Hayatınızın resmini çizerken, nasıl başarıyorsunuz?

Dünyaya farkındalık dolu gözlerle bakmak!
14 yıllık kurumsal kariyerimi, son birkaç yıl içinde yaşadığım anlamlı, değerli ve önemli farkındalıklarla çok yakında noktalıyorum.  Belki o konuyu ve yaşadığım süreci bir gün sizlerle paylaşacağım ama bugünkü yazım bunun üzerine değil, bir konferans üzerinden. Sizlere ICF Türkiye’nin (Uluslararası Koçluk Federasyonu-Türkiye) organize ettiği ve 2 gündür katıldığım Koçluk Kongresi sonunda, bir süredir zaten yaptığım yeni mesleğimi farklı bir şekilde ifade edeceğim.
Bireysel özgürlüğün ilk basamağı farkındalıktır. 
Don Miguel Ruiz
Gözlerinizin önüne bir tuval, rengârenk boyalar ve farklı boyutlarda fırçalar getirin. Siz bir ressam olun. Boyalar ve fırçalar ile var olan tuvale dokunuşlar yaparak bir resim resmedeceğinizi hayal edin. Bu dokunuşların her birini kendi istediğiniz fırça kalınlığı ve istediğiniz renklerle yapmaya başlayın. Bu iş için bir süre koymayın ve istediğiniz zaman oturun tuvalinizin karşısına ve başlayın fırçanızı o tuvalin üzerinde dolaştırmaya. Dokunuşlarınız aynı renk ve kalınlıkta bir fırçadan çıkabileceği gibi, gökkuşağı renklerinin coşkusunu size hissettiren farklı renk ve kalınlıklardaki fırça izlerinden de oluşabilir. Yine de tuvalinizin üzerinde rengi değiştirmeden de sadece fırça kalınlıkları ile oynayarak da fark yaratabilirsiniz! Ve gün gelir, o tuval üzerinde resiminiz tamamlar kendinizi ve duygularınızı görürsünüz. Şayet tuvaldeki resim sizin hatırlanma şeklinizi ifade ediyor olsa idi, nasıl bir resim olurdu?
Gerek bugüne kadar elde ettiğim yetkinlikler, gerekse iki gündür katıldığım atölye çalışmaları, söyleşi ve paneller sonucunda koçluk mesleğini yukarıdaki gibi imgelemek geldi şu saatlerde içimden. Yani aslında siz önünüzde duran renkler ve farklı boyutlardaki fırçaların farkına vararak hayatınızın resmini yapmak için uğraşıyorsunuz. Kimi zaman tek düze bir yaşam kimi zaman ise renk cümbüşü arasında dolu dolu …
Bu resmi siz yaptınız anlaşıldı ama koç ve koçluk bu sürecin neresinde?
Koç aslında bu sürecin her yerinde… Biraz karıştı mı aklınız, açıklayayım. Koç aslında size nasıl hatırlanmak istediğinizi sorgulattığı, o kaybolduğunuz yerde! Bunu sorgulatırken size hayatınızda seçimlerin olduğunu fark ettirdiği o farklı boyutlardaki fırçalarda ve renk paletinde. Kimi zamansa sizi o tuvalin başına getirme isteği yaratma noktasında. Ya da boş tuvali ne ile doldurmak istediğinizi size buldurma aşamasında. Niyet etmek isteyip istemediğinizi kurcaladığı, sizin nefesinizi kestiği o anda! Hangi rengin size en iyi gittiğini size hayal ettiren ve bu hayalin ötesinde bu rengi cesurca tuvale vurduran parmaklarınızın üzerinde…
Koçluk bir yolculuk ya da bir süreçtir. Neil Scotton geçen günlerde aklımdan geçeni dün konferansta dile getirdi: ‘Koçlar sürece girip süreçten etkilenmeden çıkan birer katalizördür ve süreci istenilen noktaya getirir’.
Koç, insana yapacağı küçük dokunuşlarla karınca adımı kadar adım attırabilecek bir kişidir. Koçluğu deneyimleyen ve deneyimleten biri olarak sakın küçümsemeyin o karınca adımını! Bazısı için çok büyüktür ve bir hayatı değiştirir bu adımlar zamanı geldiğinde! Önemli olan bu adımı atmak için anda olmak ve ona uyumlanmaktır. Gerektiğinde beden ile zihni aynı noktaya getirmektir. Tabi bunların hepsinin özünde istemek gelmektedir.

İstemek, niyet etmek, fark etmek, değerler etrafında değişmek! Kararlılıkla motivasyonu ilk günkü seviyede tutarak!

Yolun açık olsun yolcu! Değerli limanlarda, yaşamının her dakikasının tadını çıkartarak mutluluğa ve huzura erişmen dileğiyle…
İyi eğlenceler kaptan! Her yolculuğunda nereye gideceğini bilmeyerek, açık denizlerde ve her türlü hava koşullarında yolcunu ulaşmak istediği limanlara güven, keyif ve tatmin içinde ulaştırdığını bilmemin huzuru ile…

Bu yolculuğun başarısı, sürecin içindeki geribildirimde saklı…

Farkındalık bir aracın farlarını açmak ve ön camını silmek gibidir,  
Unutmayın ki, farkındalığın kendisi iyileştiricidir. 
Timothy Gallwey


Kemal Başaranoğlu
04.05.2016 – 23.45

kemal.basaranoglu@gmail.com

Dümene geçme zamanınız gelmedi mi?

——————————————————————————————————————————————
Imagination is everything. It’s the preview of life’s coming attractions. Albert Einstein
———————————————————————————————————————————————




Ne istediğinize odaklandıktan sonra, bu istediğinize nasıl ulaşabileceğinizi hiç düşündünüz mü?

Bugün bu konuya odaklanalım istiyorum. Ufak bir egzersizle yolculuğumuza devam etmeye sizi davet ediyorum…

Önce geçen hafta ODAKLANDIĞINIZ KONUYU, zihninizde tekrar canlandırmanızı rica ediyorum.


………………



Şimdi aşağıdaki sorulara cevap vermenizi rica ediyorum?

  1. Odaklandığınız konu ile ilgili olarak nereye varmak istiyorsunuz?                                                               Hadi oraya varın ve oradaki anı deneyimleyin… 
  2. Bu deneyimi yaşarken kafanızda deneyimlemenizi engelleyen bir şey oldu mu?                                    Nedir bunları lütfen not ediniz..
  3. Şayet 2. soruya cevabınız hayır ise devam ediniz. Varmış olduğunuz ve istediğiniz bu siz ile ilgili ne hissediyorsunuz? Eğer bir skalaya koyarsanız(1’den 4’e kadar) bu durumdaki hisleriniz ile ilgili tatmini , kaç olarak görüyorsunuz?                                                        Eğer 4’ün altında bir tatmin seviyeniz var ise; bunu 4/4’lük yapmak için ne gerekir?
  4. İstediğinize eriştiğinizde, çevrenizde olan bitene bir göz atmanızı rica ediyorum (Aile, Kariyer/İş, Sağlık, Sosyal Hayat, Hobi, Kişisel Gelişim…vs).                                                                   Ne farkediyorsunuz?
  5. ODAKLANDIĞINIZ ŞEYİ, İLK ODAKLANDIĞINIZ O AN KADAR TUTKU İLE, HALA İSTİYOR MUSUNUZ?

Şayet 5. Soruya cevabınız “Evet” ise, « NE DURUYORSUNUZ » buraya erişmek için ilk adımı atın… 

Peki 2. Soruya EVET diyenler ; neleri not ettiniz bir göz atın…. Nedir sizi 2’den 3’e geçmekten alıkoyan ? Etiketleriniz mi ?Korkularınız – kaygılarınız mı?


Durun bir tahminde bulunmak istiyorum. Deneyimi yaşayamadınız, zira aklınıza şu listedekilerden biri mi geldi;

Odaklandığınız şey ne idi? Deneyimlemeye çalışırken karşılaşacağınız problemler  mi? Kim sizden onları düşünmenizi istedi ki? İsterseniz yazıyı en başından tekrar okumaya başlayın.

NE YAPTINIZI BİLİYOR MUSUNUZ? 
NE İSTEDİĞİNİZE ERİŞMEYE ODAKLANMAK YERİNE, 
ORTAYA ÇIKARDIĞINIZ SORUNLARA ODAKLANDINIZ…
(evet, sizin kendi zihninizde yarattığınız sorunlara odaklandınız)

——————————————————————————————————————————————         
             If you think you can, you can. If you think you can’t, you are right.   Mary Kay Ash
———————————————————————————————————————————————

Bırakın artık sorun yaratmayı; kimse sizin yolunuza taş koyamayacak… İnanın bana…. Ve 2 nolu maddeyi tekrar düşünüp deneyimleyin… İçinizde barınan kaynaklar ile bunu gerçekleştirebilecek güce sahipsiniz; yeter ki onları artık harekete geçirin…(*)

——————————————————————————————————————————————  
If you believe in something, no proof is necessary. If you don’t, none is sufficient. Anonim
———————————————————————————————————————————————

Kemal Başaranoğlu
kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com

(*) İçinizdeki kaynakları harekete geçirmek için ufak bir egzersiz… 


Önünüze çıkan bir su birikintisine (şayet çıkmıyorsa gidip onu karşınıza çıkarın. örnek: deniz, göl ..vs gidin. Gitmiyorsanız harekete geçirmek istemiyorsunuz demektir) bir taş atın ve o taşın suda çıkaracağı ilk küçük dalgadan son büyük dalgaya kadar yayılımını gözlemleyin…. İlk küçük dalga bugününüz olsun.. Ve bırakın o küçük dalganın sizin kendi iç dinamiklerinizi harekete geçirmesine izin verin…


Tebrikler…Artık kendinize yukarıda tanımlanan 5 adımlık süreci yaşatma sansı verdiniz.. Lütfen bunu tadını çıkara çıkara gerçekleştirin…..Sonuna kadar yaşayın, hissedin…