Güçlü Sorularla Keşfedilen Liderlik

KalDer Önce Kalite Dergisi’nde Haziran 2018’de Yayınlanmıştır..

Farkındalıktan Potansiyele Yolculuk

“Farkındalık” ve “denge” önümüzdeki yüzyılın en önemli iki kelimesi olacaktır. Günümüzde Uluslararası Koçluk Federasyonu (International Coach Federation) gibi çatı örgütlerin akredite ettiği okullar tarafından verilen eğitimler ve yetkin ünvanlı koçlar sayesinde farkındalıklar bugüne kadar hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılıyor. Koçluğun farkındalıklara yol vermesi, aynı zamanda insanın da bir noktada kendi potansiyelini keşfini sağlıyor. Dün tek tük liderden bahsedilirken, bugün aslında ihtiyaç halinde ortaya çıkan ve süreci başarı ile yönetip sonra geri çekilen birçok farklı alanda liderler görmeye başlıyoruz.

Farkındalıkla Düşünün! Görsel Beynin Keşfi ve Farkındalıkla Kullanımı İle Yeni İnsana Giden Yolculuk

Beyin üzerine son yıllarda yapılan araştırmalar, insan potansiyelini keşfetmenin en önemli adımını oluşturdu. Beynin işleyişini bilmek aynı zamanda onu farkındalıkla yönetmek dengeli bir liderliğin de kapılarını bu yüzyılın insanına açtı.

Beyin üç bölümde incelenebilir.

1.    Sürüngen Beyin: İlkel bir beyin sistemidir. Yaklaşık 100 milyon yıldır canlıların varlığını sürdürmesine yardımcı olan, dürtü bazlı tepkiler oluşturan beyin bölümüdür. Kimse saldırgan bir köpek tarafından ısırılmak istemez değil mi? İşte bu bölüm, tehlike gördüğünde sizleri yaşamda tutmak için kaçar ya da saldırır.

2.    Duygusal Beyin: Bu beyin sistemi memeli hayvanlarla birlikte gelişip, sürüngen beynin üzerinde 50 milyon yıldır bulunmaktadır. Duygu merkezleri gelişimi ile duygu bazlı tepkiler oluşturur. Önemli özelliği size sadece iki alternatif sunmasıdır. Ya “O” ya “Bu”, “Siyah”-“Beyaz” gibi. Bir nevi ikilem yaratması nedeni ile ikilem beyni olarak da adlandırılabilir. Siyah ve beyaz arasındaki grinin tonlarını bilmeyen bu bölüm aynı zamanda değişimi kendisine bir tehdit olarak algılar, sevmez. Evcil hayvanların yerlerini değiştirdiğinizde, nasıl tepkiler verdiklerini hiç gözlemlediniz mi?

3.    Görsel Beyin Sistemi: Bu sistem en son gelişen sistemdir. Yaklaşık 2,5 milyon yıllık ömrü olup, aslında bizlere en az üç seçenek sunarak (Ya “O”, ya “Bu”, Ya “Şu” Ya da “Onlar”,… vb. gibi), duygusal beynin yarattığı ikilemi ortadan kaldırır. Bu sistemin bir özelliği de hayal gücü ile yaratmadır. Beyin boşluk tanımaz ve hayali bir defa  oluşturup, ona odaklandıktan sonra onu nasıl gerçekleştireceğinin yollarını arar. İnsana tüm içsel kaynaklarını sorgulatıp, o hayale ulaşmanın yollarını buldurur.

Adım Atın! Yolculuğa Başlamanın En Kritik Adımı

Görsel beyin kapasitenin kullanılması bir anlamda kişinin aslında istediği vizyona giden yolun ilk adımını oluşur. Liderler harekete geçmeden önce ağırlıklı olarak süreci gözlerinde canlandırırlar. Bu yazdığımdan “hayalperesttirler” anlamı çıkartmayın. Zira hayallerini gerçekleştirme ve ayakları yere basar hale getirme açısından oldukça gerçekçi ve yapıcı eleştirileri kendilerine yapmaktan kaçınmazlar. Zira niyetlerinin içinde gündemi gerçekleştirmenin yakıcı bir isteği ve bu yolda adım atmanın dayanılmaz heyecanını taşırlar. Bir dişli çark bir kere döndü mü diğerleri de onun etrafında döner.

Değerini Tanımlayın! Hayale Ulaşmak Neden Önemlidir?

Hayalin gerçekleştirilmesinin garantisi aslında o hayalin arkasınd yatan değerde ya da anlamda gizlidir. Şayet kişi o hayale derin bir anlam yüklemişse, onu bir tutku olarak gece gündüz yaşar. Gözü başka hiçbir şey görmez. Önce kendi kaynakları olmak üzere, etrafında ihtiyaç duyduğu tüm kaynakları sürecin gerçekleşmesi için araştırır, organize eder ve harekete geçirir ya da geçirilmesini sağlar. Hayalin sonunda erişeceği hazinenin ne olacağını çok iyi bilmektedir.

Kararlılıkla Süreci Devam Ettirin! Sonuç Süreçle Gelir: Pes Etmek Yok!

Konu ne olursa olsun aslında bir sürecin başarısı tamamı ile atılan adımların kararlılıkla devam ettirilmesi ile gerçekleşir. Süreç içinde her ne ile karşılaşılırsa karşılaşılsın bunun o an diliminde o duruma özel olduğu kabulü ile yola devam etmek gerekir. Hayatta karşılaşılan zorluklar bir fırsatın anahtarı da olabilmektedir. Hazineye giden yolda yeni hazineler keşfetmek, nasıl bir duygu olur?

Bütünü Tamamlamak! Hikayenizdeki Yeri Nedir?

Bütünsel insan dört farklı alanda tanımlanır: Hedefleri, İlişkileri, Ben’i ve Büyük Resmi. Sizin liderlik hikayeniz ne olursa olsun, bu dört alanda olan bütünsellik mutlu sonun da garantisidir. Bütünsellik aslında yaşamda da dengenin ana unsurudur. Doğada dengenin olmadığı bir şey var mı? Dengede olan bir yaşam sizin liderliğinizi nasıl destekler?

5 adımda kendi liderliğinizi oluşturmak üzere aşağıdaki sorulara cevap vermeye ne dersiniz?

1.    Odaklanın: Hayatınızın hangi alanında lider olacaksınız? Bu alanı net olarak belirleyin.

2.    Niyet edin: Liderliğinize niyet edin ve bununla ilgili olarak ilk adımlarınızı atmaya başlayın. Bu niyetinizi bir yere yazın ve etrafınızda sizi destekleyeceğine inandığınız insanlarla paylaşın.

3.    Anlamı Bulun: Liderlik sizin için neden önemlidir? Etrafınızdakilere ne sağlayacaktır? Topluma ve dünyaya ne gibi olumlu getirileri olacaktır? Her bir sorunun üzerine tek tek düşünüp, bunları somut yazılı hale getirin. Sizi heyecanlandırmayan cevaplar aynı zamanda harekete de geçirmeyecektir.

4.    Sürdürülebilir Olun:  Her ne olursa olsun, potansiyelinizi ortaya çıkarıp liderliğinizi ilan edene kadar nasıl kararlılıkla sürdüreceksiniz? Bu yolculuğu keyif içinde gerçekleştirmek için nelere ihtiyacınız var? Bu soruların cevabı sizleri süreçte yol boyu destekleyecek elemanları verecektir.

5.    Bütünsel Yaklaşın: Liderliğinizin sizin hedeflerinize, diğerleri ile olan ilişkilerinize, Ben dediğiniz kendinize ve hayalinizdeki vizyon ya da anlam yüklediğiniz büyük resminize olan etkilerini nelerdir? Bu bütünsel yaklaşım, dengenin ve geleceğin garantisidir.

HBR Türkiye 2 Mart – Yarının Dünyasını Şekillendirecek Tek Güç: Hayal

…….

Modern hipnozun öncüsü Dr Milton Erickson’un kendisi ile ilgili hikâyesi, aslında hayal gücünün bir insana yaptırabileceklerinin sınırsızlığını gösterir (“Sesim Seninle Her Yerde – Milton H. Erickson’un Telkin Hikâyeleri”). Dr. Erickson, liseyi bitirdikten birkaç ay sonra çocuk felcine yakalanır. Doktorların annesine yaptığı açıklamaya göre sabahı göremeyecektir….

HBR Türkiye’de yayınlanan Mart yazıma aşağıdaki linkten erişebilirsiniz…

https://hbrturkiye.com/blog/yarinin-dunyasini-sekillendirecek-tek-guc-hayal

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Herkes Profesyonel Koç Olabilir Mi?

 Nasıl ICF Unvanlı Bir Koç Olabilirsiniz?

Bir PCC’nin Keyifli Çetin Yolculuğu -1-

Bu yazıyı şayet okuyorsanız ya mesleğe olan merakınızdan ya da profesyonel koç olmayı düşünmekten ya da zaten bir koç olduğunuz ve kendinize nasıl daha fazla katkı sağlayabileceğinizi öğrenmek için okuduğunuza inanıyorum.

Öncelikle Koçlar Dünyasına hoş geldiniz. Amacım aslında “Profesyonel Koç Kimliğini” nasıl üzerinize giyebileceğinizi adım adım birkaç günce yazısı ile sizlere hap şeklinde aktarmaktır. Herhangi bir sorunuz olursa ya da yardım edebileceğim bir şey, lütfen bana iletişim bilgilerimden ulaşın.

Yazının devamı Denge Merkezi Blogunda….

  •  Kariyerinizde Adım Adım İlerlemek ya da Sıçrama mı Yaşamak İstiyorsunuz? “Benim Hikayem” diyeceğiniz, Kariyer Farkındalık Programımın 3. Takımı, 5 Şubat Pazartesi saat 20:10’da açılıyor. Bilgi Almak İçin Kayıt Formu Aşağıdadır.

Benim Hikayem

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Tree image created by Kjpargeter – Freepik.com

Kariyer Yolculuğunu Yöneticilikten Liderliğe Dönüştürmek İçin 9 Gelişim Noktası

Kariyer hayatını bir yolculuğa benzetirim. Hepimiz bir araba olsak, kendi arabamızla bu yolculuğu gerçekleştiririz. Bedeni bu arabanın fiziki bütününe, araçtaki yakıtı ruha, direksiyon, gaz pedalı ve freni de zihne benzetirim. Yolculuğa çıktığınızda şayet yeteri kadar yakıtınız yoksa aslında yolculuğun bir yerinde ve genelde de en kritik yerinde yolda kalırsınız. Direksiyon, gaz pedalı ve freni doğru zamanda doğru yerde kullanmazsanız, tatsız bir kaza ile karşılaşma olasılığınız yüksektir. Aracınızın fiziki bütünlüğü tam olmazsa, seyahatiniz güven ve konfor içinde olmayacaktır.

Aslında kariyer yolculuğunda başınıza her zaman her şey gelebilir. Yakıtınızın yeteceğini düşünürken öngörünüzde yanılıp yakıtsız kalabilirsiniz. Kimi zaman da algınız yanlış bir noktaya takılıp, doğru zamanda direksiyonu doğru yöne kırmanıza ve gaza veya frene basmanıza engel olabilir. Ya da aracın göstergesinden gelen kontrol mesajlarını kale almayıp arabanın bir yerde kalmasına neden olabilirsiniz.

Koçluk çalışmalarının kariyer anlamındaki boyutunda genellikle yapılan kazalardan bahsedilir. Ve kazaların büyük çoğunluğunda da aslında kazayı yapanın kendimiz değil kazaya maruz kalanın bir diğer anlamda masum olanın biz olduğunu iddia ederiz. Bu noktada en çok konuşulan kişiler kötü yöneticilerdir (hatta idareciler!).

Hepimiz hayatın bir döneminde memnun olmadığımız yöneticilerle çalışmak zorunda kaldık değil mi? Bu tür yöneticilerin özelliklerini ben dokuz başlık altında topluyorum.

  • Günü kurtarmak üzerine odaklıdırlar.
  • Sorumluluk almazlar.
  • Problem duymayı sevmezler ve bunu ekibine gayet net bir şekilde ifade ederler.
  • Öğrenmeye kapalıdırlar. Bunun üç sebebi vardır.
    • Eksikliklerinin fark edilmesini istemezler. Bu nedenle her şeyi bilir görünürler
    • Kendilerini üstün görürler.
    • Yeni bir şey öğrenmenin gerektirdiği çaba ve özveriye sahip değildirler.
  • Genelde çok yoğun görünürler ve ihtiyaç halinde ortada görünmezler
  • Egoları o kadar sağlıksızdır ki, her cümleleri “Ben…. şöyleyim, böyleyim.” diye devam eder.
  • Kendilerini sınırsızca, başkalarının düşünceleri yokmuş gibi, ifade ederler.
  • Her şeyin arkasından bir şey çıkartmak üzere sorgularlar.

Aslına bakarsanız, şayet bunları o kişilerde görüyorsanız, siz de farklı koşullarda (bu iş olmak zorunda değil) benzer hareketleri yapıyor olabilir misiniz? Nasıl mı?

  • Odanızı ya da masanızı sadece başkası için mi topluyorsunuz?
  • Bugüne kadar aldığınız kararların (sigarayı bırakma, kilo verme, daha pozitif olma,.. vb. gibi) yüzde kaçının sorumluluğunu aldınız ve yerine getirdiniz?
  • Aile ya da arkadaş grupları içi problemlerde ortamdan kaçtığınız ya da sessizliğe büründüğünüz olmaz mı hiç?
  • Yeni bir dil öğrenmek, yeni bir hobi edinmek, televizyon başında sızmaktan daha zor mu geliyor?
  • Sizden bir şey istendiğinde (Masayı kurar mısın? Kahvaltıyı hazırlar mısın? ..vb. gibi), çok işim var dediğiniz olmuyor mu?
  • Ben elimden gelen her şeyi yapıyorum ama o hep geride duruyor dediğiniz olmadı mı? (Aile içi, özel ya da iş ilişkilerinize bakın)
  • Aile ya da arkadaş iletişiminize ve oradaki isyanlarınıza bir bakın, kendinizi nasıl ifade etmişsiniz?
  • Başkalarının hataları/yanlışları üzerinden konuştuğunuz olmuyor mu? Hatta bunun dedikodusunu yapmıyor musunuz?

Yazımın buraya kadarı inanın beni de zorladı. Genelde umut, motivasyon aşılarken, buraya kadar ise hep olumsuzluklardan bahsettim. Aslında farkındalık yolculuğunda olan biri olarak bu yolculukta olumsuzlukların da yeri var. Önemli olan şayet hayatınızın bir alanında bunu yakaladıysanız bunu nasıl değiştirebileceğinize odaklanmanızdır.

Bu yazıyı okuyan siz yöneticilere, yönetici adaylarına, yönetici adaylığına niyeti olanlara ya da kendi hayatının lideri olmak isteyenlere dönersek, sizlere nasıl davranmanız konusunda birkaç önerim olacak. Bunları hayatınıza geçirmeniz, içinizdeki lideri çıkarma yolculuğunda, yolunuzu aydınlatan bir fener olsun…

  1. Günü Kurtarmaktan Ziyade Geleceği Oluşturmaya Odaklanın.
  2. Kapasitenizi Sorumluluk ve Risklerle Arttırın.
  3. Problem ya da Sorun Duyduğunuzda Bunun Size Bir Sıçrama Fırsatı Olabileceğini Hatırlayın.
  4. Her An ve Herkesten Bir Şey Öğrenmek Niyetinde Olun!
  5. Öğrendiğinizi Paylaşın. Başkalarını Geliştirirken Kendinizi de Geliştirin!
  6. Ulaşılabilir Olun! Herkese Ayırabileceğiniz En Az 10 Dakikanız Olsun!
  7. Egolarınızın Sağlıklı Hale Gelmesi İçin Destek Alın!
  8. Fikirlerinizi İfade Ederken, Diğerlerine Öncelik Verin Ve Gerçekten Merak Ve Öğrenme Aşkı İle Dinleyin. Sonra mutlaka kendi düşüncenizi de ifade edin.
  9. Yapılanları Sorgularken İyi Niyetinizi Ön Planda Tutun!

 

Şimdi arkanıza yaslanıp önce benzin deponuzun çıkacağınız yolculuğu kaldırıp kaldıramayacağını kontrol edin. Daha sonra aracı çalıştırarak, gaza hafifçe dokunup, direksiyonunuzu istediğiniz yöne çevirin. Çıktığınız yolculuklarda gaz gibi, frenin de kimi zaman gerekli ve önemli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Yolculuk içinde yakıt göstergesini belli periyotlarla kontrol edip, ihtiyacınızın olduğunu düşündüğünüz zaman benzin almayı ihmal etmeyin. Ve son olarak aracın fiziki bütünlüğünün bu yolculuğun en önemli parçalarından biri olduğunu da aklınızda tutunuz.

Bir Kızılderili hikayesi şöyledir:

“Beyaz adam ve Kızılderili yolda giderlerken bir süre sonra beyaz adam bakar ki, Kızılderili arkasında yoktur. Beyaz adam geri döner ve görür ki, Kızılderili atının üzerinde tütün içerek beklemektedir. Merak eder ve sorar, “Neden burada duruyorsun?”, Kızılderili cevap verir “Bedenim ruhumdan çok önde gitti ruhumu yakalamak için bekliyorum”.

Beden, ruh ve zihnin dengede olduğu günler dilerim..

Size iki davetim var.

  • “Kariyerinizde Kendinizi Nerede Konumlandırıyorsunuz?” 15 Ocak 2018 Ptesi saat 20:30’da yapacağım ÜCRETSİZ WEBINAR’a davetlimsiniz. Kayıt ve bilgi aşağıdaki linki kullanınız.

WEBINAR

 

  • Kariyerinizde Adım Adım İlerlemek ya da Sıçrama mı Yaşamak İstiyorsunuz? “Benim Hikayem” diyeceğiniz, Kariyer Farkındalık Programımın 3. Takımı, 5 Şubat Pazartesi saat 20:10’da açılıyor. Bilgi Almak İçin Kayıt Formu Aşağıdadır.

Benim Hikayem

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Affetmek – Hakkınızı Helal Etmek Size Hangi Kapıları Açar?

Kimlerde Hakkınız Olduğunuzu Düşünüyorsunuz?
Gece tam uyumadan önce yatağa uzandığınızda derin bir nefes aldıktan sonra “Seni Affediyorum ve Hakkımı Helal Ediyorum” sözünü yirmi bir defa tekrar edin. Her söylediğinizde ya da yirmi birinciyi tamamladığınızda, gözünüzün önünden kimlerin geçtiğine dikkat ettiniz mi? Nasıl hissetmeye başladınız?   Kızgın mı? Öfkeli mi? Kırılmış mı? Üzülmüş mü? Bedeninize odaklandığınızda, karnınız mı ağrıdı, başınız mı? Ya da mideniz mi bulandı?…

EGO denen BEN’in Yaptıkları?
Herkesin “EGO” denilen bir “BEN” hali vardır. Kimi zaman bu BEN öyle noktalara gelir ki, kendisini tatmin etmek üzere başkalarına da zarar verir. Yani kendi ihtiyaçlarını, isteklerini, arzularını, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde bir başkasının önünde tutar. Ama sonuçta kişi kendisini tatmin eder ve istediğini elde ederken (kimi zaman da elde edemezken), bir başkasını üzebilir, incitip kırabilir ve en kötüsü canını yakabilir.

Hakkımı Helal Ediyorum Dediğinizde
-Kalpten İstemiyor Olsanız da- Kimler Geçti Aklınızdan?
Eşiniz mi? Çocuğunuz mu? Anne –Babanız mı? Kardeşler mi ?
Akrabalar mı?

Hakkını Ediyor musun Ey Cemaatı Müslimin?
Müslümanlıkta cenaze namazları sonrasında “Helallik” istenir. Diğer bazı dinlerde ise isteyen cenazenin başına giderek ona dua eder ya da konuşur. Sizce “helallik istemenin” ya da “konuşup dua etmenin” nedeni nedir?

Bunu yapmak aslında ölen kişiye karşı bir sorumluluk, onun ölüm ve sonrası yolculuğunun tamamlanması olarak görülmektedir. Helallik gerçekten ölünün yolculuğu için mi yapılıyor?

Hakkımı Helal Ediyorum Dediğinizde
-Kalpten İstemiyor Olsanız da- Kimler Geçti Aklınızdan?
İş Arkadaşlarınız mı? Patronlarınız mı?
Öğretmenleriniz mi? Hocalarınız mı? Yaşadığınız İlişkiler mi?

Asaletin Eylemi Olarak Affetmek!
Aslında dünya üzerinde her birimiz diğer insanlarla bir şekilde bağlıyız. Bu bağlar ölüm ile de kopmuyor. Olumlu ve iyi duygular hayat yolculuğunda kişiyi desteklerken, tüm olumsuz duygular bir yük haline geliyor. Bu yüklerin koparılmasının tek bir yolu var ve bunu yapacak tek kişi yaşayan olarak sizsiniz. Özgürleşmek için bağışlayıcı olun. “Seni Affediyorum – Hakkımı Helal Ediyorum” diyebilmeyi hayatınıza geçirerek, ruhunuzu asil duygularla taçlandırabilirsiniz.

Hakkımı Helal Ediyorum Dediğinizde Aklınızdan Peki “KENDİNİZ” de Geçtiniz mi?
Geçmişte yaşadıklarınız ve yaptıklarınızdan mı pişmansınız? Eksiklikleriniz ve yetersizliklerinizden ötürü kendinize kızgın mısınız? Zamanı mı iyi kullanmadınız? Milton Erickson’un dediği gibi; “Her İnsan O Anda Var Olan En İyi Seçimi Yapar ve Her Davranışın Altında Pozitif Bir Niyet Vardır”. Yani geçmişe dönme şansınız olsa bile, o gün yine o bildikleriniz ile aynı şeyi yapacaksınız!

Hayatınızda yeni kapıların açılması için içtenlikle, “Başta Kendiniz Olmak Üzere Diğerlerini de Affetmeye ve Hakkınızı Helal Etmeye” Ne Dersiniz?

Sizi şaşırtacak sonuçları karşılaşmaya ve onları kucaklamaya hazır olun!

Not: Ben “Hakkımı Herkese Helal Ediyorum!”. Kimsenin yükünü almak istemiyorum! Herkes ile olan ve benim bu dünyaya vermem gerekeni vermemi engelleyen tüm bağları müsaadenizle koparıyorum. Kimse sizi hiçbir bir şeye zorlayamaz ama “Hakkınızı Helal Ederseniz, Siz de Kendinize Yeni Kapılar Açarsınız”.

 

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Designed by Freepik

 

Her Şeyi Yapabilecek Yeterlilikte Olduğunuzu İddia Ediyorum!

Hiç aranızda meyve veren bir ağacın meyvesini koparmayan oldu mu? Ya da dokunmasanız bile, meyve veren bir ağacın resmini görmeyeniniz var mı? Elma ağacı, armut ağacı, asma, muz, ananas, ..vs ne güzel ağaçlardır değil mi? İnsanlığın sağlıklı devamı için bizi varlıkları ile büyüten…

Tohumdan Meyve Veren Ağaca Giden Yolculuk

Tohumdan meyve veren ağaca giden yolculuğu izlemek isterseniz, şimdi derin bir nefes alın ve nefes verirken ayaklarınızı yere daha sağlam basın. Yeniden bir nefes alın ve nefesinizi verirken ayaklarınızın topraklandığını hissedin, gözünüzün önüne getirin.

Zamanın birinde bir adam insanlığı beslemek için önce toprağı güzelce havalandırdı. Oraya büyüteceği ağaçları düşünerek toprağı vitaminle besledi, mineralle doyurdu.  Daha sonra toprak tohumu karşılayacak duruma geldiğinde özenle seçtiği o tohumu toprağa kendi elleri ile ekti. Tohumun fidan haline dönüşmesi yolculuğunda her gün toprağı suladı. Yabani otların fidanını sarmasını engellemek için etrafını temiz tuttu. Doğa da bu tohumdan bereketini ve kudretini esirgemedi. İhtiyacı olan güneşin ışığını ve yağmuru bu tohumun gelişerek fidan ve ağaç olması için sınırsız bir şekilde sundu. Fidan büyürken toprak ana minerallerini kendi elleri ile onun köklerine taşıdı. Güneşin yakıcılığında susuz kaldığında yine toprak ana yeraltından aldığı suyu köklere ulaştırarak, fidanın susuzluğunu gidermesine ve onun ağaç olma yolculuğunda sağlıklı yol almasına yardımcı oldu. Gün geldi artık fidan güçlü bir ağaç oldu. Öyle ki kökleri ile ihtiyaç duyduğu mineralleri ve suyu kendisi çekiyordu. O kadar güçlendi ki, eskiden yağmur, kar gibi mevsim değişikliklerinde adam tarafından korunurken, artık buna ihtiyacı kalmamıştı. O kendi haşmeti ile kendisine yeter durumda idi. İlk meyvesini verdiğinde kendisi bile bu duruma önce şaşırmış, sonra da gurur duymuştu. Aslında içinde var olanı gün ışığına çıkarıyordu. Hatta o meyvelerin başka insanlara ulaşması ve insanların yaşamlarında beslenmek gibi önemli bir yeri doldurması da varlığını taçlandırıyordu.

İnsan da Tohum Gibidir

Kim bu meyve veren ağaç hiç düşündünüz mü?  Tam olarak sizsiniz! Aslında daha bir tohum halinde iken her şeye sahiptiniz. O adam sadece yolculuğunuzda sizin kendi kaynaklarınızı fark etmenize ve onları harekete geçirmenize yardım etti. Zamanı geldiğinde sizi kendi halinize bırakmayı bildi.

Bu hikayeyi sevgili koç arkadaşlarıma ithaf ediyorum. Zira yaptığımız “İnsanın Tohumdan Meyve Veren Ağaca Dönüşüm Yolculuğunda” onlara eşlik etmek. İnsan keşfedilmeyi bekleyen büyük bir potansiyel. Biz koçluk yaptığımız kişilere karşı nötr ve onların kaynaklarının bilincindeyiz. Onlara farkındalıklar deneyimlettirip harekete dönüşecek yolculuklarında yol arkadaşlığı yapıyoruz.

Yeni, Gelişen ve Değişen Bir Başlangıca Ne dersiniz?

Her şey içinizde. Onu görün! Onu duyun! Onu artık hissedin!

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Not: Bu yazının yazılmasında bana ilham olan sevgili koçluk alanıma teşekkür ederim.

<a href=’https://www.freepik.com/free-photo/powerful-man-celebrating-his-winning_1305181.htm’>Designed by Freepik</a>

Benim Hikayem, Senin Hikayen, Onun Hikayesi: KARİYER YOLCULUĞUNDA FARKINDALIK

O bildiğiniz evrende, o bildiğiniz zaman diliminde, yine o bildiğiniz kişi olarak her zamanki gibi o bildiğiniz işime doğru gidiyorum. Günlerin ayları, ayların yılları hızlıca peşine taktığı o günlerde senenin sonuna doğru gelinirken, yeni yıla bir umut olmak üzere, derin düşüncelere daldım birden.

Gözümün önüne yıllar önce ilk girdiğim işletmem geldi. Nasıl da tatlı bir heyecan ile kapıdan girmiş, masama oturmuş ve iş yapmayı hevesle beklemiştim. İlk günlerin verdiği çömezlik ile üstüme almadığım, yapmadığım hamallık kalmadığı gibi, yapılan şakaların ya da arkamdan söylenen dedikoduların da sesi sol kulağımda hala çınlıyor. Bu ses beni bir anda aldı başka bir yolculuğa, bu sefer başka bir işletmede bir başka yeni çalışana yaptığım şakaya doğru götürdü. Ne kadar da eğlenmiştim o gün. Halbuki bugün baktığımda bu eğlence, o ilk iş yerinde yaşadıklarımın bir nevi intikamı idi. Oldukça saçma bir intikam. Zihin kameramdan yaptığım bu yolculuk, aslında kariyerimin yolculuğu idi, kimi zaman kariyerim etrafında dönen hayatımın diğer alanlarını da içine alan. Canlı renklerde ve gayet gözümün önünde oynayan kendi hikayemin görüntüsü, sesleri ve duygularıydı.

Tüm filmi ve filmin içindeki yerler, kahramanlar ve olayları izleyip bugüne döndüğümde şunu fark ettim. Her bir yerde farklı bir yaşam vardı, vardı da sahi “Kariyer” denen şey neydi, diye kendimi düşünmekten de alamadım.

Tertemiz bir A4 kağıdının ortasının en üst noktasına büyük harflerle “BENİM HİKAYEM” yazdım. Zira bu benim yolculuğum benim hikayemdi. Sonra da altına kariyer yolculuğumda önemli gördüğüm kelimeleri döktüm.

  • Yönetici Olmak
  • Para Kazanmak
  • Güçlü İnsanlarla Olmak
  • Etki Alanı Yaratmak
  • Sosyal Statü Elde Etmek
  • Beğenilmek
  • Örnek Gösterilmek
  • Güç Kazanmak
  • İstediklerime Rahat Ulaşmak
  • Huzurlu Olmak
  • Tatmin Olmak
  • Mutlu Olmak

Yıllar geçtikten sonra geldiğim bu noktada yukarıdakilerden hangilerini elde ettiğimi sorguladığımda gözlerimden kimi zaman tatmin ve mutluluk, kimi zamansa kırgınlıkların ve kızgınlıkların hayal kırıklıkları ile süslendiğini deneyimledim.

Sonra bazı inançlarımla karşılaştım; beni yolculuğumda yalnız bırakmayan:

  • Önceliğini her zaman işine vermelisin!
  • Birilerinin adamı olmadığın için çok çalışman gerek!
  • Her zaman canını sıkan insanlar etrafında olacaktır! Bu nedenle bulunduğun ortamda savaşacaksın!
  • Savaştıkça başaracaksın! Terfi, iyi ücret zammı, iyi prim alacaksın!
  • Savaş kimi zaman seni yorabilir!
  • Sağlığımı kaybetmemek elde değil!
  • İnsanlar da her zaman dürüst ve şeffaf değil!
  • Torpilin olmadan bir yere kadar!
  • Korkuyorum!
  • Ben bu işletmeye uygun bir adam değilim!

Buradan başka ne yapabilirim ki! Sesini çıkartmadan devam etmek en güzeli!

İnançların olumludan olumsuza gidişini gördüğümde, düşüncelerimin üzerinde oluşturduğu o güçlü BEN duygusunu zayıf bir BEN’e doğru ittiğini fark ettim.

Bir karar almanın zamanı artık gelmişti ve hatta geçmişti. Geçmişimde kendime yaptıklarımdan ötürü kendimi ve geçmişimde diğerlerinin bana yaptıklarından ötürü de diğerlerini affediyorum. Temiz ve yeni bir beyaz sayfa elime alıp, yeni bir keşfe çıkmanın zamanı geldi dedim. İlk satıra şunu yazdım;

 

“BENİM YENİ HİKAYEM”

…………………………………………………………………………

 

Yüklerinizden arınmaya, yolculuğunuza dışardan bir göz ile bakmaya ve/veya yeni bir yolculuğa cesaretiniz var mı?

 

Yolunuz ve yolculuğunuz keyifli, rahat ve huzur dolu geçsin.

Güzel bir hafta sonu dileklerimle.

 

Kariyer konusunda şu iki yazım Sene Sonu Görüşmenizde Yol Gösterici olabilir. Okumak İster misiniz?

“Yıl Sonu Görüşmesi”nin Başarısı için İlk 4 Altın Kural

“Yıl Sonu Görüşmesi”ni Rahatlıkla Başarmak için 4 Altın Kural

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Business image created by Freepik

 

Başarı Elinizdekilerin Değerini Bilmekten Geçer!

Market alışverişi yaparsınız değil mi? Tam alışverişinizin ortasında bir anda etrafa mis gibi bir koku yayılır. Kokunun geldiği fırın reyonuna doğru ilerlersiniz. Ve çıtır çıtır çıkan pastane ürünlerini görürsünüz. Dayanamaz bu ürünlerden sizi cezbedenlerini sepetinize atarsınız. Hatta bir kısmını da midenize. Aslında duyduğunuz koku sizi bir anda geçmişte bir yerde belki de sizin için özel biri ile ya da özel bir anda yediğiniz bir şeye yönlendiriyor. O güzel anlara, o gün alınan hazza, mutluluğa ve belki de eğlenceye. Bir süre daha o markette gezinmeye devam ettiğinizde, ürün sepetinizde olsa bile aldığınız kokunun etkisinin düştüğünü ya da devam etmediğini fark ediyor musunuz?

Aşağıdaki listedeki alanlardan bazıları ya da hepsinden mutlu olan insan, zaman ilerledikçe elindekilere alıştığı için bu alanların anlamlarını unutur.

  • Aile
  • Akraba
  • Sağlık
  • Çocuk
  • İş
  • Gelir
  • Arkadaşlar/Dostlar
  • İş Arkadaşları
  • Hobiler
  • Spor
  • Kişisel Gelişim
  • ….

 “Daha fazla şöhret ve servete

uyum sağlama kapasitemiz sayesinde

dünün lüksleri günümüzün gereklilikleri ve yarının hatıraları olabilir”

 David Myers

Bugün birçok insanın kendini başarısız görmesi ve bunun sonucunda da mutsuz olmasının arkasında marketteki fırın reyonunun etkisi büyüktür. Zira elde edilenler zaten olduğu için daha da fazlası arayışı başlar. Bu aslında beynin boş durmayı sevmemesinden ileri gelir. Doğrudan doğruya kişinin bu egosunu tatmin etmek üzere bahane üretir.

  • Geçmiş zamanın imkansızlık dolu koşulları,
  • Erken kaybedilmiş ebeveynler
  • Olmamış ya da geç kalınmış bir evlilik
  • Bir takım fiziksel rahatsızlıklar
  • Geç gelen bir çocuk
  • Henüz gelmemiş ya da gecikmiş bir kariyer
  • ….

Viktor Frankl “İnsanın Anlam Arayışı” adlı kitabının ön sözünde şöyle demiştir: “Başarıyı hedeflemeyin – onu ne kadar çok hedeflerseniz o kadar çok kaçırırsınız. Çünkü başarı da mutluluk gibi takip edilemez; insanın kendisinden daha büyük bir yola kendisini adamasının istenmeyen yan etkisi olarak gelmelidir”.

Bu konuda yapabileceğiniz basit bir şey var. Her gün yatmadan önce ya da uyandığınızda varlığına şükredeceğiniz en az bir şeyi özel bir not defterine not edin! Kendi el yazınız ile. Bu sayede beyninize de boş durma şansı vermediğiniz gibi, ara ara okuyarak daha da içselleştirebilirsiniz.

Parfüm alımı yapanlar bilir, birkaç parfüm koklama denemesi sonrasında burun koku almamaya başlar. Satıcılar da sizin denemelere devam etmeniz ve satın almanız için size kahve koklatırlar.

Elinizdekilerin değerinin farkına varmak ve yolda kararlılıkla devam etme motivasyonunuzu korumak için siz kahve yerine neyi koyabilirsiniz?

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu
kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Hop Hop Değiş Tonton! İnançlar 2

Hayatın anlamı bizim sembollere
verdiğimiz anlamların arkasında şekillenmektedir.
Dünyayı algılamamız semboller
üzerinden olmaktadır. Örneğin şu an bu yazıyı okuyan siz de harflerin
oluşturduğu sembollerle benimle iletişime geçiyorsunuz. Ya da tam tersi bir
şekilde ben sizinle iletişime geçiyorum.
Her yazımı yazarken aklımdan şu
sözler geçer:
“Bugün acaba kimleri düşündürüp, hayatlarındaki
hassas bir noktaya temas edeceğim. Belki de kişinin hayatında önemli bir
farkındalık yaratacağım ve bu farkındalık da kelebek etkisi şeklinde hem
kişinin hayatını hem de toplumu dönüştürecek”.
Bir düşünsenize sizin hayatınızda
çok büyük öneme sahip olan okuduğunuz bir kitabı, izlediğiniz bir filmi ya da rol
model aldığınız bir kişiyi. Herkesin hayatında yok mudur böyle şeyler? İşte
benim de hayatımda önemi olan yazılar, kitaplar, filmler olduğu gibi, ben de
yazdıklarımla insanların hayatlarına dokunuyorum.  Kimi zaman geri dönüşler hemen olduğu gibi,
kimi zaman bir toplantıda “ben sizi uzun süredir takip ediyorum”, “geçen yıl
sonunda yazdığınız yazıyı ara ara okur, nerede olduğuma bakarım”, …vb. gibi de
olmaktadır.
Aslında yukarıya yazdıklarıma
bakarsanız, her yazıda içimden geçen cümle ile kendime güçlü bir inanç
oluşturmuş olduğumu fark edersiniz. Bu inancı birçok değerlerle destekliyorum: Üretkenlik, Paylaşım, Gelişim, Değişim ve
Dönüşüm.
Değerlerimle destekli inançlarım sayesinde de neredeyse her hafta
mutlaka bir konuyu kaleme alıyorum.
İnançlar gördüğünüz gibi kendi
kendimize oluşturabileceğimiz ve hatta güçlendirebileceğimiz şeyler.

Geçen haftaki yazı sonrasında inançlarınızı listelediniz mi? Bunlardan sizi
destekleyen yanınıza almanız gereken en önemli 3 inancınız hangisidir? Peki ya
sizi köstekleyen bir şekilde hayatı size zindan eden ve kurtulursanız hayatın
dizginlerini elinize alacağınızı düşündüğünüz 3 negatif inancınız nedir?
Listeyi yapmayanlar, hemen listesini oluşturabilir ve kaldıkları yerden yazıyı
okumaya devam edebilir.
Sizi rahatsız eden bir inancınız
mı var? O zaman inancı sorgulayın! Bir süre sonra bu inancın sallandığını
göreceksiniz. İnancı yıkmak mı? Daha fazla sorgulayın!
İnançları farklı boyutlarda
inceleyebiliriz. Kimi inançlar çok hafiftir. İskambil kağıtlarından oluşan kule
gibi. Bunlar genellikle o gün ihtiyacımız olduğu için birilerinden (aile içi,
kurum içi, sevdiğimiz bir dosttan, sosyal medya’dan, … vb. gibi) satın
almışızdır. Eminizdir ama geçici bir durumdur, çok sık kullanılmadığı gibi en
ufak bir sorgulama ile ortadan kalkabilir. Örneğin farklı birçok diyeti
deneyimlemiş kilo vermeye çalışan bir birey (farklı diyetleri deneyimleme
uzmanı), her yeni duyduğu diyeti denemek ister. O başlangıç motivasyonu ile ilk
etkisini de görür. Ta ki o ilk kaçamağı yapana kadar. Sonrasında ne olduğunu
herkes biliyor zaten. Bu kişilerden değilseniz bile çevrenize bakmanız yeterli…
İkinci seviye inançlar daha
güçlü, kendini sürekli olarak doğrulayan ve arkasında tekrarlayan ve aynı
sonucu taşıyan bir deneyimi de taşırlar. Öğrencilik yıllarında bazı arkadaşlarıma
hayrandım. Tüm yıl çalışmasalar bile son 1 hafta boyunca yaptıkları çalışma ile
okulu oldukça rahat bitirirlerdi. Bu kişiler belki benim kabul edemediğim ve
inanmadığım genel bir inancı kabul etmişlerdi: “Sınavlardan önce son bir hafta sınavlara çalışırsan rahat rahat okulu
bitirsin”
. Tabi ilk sınav sonuçları, ikinci sınav sonuçları ,.. derken
gerçekten de sınav önceleri hariç oldukça konforlu okul hayatları vardı.
Kurumsal iş ortamlarında en çok inanılan konulardan biri de ‘torpil algısı’.
Nasıl da kendini gerçekleştirir bir kehanettir bu inanç! Torpili olmayanlar bir
yere gelemez değil mi? Çevrenizdeki herkes torpilli değil mi?  Bir kişi dahi, işi hak ederek oraya gelmemiş
midir? İnançları yıkmak isterseniz, sorular sorup sorgulayın. Uzun uzun…
Üçüncü seviye inançlar daha katı,
kemikleşmiş (Anthony Robbins buna iman der), sağlam binanın sağlam sütunları
gibi olanlardır. Buna dini inançlar girdiği gibi kişinin (kendisi ile ilgili)
büyük resmi ile ilgili olanlar da girebilir. Bu inançların olumlu olanları
sizleri rahatlıkla ayakta tutarken, olumsuz olanları hayatınızı bir kapanın
içinde yaşamanıza neden olur. Benim bugüne kadar duyduğum en güzel ve olumlu
inanç, bir doktor arkadaşımın inancı olan:
“Ben Allah’ın sevgili kuluyum. Benim işlerim hep rast gider”
olandır. Tabi
duyduğum en kötü inanç cümlesi de “Değişim
çok zor”
dur. Zor olan değişim mi?
Yoksa değişimin düşüncesi mi?
Yüzme öğrenecek kişinin korkusu başına
gelecek tehlikeleri düşünmesindendir. Yoksa denize girdiğinde başına ne gelirse
gelsin, ona adapte olmaya, uyum sağlamaya ve yaşamını devam ettirmeye çalışır.
Yani değişerek adapte olur. 
Bu seviyede inançları sorgulama konusunda kişi
oldukça dirençlidir! Sorgulamak istemediği gibi sorgulatmak da istemez.
Hadi biraz sorgulayın
inançlarınızı bakın neler olacak?
Altın kural 1: Değiştirmek istediğiniz, size köstek olan bir
inancınızı ele alın.
Altın Kural 2: Bu inancı sorgulayın.
–      
En az 1, en çok 10 olmak üzere bu inanç ne kadar
doğru bir inançtır?
–      
Bu inanç sizce saçma bir inanç olabilir mi?
Neden?
–      
Bu inançla yaşamanın
o  
Fiziksel alanınıza (genel olarak yaptıklarınız,
ettikleriniz)
o  
Duygusal alanınıza ve ilişkilerinize,
o  
Kendinize (BEN’inize)
o  
Büyük resminize maliyeti nedir?
–      
Bu inançla artık yaşamazsanız ne olur?
İnancınız sarsılmaya başladı mı?
Altın Kural 3: Bu olumsuz inancın yerine olumu bir inanç
yerleştirin. Bu inancı daha da güçlü deneyimlemek ve güçlendirmek için neler
yapabilirsiniz?
Coğrafyamız içinde köstekleyecek
inançları barındırdığı gibi aynı zamanda başarılı olmuş birçok örneği de
barındırır. Bu noktada konusunda başarılı insanları gözlemleyin, tanışın,
modelleyin.
İnançlar, arkasında neden sonuç
ilişkisinin yanında, NLP (Neuro Linguistic Programming)’de anlatılan silme,
bozma ve genelleme modellerini de içermektedir. Bu konuları önümüzdeki
yazılarda paylaşmayı planlıyorum.
 Farkındalık yaratan koçluk çalışmaları ve NLP
ile birçok inanç değiştirilebilir.
Japonların kalitesi konusunda
şüpheniz yoktur değil mi? Biliyor musunuz 1950’lere kadar Japonların kalitesi
çok kötüydü. General Mac Arthur, Dr. W. Deming’i Japonya’ya gönderir. Zira
Japonlarla bir telefon görüşmesini dahi doğru düzgün yapamamaktadır. Dr. W. Deming,
Japonlara çok güçlü bir inanç aşılar: “Çalışmaların
kalitesini yükseltmek yolunda, her gün ve hiç bitmeyecek şekilde adanmanın
dünya pazarına 10-20 yıl içinde  hakim olmak
anlamına gelmektedir”
. Japonlar’ın sürekli iyileşme (Kaizen) felsefesinin
sırrı buradan gelmektedir.
Hayatınızda bir şeyi
gerçekleştirmek isterseniz, Alman düşünür Arthur Schopenhaeur’ın felsefesini
uygulayabilirsiniz.
–      
Önce alay edilme
–      
Sonra şiddetle karşı çıkılma
–      
Son olarak, zaten belli olan bir şey, denilme ve
kabul edilme.
Başınıza gelenler her neyse bu
şekilde olmuyor mu?
Hop hop değiş Tonton diyerek inançlarınız
değiştirmenin zamanı gelmedi mi?



Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Koç
(*) 1980’lerde yayınlanan Tonton Ailesi. “Hop
hop değiş tonton” denilerek, farklı şekillere bürünen karakterler.

Düğümün Farkına Varmak? İnançlar: 1

Ne
kadar çok değişiklik oluyor etrafımızda farkında mısınız? Yeni bir ilişki, yeni
bir dili öğrenme, yeni arkadaşlıklar, yeni bir iş, yeni sosyal çevre, yeni
ilişkiler, yenilerin arayışı, … vb. gibi. Diğer bir ifade ile yaptıklarımız, belki de
yapamadıklarımız. O kadar çok cümle sayılabilir ki bizim zihinlerimizde yer
eden;
–       Elimizde imkanlar olmadığı için yeterince iyi
okullarda okuyamadık
–       İçinde olduğum sosyal çevrenin kısıtlığı ve niteliği
nedeni ile bu durumdayım
–     Bu işi yıllardır yapıyorum ve kurumumu tanıyorum. Bu
nedenle ben başka bir iş düşünemiyorum
–       Yeni bir kariyer için her şeye sıfırdan başlamak ve
çok çalışmak gerekir
–       İlişkimiz yürümüyor, çünkü ortama uygun davranışlar
sergilemiyor.
–       …
Yukarıdaki
cümleler, belli bir yerde ve belli bir zaman dilimindeki davranışları ifade
etmektedir. Ve genellikle bu davranışların üzerinden yine çözüm üretmeye
çalışırız.
Bir
zamanlar Anthony Robbins’in bir kitabında okumuştum. Baba alkolik ve uyuşturucu
bağımlısıydı. Çok yakın aralıklarla doğan iki oğlu vardı. Çocuklardan biri
uyuşturucu bataklığı, gangsterlik ve hapishaneleri yaşarken, diğeri ailesi ile
mutlu bir yönetici olarak hayatını devam ettiriyordu. Bu noktada iki çocuğa da
sorulur: “Hayatın neden böyle?”. Cevap birebir aynıdır: “Böyle bir baba ile
büyürken daha başka nasıl olmasını beklersiniz ki?”
Çevre ve davranış düzleminde aynı
koşullarda iki insandan iki farklı hayat…
Sizce bu farkın arkasındaki o sır nedir? Bu sırra erişmiş olmak
hayatınızda hangi alanlarda sizlere sıçrama yaşatır?
Einstein’ın
bir sözünü başucu cümleniz yapmanızı öneririm: “Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde
kalarak çözemezsiniz”.
Yani problemlere problemin içinde gezinerek cevap
aramak size sonuç getirmeyeceği gibi; varsayalım elde ettiniz, bu elde
ettiğinizin kalitesi ve etkinliği tartışma götürecektir.
Bir
yönetici yaptığım koçluk görüşmesinde sürekli sorunlarla uğraştığını ve bunun
onun üzerinde olumsuz ve yıkıcı etkisi olduğunu ifade etti. Pozitif koçluğun
önemini bilerek, sorunun yerine ne ile uğraşırsa kendini daha rahat
hissedeceğini sorduğumda, cevabı “Düğüm Çözmek” oldu. Düğüm çözmek
dediği anda fizyolojik ve psikolojik olarak algısı değişti, gülümsedi ve konusuna
hakim olmaya ve onu yönetmeye başladı. Bu sayede artık çözülmesi için düğümün
sadece çekilmesi kaldı.
Aslında
bir düğümü çözmek için yapılması gereken ilk şey düğümü çekiştirmekten ziyade
düğüme tepeden bakıp bir strateji geliştirmektir. İnsanlar genelde bir şeyleri
yapmanın zorluğundan bahseder ve açıklamaları genellikle, “..ama”lar veya “..evet ama
çok zor..”
lar ile devam eder. Yukarıdaki gibi, aynı zaman diliminde, aynı
koşullarda yaşayan ve aynı babanın iki çocuğu nasıl oldu da birbirinden çok
farklı hayat sürmeyi başardı? Üstelik aynı cevapları vererek!
Etrafınızda
ciddi travmalar yaşayan, ailesini kaybeden, intihardan dönen (ya da
kurtarılan), büyük şirketler yöneten ama bir anda her şeyi kenara bırakıp
Mandıra Filozof’unu yaşayan insanlar var mı? Yoksa bile bu şekilde kişilerin
varlıklarını ve başardıklarını sosyal medya, gazete, dergi,..vs üzerinden
görmüyor musunuz? Alkolik babanın oğulları ile bu durumdaki kişilerin ortak
noktası nedir sizce?
Bir
binayı ayakta tutan şey nedir dersem kolonlardır dersiniz herhalde. Gözlerinizi
kapatın. Bir bina düşünün kolonları olmayan. Bu binanın ayakta durması sizce ne
kadar mümkün olabilir ki? İskambil kağıtlarının üst üste konulması ile yapılan
şekillerin en ufak bir hamlede yıkılması gibi şayet kolonlar sağlam değilse, o
bina da yıkılacaktır. Ya bu bina sizseniz ? Sizi bu bina gibi dimdik tutacak
inançlarınız ve değerleriniz yoksa sizin kaderinizde alkolik babanın alkolik
oğlu gibi olmaya götürebilecektir. Değerler ve inançlarınız aslında yaşama
verdiğiniz anlamlılığı oluşturur. Arkasında bir anlamlılık yakalandığında, işte
o zaman sizi, alkolik babanın mutlu evliliği olan, iyi kariyerli çocuğu haline
getirir. Ya da hayatında bir travma yaşasa bile hayata daha farklı bir şekilde
bağlanıp, büyük toplumsal olayların ve oluşumların içinde yer alabilirsiniz.
Bugün
kendinize baktığınızda farkına vardığınız en temel inançlarınız nelerdir? Bu
inançlarınızdan hangileri sizleri olumlu olarak desteklemektedir? Hangileri
kösteklemektedir. Bir liste yapmanızı ve olumlu olanları koyu bir siyah veya
mavi renkle yazmanızı öneririm. Olumsuz yani size hayatınızda kısıt
yaratanları, kırmızı bir kalem ile yazıp onların da üzerine büyük bir çarpı
atmanızı öneririm.
Diğer
taraftan sizleri ayakta tutan değerlerinizin de bir listesini mutlaka yapın!
Bu
inançların nasıl oluştuğu ve inançların olumlularını sarımsaklayıp da mı
saklamalı? diğerlerini nasıl çöpe atmalı?”, “değerleri tanımak ne işinize
yarayacak?” gibi soruların cevabı bir sonraki güncelerde…
Güzel
bir hafta geçirmeniz dileğimle.
Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Koç