Herkes Profesyonel Koç Olabilir Mi?

 Nasıl ICF Unvanlı Bir Koç Olabilirsiniz?

Bir PCC’nin Keyifli Çetin Yolculuğu -1-

Bu yazıyı şayet okuyorsanız ya mesleğe olan merakınızdan ya da profesyonel koç olmayı düşünmekten ya da zaten bir koç olduğunuz ve kendinize nasıl daha fazla katkı sağlayabileceğinizi öğrenmek için okuduğunuza inanıyorum.

Öncelikle Koçlar Dünyasına hoş geldiniz. Amacım aslında “Profesyonel Koç Kimliğini” nasıl üzerinize giyebileceğinizi adım adım birkaç günce yazısı ile sizlere hap şeklinde aktarmaktır. Herhangi bir sorunuz olursa ya da yardım edebileceğim bir şey, lütfen bana iletişim bilgilerimden ulaşın.

Yazının devamı Denge Merkezi Blogunda….

  •  Kariyerinizde Adım Adım İlerlemek ya da Sıçrama mı Yaşamak İstiyorsunuz? “Benim Hikayem” diyeceğiniz, Kariyer Farkındalık Programımın 3. Takımı, 5 Şubat Pazartesi saat 20:10’da açılıyor. Bilgi Almak İçin Kayıt Formu Aşağıdadır.

Benim Hikayem

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Tree image created by Kjpargeter – Freepik.com

Hayat bir okuldur. Öğrenmeye hazırlanın! “Farkındalık ve Değişimden Hayallerden Gerçeklere”

Çevrenizde
olup bitene siz karar veremeseniz bile
kendi
tepkilerinizi belirleyebilirsiniz.
Tepkileriniz
yaşamınızın düşüne,
kişisel
düşünüze yol gösterecektir.
Don
Miguel Ruiz
Size hayatınızı nasıl yönetiyorsunuz
dersem, bana ne söylersiniz? Kendi düşüncelerinizi mi, yoksa etrafınızda
bulunan kişilerin düşüncelerini mi? Peki bu düşüncelerin arkasında daha derinde
nelerin hayatımızı yönettiğini biliyor musunuz?

İnançlarımız
ve Değerlerimiz!
Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde
inanç şu şekilde tanımlanmaktadır: ‘inanılan şey, görüş ve öğreti’. Özüne
indiğinizde inançlarımız genelde gerekçe ifade eden cümlelerdir ve olumlu
inançlar olduğu gibi olumsuz inançlarda vardır. Bir koçluk alanımın inancını
hiç unutmuyorum. Bana demişti ki; ‘Şayet
anne ve babamın rızası olmayan bir şey gerçekleştirirsem (konusu yurt dışında
okumak idi), işlerim yolunda gitmez
’. Bu inanca baktığımızda aslında
kısmen olumlu görünse bile (anne-baba rızası olan her şeyde iyi sonuç alacağına
inanç), inancın bütünü onu kısıtladığı için olumsuz bir inançtı.
Gelmiş geçmiş bunca yıllık öğrenilmişliklere bakınca biz bu inançlarımız ile nasıl hayatımızı kısıtlamadan
daha özgür ve değerli tutup, yaşam amacımızı gerçekleştirebiliriz? Değerlerimize tutunarak. 
Hayatta
her şey, sizin onlara verdiğiniz değerdedir.
Değerin
tanımını ise TDK şöyle ifade etmektedir: Bir şeyin
önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet’
. Ben
ise değeri kısaca, yaptığımız
davranışların arkasındaki derin anlam
olarak adlandırıyorum. Ve hayatımızın
pusulasının bu değerlerden oluşturduğunu biliyorum. Genelde tek kelime, soyut
ve olumlu olan değerlerimize iyice sarılmak gerekir. Öyle ki bunlar sizinle andadır; inançlar gibi geçmiş ya da geleceğinizde değil.
Kendi değer ve inançlarınızı
tanıdıktan sonra motivasyonunuzun şifrelerini de öğrenerek hayatınızda fark yaratabilirsiniz.
Bunun için yapmanız gereken tek şey içinize dönmeyi başarmak! (*)
Kemal Başaranoğlu
kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com
Hayat bir okuldur. Öğrenmeye
hazırlanın adlı Koçluk bakış açısından öğrenme ve içselleştirmelerin 3. Aşaması olan “Farkındalık
ve Değişimden Hayallerden Gerçeklere”
adlı
çalışmamın sonuncusu bu akşam (25 Nisan Pazartesi), 19:00’da Bursa Nilüfer
Dernekler Yerleşkesi’nde.

Geleceğin Liderleri….

Dün gece rüyamda gelecekte
bir zaman dilimine doğru yolculuğa çıktım. Kalabalığın içinde geziniyordum. Etraf
rengârenk bir karnaval görünümündeydi. Kalabalığın her bir üyesine tek tek göz
attım.  Her yaş kadın ve erkeğin bir
arada olduğu, her dinden, her fikirden ve her görünüşten tam bir insan cümbüşüydü.
Şaşkınlık içinde yürümeye devam ediyor ama gördüklerime, duyduklarıma ve
hissettiklerime inanmıyordum. Bu gördüğüm ve alıştığım görüntülerden değildi.
Ben ilerledikçe insanlar kenarlara çekilerek bana yol açıyorlar, ben ise gözlerimi
insanların üzerinden ayıramıyordum. Bu ebruli renk cümbüşü içimi ısıtıyor, enerjimi
üst seviyelere taşıyordu.
Bir süre sonra aralarından
birinin bana sarıldığını gördüm. Heyecan, şaşkınlık ve biraz da korku
içinde, bana bakan bir çift gözün içine ben de bakmaya başladım. Sonra şaşkınlığımın
biraz azaldığı bir anda sordum kendisine; ‘Kimsin
sen?’
diye ‘insanım ben’ diye
cevap verdi ve elimi bir başkasının ellerine kilitledi. Şaşkınlığım artıyordu,
zira karşımdaki değerlerime çok ters karakterde biri görüntüsünde idi. ‘Nasıl
olur da, benim değerlerimle
örtüşmesen de, beni böyle sevgi ile kucaklayabilirsin?’” dedim, ‘Benim adım saygı’ dedi. Bir anda ona güven dolu olduğumu hissettim, korkum da
geçmişti bu arada. Sonrasında nasıl olduğunu bile anlamadan, bu defa
kendimi uçuk kaçık diye adlandırabileceğim birinin kollarında buldum. Tutkularından yükselen enerjisi ve gökkuşağını andıran
renkliliği ile etrafına ilham zerrecikleri
saçıyordu. Dayamadım sordum, ‘kimsin,
neyin nesisin? Bu kalabalıkta senin rolün nedir?’
diye, “Benim adım yaratıcılık” dedi ve tüm
gücü ile beni ileriye doğru itti, belki de fırlattı demek daha doğru olacaktır.
Çok hızlı bir şekilde sahneye doğru ilerlediğimi görüyor, ben ilerlerken
kalabalık yarılıyordu. Herkes bana bir şeyler söylüyor, bense söylenenlere ya sözlü cevap veriyor ya da anladığımı belirtir mimiklerle geri dönüş yapıyordum.
Geçilen mesajlar o kadar net ve karşılıklı alınıp veriliyordu ki, iletişim yeteneklerimizin bu kadar
hızlı gelişmiş olması büyük bir değişimin
gerçekleşmiş olduğunun farkındalığını bana yaşattı. Sahneye ulaştığımda karşımda
tüm olaylara bütünsel bakış açısı
ile yaklaştığını hissettiren ve lider olduğu her halinden belli bir karakter karşıladı.
Bir anda o karnaval ve o karnavalın renkli insanları gitti yerine az
önce saydığım tüm özelliklere sahip Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”unu yansıtan otantik bir insan gelmişti. Sonra
etrafıma tekrar baktığımda bu özelliklere sahip birçok birey belirmeye başladı ve bu bireyler takip eden büyük kalabalıklar…

05 Aralık Cumartesi günlerden “The World Game İstanbul” idi. Yukarıdaki
rüyam aslında bu etkinlikte gerçekleşen Liderlik Çalıştayı’ndaki ben ve içinde
bulunduğum ekibimizin hayalindeki gelecekteki liderinin tanımı idi.  

İlk kez katıldığım bu
organizasyonun benim için değeri; “Ufuk açıcı, umut dolu ve keyifli
konuşmalarla, geleceğin oluşturulduğu takım çalışmalarından biri olan Liderlik
grubunun bir parçası olmak” oldu.
Saygı, paylaşım dolu yeni bireylerle takım arkadaşı olmak
paha biçilmez bir tatmindi.
The World Game Bali 2016’da olur muyum şu an bilmiyorum ama
bir sonraki Türkiye buluşmasını sabırsızlıkla bekliyorum..
Kemal Başaranoğlu