygular hayat yolculuğunda kişiyi desteklerken, tüm olumsuz duygular bir yük haline geliyor. Bu yüklerin koparılmasının tek bir yolu var ve bunu yapacak tek kişi yaşayan olarak sizsiniz. Özgürleşmek için bağışlayıcı olun. “Seni Affediyorum – Hakkımı Helal Ediyorum” diyebilmeyi hayatınıza geçirerek, ruhunuzu asil duygularla taçlandırabilirsiniz.

Hakkımı Helal Ediyorum Dediğinizde Aklınızdan Peki “KENDİNİZ” de Geçtiniz mi?
Geçmişte yaşadıklarınız ve yaptıklarınızdan mı pişmansınız? Eksiklikleriniz ve yetersizliklerinizden ötürü kendinize kızgın mısınız? Zamanı mı iyi kullanmadınız? Milton Erickson’un dediği gibi; “Her İnsan O Anda Var Olan En İyi Seçimi Yapar ve Her Davranışın Altında Pozitif Bir Niyet Vardır”. Yani geçmişe dönme şansınız olsa bile, o gün yine o bildikleriniz ile aynı şeyi yapacaksınız!

Hayatınızda yeni kapıların açılması için içtenlikle, “Başta Kendiniz Olmak Üzere Diğerlerini de Affetmeye ve Hakkınızı Helal Etmeye” Ne Dersiniz?

Sizi şaşırtacak sonuçları karşılaşmaya ve onları kucaklamaya hazır olun!

Not: Ben “Hakkımı Herkese Helal Ediyorum!”. Kimsenin yükünü almak istemiyorum! Herkes ile olan ve benim bu dünyaya vermem gerekeni vermemi engelleyen tüm bağları müsaadenizle koparıyorum. Kimse sizi hiçbir bir şeye zorlayamaz ama “Hakkınızı Helal Ederseniz, Siz de Kendinize Yeni Kapılar Açarsınız”.

 

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Designed by Freepik

 

Her Şeyi Yapabilecek Yeterlilikte Olduğunuzu İddia Ediyorum!

Hiç aranızda meyve veren bir ağacın meyvesini koparmayan oldu mu? Ya da dokunmasanız bile, meyve veren bir ağacın resmini görmeyeniniz var mı? Elma ağacı, armut ağacı, asma, muz, ananas, ..vs ne güzel ağaçlardır değil mi? İnsanlığın sağlıklı devamı için bizi varlıkları ile büyüten…

Tohumdan Meyve Veren Ağaca Giden Yolculuk

Tohumdan meyve veren ağaca giden yolculuğu izlemek isterseniz, şimdi derin bir nefes alın ve nefes verirken ayaklarınızı yere daha sağlam basın. Yeniden bir nefes alın ve nefesinizi verirken ayaklarınızın topraklandığını hissedin, gözünüzün önüne getirin.

Zamanın birinde bir adam insanlığı beslemek için önce toprağı güzelce havalandırdı. Oraya büyüteceği ağaçları düşünerek toprağı vitaminle besledi, mineralle doyurdu.  Daha sonra toprak tohumu karşılayacak duruma geldiğinde özenle seçtiği o tohumu toprağa kendi elleri ile ekti. Tohumun fidan haline dönüşmesi yolculuğunda her gün toprağı suladı. Yabani otların fidanını sarmasını engellemek için etrafını temiz tuttu. Doğa da bu tohumdan bereketini ve kudretini esirgemedi. İhtiyacı olan güneşin ışığını ve yağmuru bu tohumun gelişerek fidan ve ağaç olması için sınırsız bir şekilde sundu. Fidan büyürken toprak ana minerallerini kendi elleri ile onun köklerine taşıdı. Güneşin yakıcılığında susuz kaldığında yine toprak ana yeraltından aldığı suyu köklere ulaştırarak, fidanın susuzluğunu gidermesine ve onun ağaç olma yolculuğunda sağlıklı yol almasına yardımcı oldu. Gün geldi artık fidan güçlü bir ağaç oldu. Öyle ki kökleri ile ihtiyaç duyduğu mineralleri ve suyu kendisi çekiyordu. O kadar güçlendi ki, eskiden yağmur, kar gibi mevsim değişikliklerinde adam tarafından korunurken, artık buna ihtiyacı kalmamıştı. O kendi haşmeti ile kendisine yeter durumda idi. İlk meyvesini verdiğinde kendisi bile bu duruma önce şaşırmış, sonra da gurur duymuştu. Aslında içinde var olanı gün ışığına çıkarıyordu. Hatta o meyvelerin başka insanlara ulaşması ve insanların yaşamlarında beslenmek gibi önemli bir yeri doldurması da varlığını taçlandırıyordu.

İnsan da Tohum Gibidir

Kim bu meyve veren ağaç hiç düşündünüz mü?  Tam olarak sizsiniz! Aslında daha bir tohum halinde iken her şeye sahiptiniz. O adam sadece yolculuğunuzda sizin kendi kaynaklarınızı fark etmenize ve onları harekete geçirmenize yardım etti. Zamanı geldiğinde sizi kendi halinize bırakmayı bildi.

Bu hikayeyi sevgili koç arkadaşlarıma ithaf ediyorum. Zira yaptığımız “İnsanın Tohumdan Meyve Veren Ağaca Dönüşüm Yolculuğunda” onlara eşlik etmek. İnsan keşfedilmeyi bekleyen büyük bir potansiyel. Biz koçluk yaptığımız kişilere karşı nötr ve onların kaynaklarının bilincindeyiz. Onlara farkındalıklar deneyimlettirip harekete dönüşecek yolculuklarında yol arkadaşlığı yapıyoruz.

Yeni, Gelişen ve Değişen Bir Başlangıca Ne dersiniz?

Her şey içinizde. Onu görün! Onu duyun! Onu artık hissedin!

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Not: Bu yazının yazılmasında bana ilham olan sevgili koçluk alanıma teşekkür ederim.

<a href=’https://www.freepik.com/free-photo/powerful-man-celebrating-his-winning_1305181.htm’>Designed by Freepik</a>

Başarı Elinizdekilerin Değerini Bilmekten Geçer!

Market alışverişi yaparsınız değil mi? Tam alışverişinizin ortasında bir anda etrafa mis gibi bir koku yayılır. Kokunun geldiği fırın reyonuna doğru ilerlersiniz. Ve çıtır çıtır çıkan pastane ürünlerini görürsünüz. Dayanamaz bu ürünlerden sizi cezbedenlerini sepetinize atarsınız. Hatta bir kısmını da midenize. Aslında duyduğunuz koku sizi bir anda geçmişte bir yerde belki de sizin için özel biri ile ya da özel bir anda yediğiniz bir şeye yönlendiriyor. O güzel anlara, o gün alınan hazza, mutluluğa ve belki de eğlenceye. Bir süre daha o markette gezinmeye devam ettiğinizde, ürün sepetinizde olsa bile aldığınız kokunun etkisinin düştüğünü ya da devam etmediğini fark ediyor musunuz?

Aşağıdaki listedeki alanlardan bazıları ya da hepsinden mutlu olan insan, zaman ilerledikçe elindekilere alıştığı için bu alanların anlamlarını unutur.

  • Aile
  • Akraba
  • Sağlık
  • Çocuk
  • İş
  • Gelir
  • Arkadaşlar/Dostlar
  • İş Arkadaşları
  • Hobiler
  • Spor
  • Kişisel Gelişim
  • ….

 “Daha fazla şöhret ve servete

uyum sağlama kapasitemiz sayesinde

dünün lüksleri günümüzün gereklilikleri ve yarının hatıraları olabilir”

 David Myers

Bugün birçok insanın kendini başarısız görmesi ve bunun sonucunda da mutsuz olmasının arkasında marketteki fırın reyonunun etkisi büyüktür. Zira elde edilenler zaten olduğu için daha da fazlası arayışı başlar. Bu aslında beynin boş durmayı sevmemesinden ileri gelir. Doğrudan doğruya kişinin bu egosunu tatmin etmek üzere bahane üretir.

  • Geçmiş zamanın imkansızlık dolu koşulları,
  • Erken kaybedilmiş ebeveynler
  • Olmamış ya da geç kalınmış bir evlilik
  • Bir takım fiziksel rahatsızlıklar
  • Geç gelen bir çocuk
  • Henüz gelmemiş ya da gecikmiş bir kariyer
  • ….

Viktor Frankl “İnsanın Anlam Arayışı” adlı kitabının ön sözünde şöyle demiştir: “Başarıyı hedeflemeyin – onu ne kadar çok hedeflerseniz o kadar çok kaçırırsınız. Çünkü başarı da mutluluk gibi takip edilemez; insanın kendisinden daha büyük bir yola kendisini adamasının istenmeyen yan etkisi olarak gelmelidir”.

Bu konuda yapabileceğiniz basit bir şey var. Her gün yatmadan önce ya da uyandığınızda varlığına şükredeceğiniz en az bir şeyi özel bir not defterine not edin! Kendi el yazınız ile. Bu sayede beyninize de boş durma şansı vermediğiniz gibi, ara ara okuyarak daha da içselleştirebilirsiniz.

Parfüm alımı yapanlar bilir, birkaç parfüm koklama denemesi sonrasında burun koku almamaya başlar. Satıcılar da sizin denemelere devam etmeniz ve satın almanız için size kahve koklatırlar.

Elinizdekilerin değerinin farkına varmak ve yolda kararlılıkla devam etme motivasyonunuzu korumak için siz kahve yerine neyi koyabilirsiniz?

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Liderliğinize Giden Yolda İlk Adımı Nasıl Atabilirsiniz?

Herkes bulunduğu ortamda aşağıdaki altı adımlık merdiveni tırmanarak etki alanı oluşturabilir ve ortamın lideri haline gelebilir.

1. Etkin dinleyin: Dinlerken elinizde cep telefonu ya da önünüzde laptop mı var! Bunlar olmasa bile, aklınızdan başka şeyler mi geçiyor! Ya da konuşan kişiye karşı iç sesleriniz mi harekete geçiyor! Etkin dinlemiyorsunuz. Dinliyormuş gibi yapıyorsunuz. İnsanları odaklanarak dinlemek için anda olmak size neler kazandırır?

2. Güçlü sorular sorun: Karşınızdaki kişiye soru sorduğunuzda hemen cevap mı veriyor? Cevabı “evet” ya da “hayır”, “o” ya da “bu” gibi iki seçenekle mi sınırlı? O zaman sorularınız güçlü olmayıp, basit bir bilgi elde etme ya da bir onay-teyit alma amaçlı soruyorsunuz. Soru dağarcığınıza “Ne, Nasıl, … vb. gibi.” kelimeleri eklemekle sizce hangi fırsatlarla karşılaşabilirsiniz?

3. Öğrenmeye açık olun: Herhangi bir konuşmada ya da katıldığınız toplantıda duyduğunuz şeyleri hemen beyninizde geçmiş kayıtlarla kıyaslayıp, bilip bilmediğinizi mi sorguluyorsunuz? Bunu sorgularken mutlaka en az bir kayıt mı buluyorsunuz! Biliyor musunuz, bir tek şeyde dahi “evet bunu ben biliyorum” dediğinizde kulaklar dinlemeyi, beyin de algılamayı kesiyor! Sonuçta öğrenmiyorsunuz ve kendinizi bilinçli olarak kapatıyorsunuz! Her şeyi ilk kez dinliyormuş gibi dinlerseniz, neleri keşfedebileceğinizi hayal edebiliyor musunuz?

4. Olduğu gibi kabul edin: Olduğu gibi kabul etmek aslında önyargısız olmanın karşılığıdır. Kendinizle olan iletişiminiz de dahil olmak üzere; “Ben zaten hep böyleyim”, “O her zaman hep böyle şeyler yapar”,… vs. dediğiniz oluyor mu? Kendiniz başta olmak üzere bir takım etiketlere ya da peşin yargılara sahipseniz, “olduğu gibi kabul” etmiyorsunuz. Önyargılarınızı devreye alıyorsunuz. Önyargıları çöp kutusuna atarsanız, o insanın hangi güzel ve sadece ona özgü olan taraflarını görebilirsiniz?

5. Odağınızı bugüne alın: Konu ne olursa olsun; aklınızdan geçmişte yapamadıklarınıza karşı bir üzüntü ya da gelecek olacaklara karşı kaygılar mı taşıyorsunuz. Şu an geçmişe dönme şansınız olmadığına göre, geçmişi değiştirme şansınız da yok. Evet, geleceği oluşturma şansınız var. Ama… Geleceğiniz tamamen bugün yaptıklarınız ile oluşacak. Kendinizi pişmanlıklar ve kaygılar içinde buluyorsanız, odağınız bugün hariç her yerdedir. Bugün şu saat itibari ile neleri yapıyor olursanız, hayatınızda bir dönüm noktası oluşturabilirsiniz?

Tüm bunları yaptıktan sonra son bir merdiven adımı kalıyor. Bu adım tam da sıçrama noktasınız…

6. Adım atın: Çok mu konuşuyorsunuz? Her konuda fikriniz var değil mi? Bunları nasıl sonuca dönüştürüyorsunuz? Yani  yazıyor musunuz? Çiziyor musunuz? Üretiyor musunuz? Kısaca adım atmıyorsanız olduğunuz yerde dönüyorsunuz. Artık bildiklerinizi, duyduklarınızı, istediklerinizi eyleme dökerseniz, hayatınıza daha başka neleri katabilirsiniz?

Bir an için tüm bunları yapan bir siz olsanız, en yakın çevrenizden en uzak çevrenize kadar neler dalga dalga gelişmeye, değişmeye ya da dönüşmeye başlar?

 

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com