Değişimin kaçınılmaz vazgeçilmezliği…

“Değişim sadece mümkün değil, aynı zamanda kaçınılmazdır”. Milton Erickson
“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Herakleitos
Günümüz işletmelerinin ana sloganını bu cümleler
oluşturmaktadır. Siz şayet değişmezseniz, müşteri ve/veya pazar kaybına
uğrarsınız. Bu kayıp, kaçınılmaz sonun başlangıcı anlamına gelmektedir. İşletmeler günümüz koşullarına uyum sağlamak ve yok olmamak için değişirler. Bu değişimde sadece dış müşteri üzerine odaklanılmak ile kalmaz, iç müşteri üzerine de
odaklanılır. Zira işletmenin içgüdüsel yürüyüşlerinin arkasındaki yaratıcılık,
üretkenlik ve verimliliğin lokomotifini bu iç müşteri oluşturmaktadır.
Peki, bu sonun başlangıcı sadece işletmeler için mi
gerçekleşmektedir. Bu noktada çalışanlara da önemli görevler düşmektedir. Bir
anlamda Milton Erickson ve Herakleitos’un yukarıdaki cümleleri çalışanlar için
de geçerlidir. Bunun için, ilk başta kendi beynimizin içinde değişim
yaratmalıyız.
  • Bugün iş konusunda seçim hakkınızın olmadığını mı
    düşünüyorsunuz? 
    Öyle olsa bile, işi yapış şeklinize kim karar veriyor?
  • Siz yoksa o iş için daha önceden belirlenmiş, üzerine
    uymayan bir kalıp içinde çalışıp, kendinizi bir hapishanedeymiş gibi mi hissediyorsunuz? 
    Neden işinizi sıkıcı kılan noktaları tespit edip, üzerine
    gitmiyorsunuz?
  • Biraz esneklik, biraz yaratıcılık, tutkularınızla beraber iç
    dinamiklerinizi harekete geçirerek, sizleri yaşadığınız o “Toksik Enerji
    Çöplüğü(*)’nden çıkarmaya yetmez mi?

Güne güler bir yüz ve kahkaha ile başlayıp,  daha sonrasında da günü bir oyuna çevirmeye ne
dersiniz. Oyun bu; beraber oynanınca güzel, neden iş arkadaşlarınızı ve
müşterilerinizi oyunun içine alarak onlarında günlerini gün etmelerine izin
vermiyorsunuz. Ama unutmayın ki; harekete geçmenin riskinden daha büyük
olan bir şey var: hiçbir şey yapmamak.
Son Söz: “Neden bazı insanlar tohuma kaçarken,
bazıları ömürlerinin son gününe kadar vazgeçilmezliklerini korurlar. Bu bir
bilmecedir. Tohuma kaçmak, yersiz bir ifade olabilir. Belki de birçok insan
günün birinde öğrenmekten ve gelişmekten vazgeçiyor demeliydim”. John Gardner

 (*): Toksik Enerji Çöplüğü: Bugünkü yazımın esin
kaynağını Stephen C. Lundin – Harry Paul ve John Christensen’in beraber yazmış olduğu Balık (Fish) adlı
kitap oluşturmaktadır. Hayatta değişimin kaçınılmaz olduğu, ama cesaret ve
hevesin bu değişim riskleri kaldıramayacağı bir durumda, bu durumdan kurtuluşun hikayesidir. Bir yöneticinin, balık pazarı çalışanlarının yarattığı verimli çalışma
ortamından esinlenerek, nasıl başta kendisi olmak üzere, TOKSİK ENERJİ ÇÖPLÜĞÜ
adını verdiği yerdeki değişimi yarattığının hikayesi.

Başkalarının hayallerini yaşamaktan vazgeçin….

Serin bir Mayıs akşamından merhaba,
Hiç kendi kendinize aşağıdaki soruları sordunuz mu?
–        
Hayatınızda sizin için neler önemlidir?
–        
Hayatınızdaki bu önemli şeylerin sizin için anlamı
nedir?
–        
Hayallerinizi nelerle süslüyor, neleri düşlüyorsunuz?
–        
Hayallerinize hangi sıklıkla ulaşıyorsunuz?
–        
Hayallerinize ulaştığınızda nasıl hissediyorsunuz? Ve
yeni hayallere yelken açıyor musunuz?
–        
Hayatta ne hak ettiğinizi düşünüyorsunuz? Ve şu an hak
ettiğiniz her şeye sahip misiniz?
–       ……………………………..

Yukarıdaki soruları daha da arttırmamız elbette mümkün. Ve eminim ki sizlerde
aslında bu ve buna benzer soruları kendinize daha önceden sormuşsunuzdur.
Peki, bu soruların cevaplarını buldunuz mu? Yoksa geçiştirerek örttünüz
mü 
üstünü?

İşte size tekrar düşünmek için güzel bir fırsat.. Bırakın bu
noktada bu yazıyı okumayı. Durun ve bu soruların cevaplarını düşünün. Cevapları
bitirdiğinize inandığınızda, kaldığınız yerden tekrar devam edebilirsiniz.
……………..
……………..
……………..
……………..
……………..
……………..


Günümüzde hayatımızın karmaşıklığı içinde (bunun suçlusu kim hiç düşündünüz mü?), Bizi Biz Yapan en temel değerleri
sorgulamıyor/sorgulayamıyoruz. Bunu yapamama nedenimizi ise genelde zamanımızın
olmamasına bağlıyoruz.  Peki gerçekten zamanımız mı yok? Yoksa kendi
kendimizden sakladığımız bir şey mi var? Ya da
korkuyor olabilir miyiz? Yoksa
cesaretimiz mi yok?

KENDİNİZİ GERÇEKTEN TANIYOR MUSUNUZ?             Hadi bir defa daha düşünün…

BİREY OLARAK KENDİNİZİN FARKINDA MISINIZ?     Siz kimsiniz…
GÜCÜNÜZ NEDİR ve NELER YAPABİLİRSİNİZ?             Neleri değiştirebilirsiniz …
Ya da yüzleşmek için birinin yardımına mı ihtiyacınız var. İşte
Koçunuz,
–        
kendinizi tanımanıza yardımcı olacak,
–        
sizi hayallerinize ulaştıracak,
–        
ve hatta ötesine taşıyarak ve olmak istediğiniz “SİZ”i,
sorularıyla “SİZ”e bulduracak kişidir
Unutulmaması gerekir ki, tatmin ve
mutluluk önce kendinizi tanımaktan geçmektedir. 

Duygularınız, değerleriniz ve
inançlarınızdan oluşan iç dinamikleriniz ile kurulacak bir temel, güven ve samimiyet
harcı ile bütünleşerek, SİZİ o hayalini kurduğunuz SİZE ulaştıracaktır.
Başkalarının hayalini yaşamayı
bırakıp, kendi hayalinizi yaşamaya ne dersiniz….
KB

Peyniriniz gerçekten isteğiniz lezzette mi?…

2.
Bölüm: 

26 Nisan günü
başlatmış olduğum peynir hikâyesine bugün farklı bir açıdan yaklaşmak
istiyorum. Konuya girmeden önce, geçen bu süre içinde, sizlerin de en azından kendi peynirinizi düşünmüş
olmanızı ümit ediyorum.
Aslında peynir
arayışı arkasında her zaman değişim ihtiyacı bulunmaktadır. Peki, DEĞİŞİM nedir? Daha iyiye ulaşma ve
güçlenme mi? Yoksa mevcut konfor alanımızdan vazgeçmek mi?
Şimdi gözlerinizi
kapatın ve derin bir nefes alın; okul yıllarınıza  (lise, üniversite..)  gidin.

Birkaç dakika gözünüz kapalı olarak düşünün. Gözünüzü açmadan aşağıdaki
sorulara o günden cevap verin…
–         
Ne
görüyorsunuz?
–         
Siz
ne (ya da neler) yapıyorsunuz?
–         
Düşünceleriniz,
hedefleriniz nelerdir?
–         
Yaşadığınız
ortamı düşünün. Aileniz, arkadaş çevreniz …vs açısından bakınız.
Soruları sizler de
arttırabilirsiniz. Şimdi gözünüzü açınız ve bugüne geliniz… Aşağıdaki sorulara cevap
veriniz.
–         
Bugün,
o zamanki görüntüde gördüklerinize ne kadar ulaştınız?
–         
Nelere
ulaşamadınız?
–         
Bunlardan
hangileri sizler için hala önemli/değerli ve yapılabilir? Ve bunlara tekrar
ulaşmak isterseniz, neleri yapmalısınız?
Sizin için de  “YAŞAM OKULDA İKEN DÜŞLEDİKLERİMİZDEN ÇOK
FARKLI ŞEYLER GETİRDİ”
  mi?
Basit bir şekilde
yaşayabilecekken; inançlarımız, duygularımız ve düşüncelerimiz, yaşamımızı,
karmaşık hale getirmektedir. Şimdi bu noktada dikkat edilmesi gereken,
aşağıdaki cümlelerin üzerine yoğunlaşıp, cevabını bulmaktan geçmektedir.
–         
Hayatta
hiçbir şey sonsuz değildir. Bunun farkında mısınız?
–         
Hayatta
karşılaşılan durumlar ile yüzleşmek mi,yüzleşmemek mi daha iyi?
–         
Hayattaki
peynirinizi tespit ettiniz; gerçekten bu sizin için doğru peynir mi? Bundan emin
misiniz?
–         
Hayatta
yeni arayışlara çıkmak gerçekten güvenli mi? Konfor alanınızı bozmaya değer mi?
–         
Konfor
alanını bozacak kadar cesur musunuz ya da korkmasaydınız ne yapardınız?
–         
Bu
sorular istenildiği kadar arttırılabilir. Amacım bu noktada sizleri düşündürmekti..
Bu
kitap bireysel farkındalık yaratma konusunda sizler için bulunmaz fırsat…
Son söz: Hayatınızda küçük değişimlerin
farkında olun. Büyük değişimlere giden yolun küçük değişimlerden geçtiğini
unutmayın.

KB

Koçluk Yolculuğu ile Nereye Gitmek İstersiniz…

Günümüzde herkes, her yerde koçluk kelimesini kullanmaktadır. Peki ama gerçekten koçluk ne demektir, biliyor musunuz?

KOÇLUK aslında, sizinle beraber, sizin isteğiniz ile, sizin sorumluluğunuzda yapılan bir YOLCULUKTUR. Bu yolculuğun YOLCU‘su (Koçluk alan) olarak yolculuğun nereye olacağını siz söyleyeceksiniz. KOÇ‘unuz ise bu yolda sizin YOLDAŞ‘ınız(KOÇ) olacaktır. 

Yol güzergahını, molaları, bir sonraki seyahatinizi, yani sizin bu yolculuğunuzu(yolculuklarınızı) siz belirleyecek, planlayacaksınız. KOÇ’unuz ise size bu yolculukta, ulaşmak istediğiniz yere varmanız için gereken motivasyon ve bireysel farkındalığı kazandıracaktır. 

İŞTE KOÇ’unuz size BU GÜCÜ FARKETTİREN KİŞİDİR…


Bu yolculuk sizin yolculuğunuzdur ve bu yolculuğu sadece siz ve koçunuz bilecektir. 

Yolda iken şayet vazgeçer, FARKLI BİR YOLCULUĞA geçmek isterseniz, her zaman YÖNETİM ve SORUMLULUK SİZDEDİR, değiştirebilirsiniz

KOÇ‘unuzun görevi sizlere DOĞRU SORULAR sorarak, kendi doğrunuzun ne olduğunu bulmanızda yardımcı olmaktır

Sonuç olarak; KOÇ’unuz yolculukta her zaman sizinle beraberdir ama sizin ARKADAŞINIZ, DANIŞMANINIZ, AKIL HOCANIZ OLMAYACAKTIR ve sizlere hiçbir zaman ve hiçbir şekilde, yolculuk boyunca yönlendirme yapmayacaktır. 


BU YOLCULUK SİZİN SORUMLULUĞUNUZ ALTINDADIR, GEREKLİ DİSİPLİNİ  SİZ SAĞLAYACAKSINIZ. İHTİYACINIZ OLAN HER ŞEYE KENDİ İÇİNİZDE SAHİPSİNİZ.


Peynirinizin peşinden koşma zamanı…

1. Bölüm: 

 
Bugün sizleri hem düşündürecek hem de
eğlendirecek bir kitaptan bahsetmek istiyorum: “Peynirimi Kim Kaptı”; Dr.
Spencer Johnson’ın akıcı bir dil ile yazmış olduğu kısa bir öyküden. 
Hayatımızda hepimizin bir amacı vardır. Bu
amaçlar kişiden kişiye değişmektedir. Kimimiz için, başını sokabileceği bir ev,
kullanacağı bir araba iken, kimimiz için çetrefilli kariyer yolunda emin
adımlar ile ilerleme ya da mutlu bir ilişki olabilir.
Dr. Johnson,  bu kitabı ile hayatımızdaki amacımız
sorgulatmakta ve bu amaçlar ile ilgili olarak davranışlarımızın, hayatımız
üzerindeki etkilerini göstermek istemektedir.
Kitaptaki karakterleri insan ve fareler
oluşturmaktadır. İnsan, düşünen,
duyguları ile hareket eden, planlayan organize olan canlıyı; fare: İçgüdüleri
ile hareket eden canlıyı simgelemektedir.
Peynir yaşamda
elde etmek istediğimiz şeyleri simgeler iken; Labirent bu peynire erişmek için
içinde olduğumuz yerdir.
 
Hem insanlar hem de fareler için yaşamın
amacı, peynire ulaşıp, peynire sahip olmaktır. Ama peynire ulaşmak mı zor?
Yoksa onu elde ettikten sonra muhafaza edebilmek, elde tutmak mı? Peki, hiç
peynirsiz kalabileceğinizi düşündünüz mü? Ya da kalırsanız ne yapacağınızı?
Her bölümün sonunda sorularım olacak. Bu
bölüm ile başlarsak:
Hayatınızın GERÇEK PEYNİR’ini biliyor musunuz?

KB
Yazar:Spencer Johnson
Çevirmen:Nazlı Uzunali
Sayfa Sayısı: 79
Baskı Yılı: 2009
Dili: Türkçe
Yayınevi: Epsilon Yayınları