Koçluk Hakkında Bilmek İsteyecekleriniz …

Neden Bir Koçunuz Olmalı?

İnsan düşünsel süreçlerde
ben(ego) merkezli düşünme eğilimindedir. Herhangi bir konu üzerinde bir şeyler
düşünmek ya da sonuca ulaşmak istediğinde kendi başına tam olarak en yüksek
verim ve tatmini getirecek bir sonuca ulaşamayabilir. Koç bu anlamda gündeminizi öncelikle dinleyecek, daha sonra size her yönden baktırarak tüm olasılıklar ve seçenekleri fark etmenize yardımcı olacaktır. Koçluk meslek etiği gereği sizlere yönlendirme yapmayacak ve
akıl vermeyecektir. Sizi istediğiniz siz olma yolculuğunda içinizdeki
farkındalığı uyandırarak kendi kendinize yol almanızı sağlayacaktır.

Koçumun gerçekten gündemimi duyacağını ve anlayacağını, doğru noktadan gündemime parmak basacağını nereden bilebilirim?

Koçunuz sürece girerken sizlere ilk olarak yaptıracağı şey doğru noktadan sürecinizi başlatmaktır.
Doğru noktayı nerden mi biliyor? O bilmiyor ama siz biliyorsunuz (*).
O sizi sadece ‘can kulağı’ ile dinliyor. Ağzınızdan çıkan her cümlenin ve o
cümlelerin içindeki her bir kelimenin arkasındaki en derin anlamları sorgulatmak
üzere, güçlü sorularını size soracak.
Koçunuza
geldiğinizde aslında konunuzu kocaman bir göbek marul şeklinde sunarsınız.
Koçunuzun rolü o marulu size tek tek ayıklatıp içindeki en lezzetli bölümüne
ulaştırmaktır. Diğer bir ifade ile doğru noktayı size soracağı güçlü sorularla
buldurmaktır. Doğru noktaya ulaşmak için görüşmenin içinde defalarca konu
değiştirmiş olarak kendinizi bulabilirsiniz. Bu aslında sizlerin beden dili ve ağzınızdan çıkan
kelimelerle, bu kelimelere yüklediğiniz anlamlarda gizlidir.

Yaşadığım koçluk sürecinin kalitesini ve koçun yetkinliğini nasıl
anlayabilirim?

En basit hali ile seans çıkışında
elde ettiğiniz farkındalığın sizin için değerini kendinize sorun ve 1 ile 10
arasında bir not verin.
Koçunuz sizin hayat akışınızda
yaptığınız dansa katılmak için sizden izin isteyecek ve izniniz ölçüsünde dansınızın
ritmini, müziğiniz eşliğinde istediğiniz seviyeye getirmek için sizinle tek
vücut olacaktır. Zaman zaman dansınızda uzunca bir süre sizi izleyerek en derin
tatmin ve farkındalığı yakalamanızı kutlayacaktır. Siz istediğiniz noktaya
geldiğinizde, akışınızdan sessizce ayrılacaktır.
Dans edelim mi? Kral ve Ben
Koçluk süreci içinde düşündükçe
farklı farkındalıklara ulaşacaksınız. Ağzınızdan çıkan her bir kelime,
kulaklarınızdan bedeninize bir melodi şeklinde tekrar girecek ve sizi farklı
duygularla sarıp sarmalayacaktır. Vücut ısınızın yükseldiğini ya da üşüdüğünüzü
hissedeceksiniz. Kimi zaman gülecek kimi zaman ağlayacaksınız. Bu tepkilerin
arkasındaki görüntülerde bir uçurumun kenarından boşluğa doğru bakmak
olabileceği gibi, uzayın derinliklerinde hiç bilinmeyen keşiflere de çıkmak
olabilir. Önemli olan tek şey sizin niyetinizdir!

Koçum süreç içinde ve sonrasında benimle mi?

Koçluk süreci tamamen sizin
sorumluluğunuzda olan profesyonel bir süreçtir. Koçunuzun sizin yolculuğunuzda
görevi size yoldaşlık etmektir.

Nereden Profesyonel Koç bulabilirim?

Dünya üzerinde koçluk konusunda
birçok farklı koçluk okulu bulunmaktadır. Bu okullar farklı kurumlar denetimindedir.
Örneğin en bilinen ve birçok okulun eğitim sürecini onaylayan kurum
Uluslararası Koçluk Federasyonu(ICF)’dur. 
Bu okulların sertifikasyon sürecine girmiş ve tamamlamış kişileri tercih
etmenizin sizlere geri dönüşü yüksek olacaktır. Bunun haricinde ICF’in ACC, PCC, MCC koçluk
unvanlarına sahip koçlarını da (ileri düzey yetkinlik uygulamalarına katılmış ve farklı eğitimlerle kendini geliştirmiş koçlar) tercih etmelisiniz.



Meslek olarak ‘Koçluk’ güncelliğini ne zamana kadar koruyabilir?

Kimi zaman ihtiyaçlarınız nedeni ile profesyonellerle
çalışmayı tercih edersiniz. Bu o anki ihtiyacınıza göre bir diyetisyen, bir
terapist, bir mentör, bir danışman olabileceği gibi kimi zaman da biz koçlarla
çalışırsınız. Günümüzde sorumluluğu çok yüksek bir meslek olan koçluk her zaman
önemini ve güncelliğini koruyacaktır. Zira insanın kendini keşfetme isteği, beynin sürekli olarak değişip şekillenebilme kapasitesi (plastisite)
ve sınırlarının henüz çok kısıtlı bir bölümünün kullanılması, an’ı deneyimleme ve geleceği yaratma isteği, bu mesleğin her
zaman güncel kalmasının en temel nedenleridir. 


‘Alacağınız her bir koçluk seansı sonucunda elde ettiğiniz
farkındalıkların hayatınızın farklı alanlarına (aile, kariyer, para, sağlık, kişisel gelişim, spor,..vs) yansıtılması ile, öncelikle
kendi hayatınızda, sonra en yakınlarınızda ve daha sonra dalga dalga
çevrenizden dünyaya ne kadar büyük,  
önemli  ve  olumlu  gelişmelere yol açabileceğinizi’ 

hiç hayal etmiş miydiniz?



Bugün kendi yolculuğunuz için bir profesyonel bir koç arayışına çıkmaya ve ilk tanışmanızı gerçekleştirmeye ne dersiniz?




(*) Ünlü psikiyatr Milton Erickson’ın bahçesine gelen tanımadığı bir atı sahibine ulaştırması hikayesini hatırlayabilirsiniz. Atın sahibi Milton Erickson’a ‘bu atın bize ait olduğunu nerden biliyordun?’ diye sorduğunda, Milton’ın cevabını hatırlayalım. ‘Ben bu atın size ait olduğunu bilmiyordum. Onun sadece odaklanmasına ve harekete geçmesine yardımcı oldum, o zaten gitmesi gereken yeri biliyordu’.




Kemal Başaranoğlu

Profesyonel Erickson Koçu

Turuncu Yeşil Koçluk

Hayatınızın resmini çizerken, nasıl başarıyorsunuz?

Dünyaya farkındalık dolu gözlerle bakmak!
14 yıllık kurumsal kariyerimi, son birkaç yıl içinde yaşadığım anlamlı, değerli ve önemli farkındalıklarla çok yakında noktalıyorum.  Belki o konuyu ve yaşadığım süreci bir gün sizlerle paylaşacağım ama bugünkü yazım bunun üzerine değil, bir konferans üzerinden. Sizlere ICF Türkiye’nin (Uluslararası Koçluk Federasyonu-Türkiye) organize ettiği ve 2 gündür katıldığım Koçluk Kongresi sonunda, bir süredir zaten yaptığım yeni mesleğimi farklı bir şekilde ifade edeceğim.
Bireysel özgürlüğün ilk basamağı farkındalıktır. 
Don Miguel Ruiz
Gözlerinizin önüne bir tuval, rengârenk boyalar ve farklı boyutlarda fırçalar getirin. Siz bir ressam olun. Boyalar ve fırçalar ile var olan tuvale dokunuşlar yaparak bir resim resmedeceğinizi hayal edin. Bu dokunuşların her birini kendi istediğiniz fırça kalınlığı ve istediğiniz renklerle yapmaya başlayın. Bu iş için bir süre koymayın ve istediğiniz zaman oturun tuvalinizin karşısına ve başlayın fırçanızı o tuvalin üzerinde dolaştırmaya. Dokunuşlarınız aynı renk ve kalınlıkta bir fırçadan çıkabileceği gibi, gökkuşağı renklerinin coşkusunu size hissettiren farklı renk ve kalınlıklardaki fırça izlerinden de oluşabilir. Yine de tuvalinizin üzerinde rengi değiştirmeden de sadece fırça kalınlıkları ile oynayarak da fark yaratabilirsiniz! Ve gün gelir, o tuval üzerinde resiminiz tamamlar kendinizi ve duygularınızı görürsünüz. Şayet tuvaldeki resim sizin hatırlanma şeklinizi ifade ediyor olsa idi, nasıl bir resim olurdu?
Gerek bugüne kadar elde ettiğim yetkinlikler, gerekse iki gündür katıldığım atölye çalışmaları, söyleşi ve paneller sonucunda koçluk mesleğini yukarıdaki gibi imgelemek geldi şu saatlerde içimden. Yani aslında siz önünüzde duran renkler ve farklı boyutlardaki fırçaların farkına vararak hayatınızın resmini yapmak için uğraşıyorsunuz. Kimi zaman tek düze bir yaşam kimi zaman ise renk cümbüşü arasında dolu dolu …
Bu resmi siz yaptınız anlaşıldı ama koç ve koçluk bu sürecin neresinde?
Koç aslında bu sürecin her yerinde… Biraz karıştı mı aklınız, açıklayayım. Koç aslında size nasıl hatırlanmak istediğinizi sorgulattığı, o kaybolduğunuz yerde! Bunu sorgulatırken size hayatınızda seçimlerin olduğunu fark ettirdiği o farklı boyutlardaki fırçalarda ve renk paletinde. Kimi zamansa sizi o tuvalin başına getirme isteği yaratma noktasında. Ya da boş tuvali ne ile doldurmak istediğinizi size buldurma aşamasında. Niyet etmek isteyip istemediğinizi kurcaladığı, sizin nefesinizi kestiği o anda! Hangi rengin size en iyi gittiğini size hayal ettiren ve bu hayalin ötesinde bu rengi cesurca tuvale vurduran parmaklarınızın üzerinde…
Koçluk bir yolculuk ya da bir süreçtir. Neil Scotton geçen günlerde aklımdan geçeni dün konferansta dile getirdi: ‘Koçlar sürece girip süreçten etkilenmeden çıkan birer katalizördür ve süreci istenilen noktaya getirir’.
Koç, insana yapacağı küçük dokunuşlarla karınca adımı kadar adım attırabilecek bir kişidir. Koçluğu deneyimleyen ve deneyimleten biri olarak sakın küçümsemeyin o karınca adımını! Bazısı için çok büyüktür ve bir hayatı değiştirir bu adımlar zamanı geldiğinde! Önemli olan bu adımı atmak için anda olmak ve ona uyumlanmaktır. Gerektiğinde beden ile zihni aynı noktaya getirmektir. Tabi bunların hepsinin özünde istemek gelmektedir.

İstemek, niyet etmek, fark etmek, değerler etrafında değişmek! Kararlılıkla motivasyonu ilk günkü seviyede tutarak!

Yolun açık olsun yolcu! Değerli limanlarda, yaşamının her dakikasının tadını çıkartarak mutluluğa ve huzura erişmen dileğiyle…
İyi eğlenceler kaptan! Her yolculuğunda nereye gideceğini bilmeyerek, açık denizlerde ve her türlü hava koşullarında yolcunu ulaşmak istediği limanlara güven, keyif ve tatmin içinde ulaştırdığını bilmemin huzuru ile…

Bu yolculuğun başarısı, sürecin içindeki geribildirimde saklı…

Farkındalık bir aracın farlarını açmak ve ön camını silmek gibidir,  
Unutmayın ki, farkındalığın kendisi iyileştiricidir. 
Timothy Gallwey


Kemal Başaranoğlu
04.05.2016 – 23.45

kemal.basaranoglu@gmail.com

Kelebek Etkisi ve Gelecekteki Siz…

İnsanı
diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği düşünme kabiliyeti ve
duygusallığıdır. 
Başınıza
iyi bir şey geldiğinde, daha başka ne tür iyi şeylerin geleceğini düşünür,
hayal ederiz. Tam tersi durumda da (kötü bir şey geldiğinde) geçmiş
kötü anıları hatırlar, hatta tüm canlılığı ile tekrar yaşarız. Duygusal beynin(*) insanın hayatındaki etkinliği işte bu noktada ortaya çıkmaktadır. Beynin bu
bölümü aslında hayatımızı belli sınırlar içinde geçirmemizi destekler. Zira
onun dışına çıkmak, bilinmezdir. Bilinmezliğin riskleri, getirilerini
görmememize neden olur.
Geçenlerde
bir koçluk alanımla yaptığım görüşme beni bu yazıyı yazmaya itti. Hiç beklemediği
bir anda aldığı bir telefon, 7-8 yıl önceki bir olayı hatırlatmış. Aslında
yazının başında bahsettiğim duygusallık bu noktada devreye giriyor. Ve kişinin
bir anda ruh halinde değişmeler başlamış. Neşesi kaçmış, geçmiş hayallere
dalmış ve yaşadığı tüm süreci ve bu süreçteki karın ağrılarını yine aynı
şekilde yaşamaya başlamış. İşte duygusal beyin ve geçmiş tecrübelerin
hatırlanması.  Aslında sorun o geçmiş
yaşanmışlıklardan ziyade, konuşmada konuşulanlardan istenen eylem adımlarıymış.
Zira bir takım şeylere karar vermesi ve uygulaması gerekmekte, ama bunun
hayatında yaratacağı etkinin sonucunu görememekte, ya da geçmiş tecrübeleri ile
tahmin etmeye (yeni olumsuz sonuçlar) sürüklemekteymiş.
Kelebek
Etkisi filmini duymuşsunuz, belki de izlemişssinizdir. Hayatta attığımız her
adım bir tercihtir. Her tercihimizin arkasında bir şeylere ulaşmak için ya da
bir şeylerden kaçınmak için bir seçim yaparız. Bu seçimler küçük seçimler olsa
da, zaman içinde bu yaptığımız küçük seçimler, bizlerin hayatındaki o büyük
fotoğrafı değiştiren büyük adımlar olabilir. Hayatınızın fotoğrafını bir
çerçevede görmek isterseniz, o fotoğrafa ulaşma yolunda önünüze çıkan engel ve
fırsatları ona göre değerlendirmeniz, kelebek etkisini kendi lehinize doğru
çevirmeniz gerekmektedir.
Sizin
geçmişinizde canınızı sıkan bir şeyler varsa ve bunu bir şekilde zaman içinde
hatırlıyorsanız, kendinize bir şans verin ve şu soruyu sorun:  “Ben bu konu ile ilgili olarak ne yapmak
istiyorum?”
.
Bu sorunun
cevabı;
  1. Bu durum sizi bir şekilde rahatsız etse bile üzerine
    aksiyon almıyorsanız veya almak istemiyorsanız, lütfen bu durumdan gerçekten
    hoşnutsuz olup olmadığınızı kendi kendinize sorun. Bu durum sizi besliyor
    olabilir mi?
  2. Durumdan rahatsızsanız ve bu durum ile ilgili olarak,
a.  
 geçmişi konuşmak ve geçmiş ile ilgili duruma
(örneğin, sıkıntı veya acıya) çözüm getirmek (bir nevi kanayan bir yarayı
durdurmak) istiyorsanız, lütfen konusunda uzman bir psikoloğa danışınız.
b.  
birilerinden
destek/akıl almak istiyorsanız, konusunda uzman bir danışmandan destek alınız.
c.   
geçmiş sizin için
önemli değil, bugün ve bugünden sonraki gelecek önemli ise, konusunda uzman bir
koç ile çalışınız.
Temelde
önemli olan soru şu: “NE İSTİYORSUNUZ?” Çözüm üretmek mi? Mevcut durumda yaşamaya mı
devam etmek?

Doğu
toplumlarının ortak özelliği “Geçmişi düşünüp üzülmek ve geleceği düşünüp
kaygılanmaktır. İşte bu noktada bugün unutulur”. Oysa unutulan bugün de “yarın” geçmiş olacaktır. Yani üzülünecek yeni bir geçmiş.
Önünüze
bir fotoğraf çerçevesi konulsa ve bu çerçevede sizin gelecek fotoğrafınız olsa
idi, nasıl bir şey olurdu? Sizin fotoğrafınıza erişmek için, “kelebek
etkisi”
yaratacağını düşündüğünüz, eylem adımları neler olurdu? 
Kemal BASARANOGLU

kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com


(*)
http://kemalbasaranoglu.com/?p=93
http://kemalbasaranoglu.com/?p=88

Koçluk Yolculuğu ile Nereye Gitmek İstersiniz…

Günümüzde herkes, her yerde koçluk kelimesini kullanmaktadır. Peki ama gerçekten koçluk ne demektir, biliyor musunuz?

KOÇLUK aslında, sizinle beraber, sizin isteğiniz ile, sizin sorumluluğunuzda yapılan bir YOLCULUKTUR. Bu yolculuğun YOLCU‘su (Koçluk alan) olarak yolculuğun nereye olacağını siz söyleyeceksiniz. KOÇ‘unuz ise bu yolda sizin YOLDAŞ‘ınız(KOÇ) olacaktır. 

Yol güzergahını, molaları, bir sonraki seyahatinizi, yani sizin bu yolculuğunuzu(yolculuklarınızı) siz belirleyecek, planlayacaksınız. KOÇ’unuz ise size bu yolculukta, ulaşmak istediğiniz yere varmanız için gereken motivasyon ve bireysel farkındalığı kazandıracaktır. 

İŞTE KOÇ’unuz size BU GÜCÜ FARKETTİREN KİŞİDİR…


Bu yolculuk sizin yolculuğunuzdur ve bu yolculuğu sadece siz ve koçunuz bilecektir. 

Yolda iken şayet vazgeçer, FARKLI BİR YOLCULUĞA geçmek isterseniz, her zaman YÖNETİM ve SORUMLULUK SİZDEDİR, değiştirebilirsiniz

KOÇ‘unuzun görevi sizlere DOĞRU SORULAR sorarak, kendi doğrunuzun ne olduğunu bulmanızda yardımcı olmaktır

Sonuç olarak; KOÇ’unuz yolculukta her zaman sizinle beraberdir ama sizin ARKADAŞINIZ, DANIŞMANINIZ, AKIL HOCANIZ OLMAYACAKTIR ve sizlere hiçbir zaman ve hiçbir şekilde, yolculuk boyunca yönlendirme yapmayacaktır. 


BU YOLCULUK SİZİN SORUMLULUĞUNUZ ALTINDADIR, GEREKLİ DİSİPLİNİ  SİZ SAĞLAYACAKSINIZ. İHTİYACINIZ OLAN HER ŞEYE KENDİ İÇİNİZDE SAHİPSİNİZ.