2020’de Yeni Bir Kariyere Daha Kolay Geçiş Yapmanın 9 Adımı

Bu hayatta zaman sınırlı. O sınırlı zamanı başkasının yaşamını yaşayarak harcamayın. Başka kişilerin düşünceleriyle yaşam, dogmaların tuzağına düşmek demektir.

  1. Hemen kredi kartı ekstrenizi elinize alın. Ve oradaki bazı kalemlerin gerçekten hayatınızda olması gerekip gerekmediğine karar verin. Küçük rakamlar gibi görünüyor olabilirler. Toplamda o rakamlar büyür. Yeni bir hayata adım atıyorsunuz bunun için eski düzeni bozmaya ilk buradan başlamak iyi olur.
    • “Netflix, Digiturk, Youtube, Sportify,…gibi aylık sabit giderleri bir süre hayatınızdan çıkarırsanız yaşayabilir misiniz?” , bunu düşünün.
    • Telefon ve Internet paketleriniz o kadar geniş ve pahalı olması gerekir mi?
    • Size kendinizi değerli hissettirecek abonelikleriniz var mı? Mesela, spor salonu? Onun yerine dışarda gerçek havada sporunuzu yapsanız, ne kazanırsınız? Bunları bir düşünün bakalım.
  2. Dışarda arkadaş buluşmalarınızı, yediğiniz yemekleri içtiğiniz kahveleri bir süreliğine iptal edin, evde buluşun daha sıcak ve içten sohbetler gelişecek göreceksiniz.
  3. Gardırobunuza göz atın. Eminim sizi 1-2 yıl götürecek kadar eşya vardır. Size satın aldıran şey ya içinizdeki tatminsizlik duygusu ya da cep telefonunuza gelen bildirimler, e-mailler. Uygulamaları silmeye, e-mail aboneliklerinden çıkmaya ne dersiniz?
  4. Evliyseniz, eşinizin sizi kararınızda sürekli olarak destekleyeceğinden emin olun. Bu sayede yeni kariyer geçişinizde potansiyel yaşayacağınız bir sıkıntıdan kaçınmış olursunuz.
  5. Eşinizin sabit bir maaşı olsun. Bu sayede sabit giderlerin garantisini sağlarsınız.
  6. Bekarsanız ailenizin yanına taşının. Böylece birçok sabit giderleriniz ortadan kalkacak, boşa gider yaratmayacaksınız.
  7. Birden fazla araca sahipseniz, hemen diğerini(lerini) elden çıkartın. Vergiler, sigortalar ve benzinden süper bir tasarruf yapacaksınız.
  8. Yürüyerek gidebileceğiniz yerlere yürüyerek, diğer yerlere de toplu taşıma ile gidin. Bu sayede hem zaman kazanın hem ekonomi yapın hem de çevrenizin farkında olun. Kim bilir, belki bir iş fırsatı düşüncesi yaratabilirsiniz bindiğiniz metroda ya da otobüste.
  9. Ayrılmadan önce almanız gereken bir meslek sertifikası varsa, mutlaka bunu çalışırken tamamlayın.

Yeni bir hayata adım attığınızın farkında olun. Bu nedenle geçmiş alışkanlıklarınızı ve beklentilerinizi yeniden çerçeveleyin.

Unutmayın, çalıştığınız kurumlar elinizdeki birçok imkânı alıp, sizi çalıştırmaya devam edebiliyor.

Siz de gerçekten bir kurum gibi düşünerek, kendinizde gelecek vaat eden bir durum için “gereksizleri” kısa-orta vadede feda edin. Geri dönüşün daha büyük olacağını hayal ederek, adım atın.

 Sonuç olarak küçük küçük geri dönüşlerin biriktikçe büyük sonuçlara dönüştüğünü göreceksiniz

“2020 yılında tam da istediğiniz gibi bir gelecek,

tatmin, huzur ve başarı ile sizin olsun.”

Okuduğundan keyif aldıysan, okuduğun sana hitap ediyorsa ve yardıma ihtiyacın olduğunu düşünüyorsan; internet sitemi ziyaret et, benimle bağ kurmak üzere iletişime geç.

Benimle 2020 yılını oluşturmak ve bir ormanda da yer almak istiyorsan;

1. Önce aşağıdaki linkten formu doldur. https://lnkd.in/gJujZkd

2. Tema Vakfı’nın online fidan bağışı sayfasına git ve 7 adet fidanı kendi adına (programa katılacak kişinin adı olması önemlidir) bağışla. https://lnkd.in/gjMtgXj Sertifika İstiyor musunuz kısmında mutlaka elektronik bir sertifikanızı talep edin.

3. Adınıza gelen sertifikayı bana email ile gönderin:

4. Ve benim sizinle iletişime geçmemi bekleyin. Son sertifikanızı bana göndereceğiniz tarih: 2 Ocak 2020.

Geleceğini bir ormanla beraber oluşturmanın tadını gel beraber çıkaralım.

Kemal Başaranoğlu, Potansiyelini Keşfet!

 

Satranç tahtasında bir taş olsaydım….

Yaşam satranç tahtasında olmaya benzer.

Herkes için farklı bir cevabı var bu sorunun..

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım KALE olurdum, Çünkü korunaklı aynı zamanda atağa geçebilir bir alan sunar kale. 

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım AT olurdum, Çünkü hareket esnekliğim ile çok kişiyi şaşırtabilir özgür davranabilirdim.

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım FİL olurdum, Çünkü gözüm diğerlerine göre daha uç noktalarda gezebilir.

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım VEZİR olurdum, Çünkü hareket esnekliğimle tahtaya hükmederdim.

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım ŞAH olurdum, Çünkü ben oyun bitti demeden oyun bitmezdi.

Ben satranç tahtasında bir taş olsaydım PİYON olurdum, Çünkü …… 

Çok az kişi piyon olmayı seçiyor. Zira “piyon olmak, yavaş hareket etmek, tek yönde gitmek, hatta çoğunlukla korunmaya ihtiyaç duymak, başkası için kendini feda etmek diye anlaşılıyor” genellikle

Oysa satranç tahtasında piyon olmak, gelişim sürecinde olmak demek. Attığımız adımlarla olmak istediğimize doğru ilerlemek demek. Doğru zamanda doğru adım atarak en üst kareye geldiğinizde, ne olmak istiyorsanız o olmak demek. 

Zaman ilerledikçe tahtadaki oyuna göre ihtiyaç duyulan taş değişebilir. 

Zaman ilerledikçe değişen koşullarda ihtiyaca uygun olmak, hazır olmak gelecekte var olabilmek demek.

Piyon olmak demek aynı zamanda doğru zamanda doğru taş olabilmek demek.

Dün Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nde, bir satranç taşından kendi hikayemize giden yolda ilk adımı atmak üzere buluştuk. Katılımcıların farkındalıklarını, eylem adımlarına dönüştürdüğü bir çalışma oldu. 

 

Önümüzdeki çalışmalarda sizleri de aramızda görmekten memnuniyet duyarım.

6 Soruda Geleceğinizi Oluşturun ? ​

Bu hayatta zaman sınırlı. O sınırlı zamanı başkasının yaşamını yaşayarak harcamayın. Başka kişilerin düşünceleriyle yaşam, dogmaların tuzağına düşmek demektir. 

  1. Yaşamınızı istediğiniz şekilde yaşamaya başlamanın sizin için anlamı ne olur?
  2. Şu an sizi frenleyen, durduran şeyler nelerdir?
  3. Sizi durduran şeylerin bir an için ortadan kalktığını varsayarsanız. Tüm dünya sizin lehinize sizin için çalışıyor olsa, o zaman kendinize söyle bir baksanız, ne hissedersiniz? Neler görürsünüz?
  4. Şu an itibari ile hayatınızda fark yaratmanın ilk küçük hatta küçücük adımını atmaya kalksaydınız, o küçük adım ne olurdu?
  5. Sizi bu yolda motive edecek bir slogan oluştursanız bu ne olur?
  6. Bu dünyada yapmak istediklerinizi gerçekleştiren bir “siz” olmanın etrafınıza yansıması ne olur?

Türkiye’nin %83’ünün “Profesyonel Koçluk” hakkında farkındalığı olduğunu, Koçluk alanların %90’nın aldığı hizmetten tatmin ayrıldığını biliyor muydunuz? 

 “Global Tüketici Farkındalık Araştırması 2017 
ICF  & PricewaterhouseCoopers "
Tweet

Koçluk ile mentörlük – danışmanlık aynı şey değildir.

Mentör size yol gösterip, sizinle yolculuğun sorumluluğunu  paylaşır.

Danışman size ne yapmanız gerektiğini söyler. 

Koç ise, sizin olmak istediğiniz halinize giden yolda size yol arkadaşlığı yapar.  Koç ne yapmanızı söylemek yerine, sizin ne yapmanız gerektiğini ve bunları hangi kaynaklarınız ile gerçekleştirebileceğinizi size buldurur. Kendi kaynaklarınızın ve bu kaynakları nasıl harekete geçireceğinizin farkına varırsınız. Bu özelliği nedeni ile koçluk “Hızlı ve Etkin” sonuç veren görüşmeler bütünüdür.

Ana sayfadaki formu doldurarak, sizin için neler yapabileceğimizi konuşabiliriz.

HBR Türkiye – Nisan: Küçük Albert’lara Dönüşmeyin

Bugünlerde birçok profesyonel, iş hayatı ile ilgili kaygılar yaşıyor.

Bugünlerde birçok profesyonel, iş hayatı ile ilgili kaygılar yaşıyor. 

Fasit Döngüden Nasıl Çıkılabilir?

Yazının tamamını okumak için 

https://hbrturkiye.com/blog/kucuk-albert-lara-donusmeyin

Kemal Başaranoğlu, MSc,PCC, NLP MP

Profesyonel Koç

www.kemalbasaranoglu.com

Profesyonel Koç Olma Yolundakilere Öğütler…

Deneyimli Bir Profesyonel Koç’un, Koçluk Yolculuğuna Çıkan Profesyonel Koç’a Öğüdü!

Deneyimli Bir Profesyonel Koç’un, Koçluk Yolculuğuna Çıkan Profesyonel Koç’a Öğüdü! (*)

 

 

Ey Profesyonel Koç!

Artık “Profesyonel”sin,

Bundan sonra konuşmak koçluk alanlarına; dinlemek sana…

Dırdırlanma onlara; onları tam zamanında bölmek, yola koymak sana…

Hikâye yazmak onlara; “hikâyeye değil onlara koçluk yapmak” sana…

Kopmak, dağılmak onlara; toparlamak, gündeme getirmek sana…

 

 

Ey Profesyonel Koç!

Bundan sonra “geçmiş” onlarda; ana getirmek ve geleceğe götürmek sende,

“Harekete geçmek” onlarda, “bunun değerini fark ettirmek, yol arkadaşlığı yapmak” sende,

Geçmişte dolanmak onlarda, geleceğin mucize anlarına taşımak sende.

 

 

Ey Profesyonel Koç!

Sabır çok önemlidir.

Bir profesyonel koç sabrederek, odaklanarak ve azimle koçluk alanlarını oluşturur,

Vaktinden önce çiçek açmaz, ham armut yenmez;

Yense bile bağrında kalır.

Yetkin olmayan, sabırsız bir koç da tıpkı ham armut gibidir.

 

 

Ey Profesyonel Koç!

Yaptıkların, insanlığa yarar getirsin,

Işığını parıldatsın.

Uzaklardakilere de dalga dalga ulaştırsın.

Sana kendini geliştirebileceğin niş alanlar,

Farkındalık katabileceğin insanlar getirsin.

 

 

Ey Profesyonel Koç!

Yükün ağır, işin çetin, gücün “Kararlı, Odaklı, Çalışkan Olmana” bağlı.

Aldığın eğitimlerin,  aldığın koçluklar, yaptığın koçluklar,

Mentörlükler ve süpervizyon en büyük yardımcındır,

Profesyonel Koç’luğunun başarısının garantisidir.

Sen ve diğer gelişime açık profesyonel koç arkadaşların,

İnsana ve insanlığa farkındalık katmak istediğinde,

Yetkin koçlar, mentörler, süpervizörler her zaman destek olmaya hazırdır

 

Ey Profesyonel Koç!

Bir Profesyonel Koç bir hafta koçluk yapmadı mı,

Allah korusun, huzursuz olur!

Koç kişi harekete geçmezse uyuşur.

Uyuşunca laflamaya başlar, laf atalete dönüşür.

Atalet başlayınca da gayri iflah etmez.

Profesyonel KOÇ Olmaz!

Sen sen ol!

Her hafta en az 4 koçluğun olsun.

Olsun ki, PROFESYONEL KOÇ Ol!

Koç Olan, koçluğunu yapar,

Geriye farkındalığı, gelişen, değişen ve dönüşen bir insan bırakır.

 

 

Ey Profesyonel Koç!

En büyük zafer nefsini tanımaktır.

Bir Profesyonel KOÇ olarak OLDUM deme,

Hep Olmak üzerine kendini geliştir.

Her koçluğunun arkasından kendini değerlendir!

Düşman, insanın kendisidir.

Dost ise, nefsi tanıyanın kendisi.

 

Ey Profesyonel Koç!

İnsana dokun ki insan içindeki olumluyu ortaya çıkarsın.

Ona her zaman kucak aç! Varlığını duy!

İnsanı harekete geçiren de diri tutan da, insanın içindeki iyi taraftır.

 

Ey Profesyonel Koç!

Her anın insan, odağın insanlık için olsun!

Muhtaç olduğu kudret, kendi iç kaynaklarında saklıdır!

 

Kemal Başaranoğlu, PCC

30.12.2018

(*) Şeyh Edebali’nin Osmangazi’ye nasihatından esinlenilmiştir.

Küçük Bir Farkındalıkla Büyük Taşları Oynatın

80-20 Kuralı adlı kitabında Richard Koch Harvard’da filoloji profesörü olan George K. Zipf’tin bu kuralı yeniden keşfi ve detaylandırılmış hali olan “En az çaba kuralından” bahseder.

“Kaynaklar (insan, mal, zaman, beceri ya da üretken olan her türlü şey) kendilerini işi minimize etmek üzere düzenlemeye eğilimlidirler, ki böylece herhangi bir kaynağın yaklaşık yüzde 20-30’u o kaynakla ilintili aktivitenin yüzde 70-80’ine tekabül eder.” George K. Zipf

Bill Gates’in “Zor işleri hep tembel birine veririm. Çünkü o mutlaka o işi yapmanın kolay bir yolunu bulur” sözü En Az Çaba Kuralı’nın bir uygulaması olabilir mi?

Aktif koçluk ve danışmanlık yapan, yöneticiler ve çalışanlarla çokça zaman geçiren biri olarak bugüne kadar “farkındalığım yok” diyen birini görmedim. Aksine her seferinde “benim farkındalığım diğerlerine göre çok yüksek” cümlesini defalarca işittim. Bu cümlelerin, içine girilen çalışmalarla beraber “farkındalığım yavaş yavaş artıyor” cümlesine dönüştüğüne de defalarca şahit oldum.

…….

80-20 oranından farkındalık yaşamak denildiğinde zihin perdenizde neler canlanıyor?

Bu, İtalyan ekonomist Pareto’nun bulduğu bir oran. Pareto, yaptığı çalışmalarda, İtalya’daki servetin yüzde 80’ine nüfusun yüzde 20’sinin sahip olduğunu görür. Daha sonra yaptığı birçok gözlem sonucunda, ‘bir çıktının yüzde 80’ini bir girdinin yüzde 20’si oluşturmaktadır’ ya da ‘sonuçların yüzde 80’i nedenlerin yüzde 20’sinden gelir’ fikrini ortaya koyar.  Bugün özellikle iş dünyası bunu aktif bir şekilde süreçlerinde kullanıyor. Bu 80-20 kimi zaman 90-10 ya da 70-30’da olabiliyor. Ama 50-50 değil.

…..

Bill Gates’in “Zor işleri hep tembel birine veririm. Çünkü o mutlaka o işi yapmanın kolay bir yolunu bulur” sözü En Az Çaba Kuralı’nın bir uygulaması olabilir mi?

……..

Farkındalık çok değerlidir. 2 Dakikalık keşfe çıkmak, farkındalığın en önemli tetikleyicisidir.

……

Devam HBR Blog’da..

Kemal Başaranoğlu, PCC

Güçlü Sorularla Keşfedilen Liderlik

Farkındalıktan Potansiyele Yolculuk

“Farkındalık” ve “denge” önümüzdeki yüzyılın en önemli iki kelimesi olacaktır. Günümüzde Uluslararası Koçluk Federasyonu (International Coach Federation) gibi çatı örgütlerin akredite ettiği okullar tarafından verilen eğitimler ve yetkin ünvanlı koçlar sayesinde farkındalıklar bugüne kadar hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılıyor. Koçluğun farkındalıklara yol vermesi, aynı zamanda insanın da bir noktada kendi potansiyelini keşfini sağlıyor. Dün tek tük liderden bahsedilirken, bugün aslında ihtiyaç halinde ortaya çıkan ve süreci başarı ile yönetip sonra geri çekilen birçok farklı alanda liderler görmeye başlıyoruz.

KalDer Önce Kalite Dergisi’nde Haziran 2018’de Yayınlanmıştır..

Farkındalıktan Potansiyele Yolculuk

“Farkındalık” ve “denge” önümüzdeki yüzyılın en önemli iki kelimesi olacaktır. Günümüzde Uluslararası Koçluk Federasyonu (International Coach Federation) gibi çatı örgütlerin akredite ettiği okullar tarafından verilen eğitimler ve yetkin ünvanlı koçlar sayesinde farkındalıklar bugüne kadar hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılıyor. Koçluğun farkındalıklara yol vermesi, aynı zamanda insanın da bir noktada kendi potansiyelini keşfini sağlıyor. Dün tek tük liderden bahsedilirken, bugün aslında ihtiyaç halinde ortaya çıkan ve süreci başarı ile yönetip sonra geri çekilen birçok farklı alanda liderler görmeye başlıyoruz.

Farkındalıkla Düşünün! Görsel Beynin Keşfi ve Farkındalıkla Kullanımı İle Yeni İnsana Giden Yolculuk

Beyin üzerine son yıllarda yapılan araştırmalar, insan potansiyelini keşfetmenin en önemli adımını oluşturdu. Beynin işleyişini bilmek aynı zamanda onu farkındalıkla yönetmek dengeli bir liderliğin de kapılarını bu yüzyılın insanına açtı.

Beyin üç bölümde incelenebilir.

1.    Sürüngen Beyin: İlkel bir beyin sistemidir. Yaklaşık 100 milyon yıldır canlıların varlığını sürdürmesine yardımcı olan, dürtü bazlı tepkiler oluşturan beyin bölümüdür. Kimse saldırgan bir köpek tarafından ısırılmak istemez değil mi? İşte bu bölüm, tehlike gördüğünde sizleri yaşamda tutmak için kaçar ya da saldırır.

2.    Duygusal Beyin: Bu beyin sistemi memeli hayvanlarla birlikte gelişip, sürüngen beynin üzerinde 50 milyon yıldır bulunmaktadır. Duygu merkezleri gelişimi ile duygu bazlı tepkiler oluşturur. Önemli özelliği size sadece iki alternatif sunmasıdır. Ya “O” ya “Bu”, “Siyah”-“Beyaz” gibi. Bir nevi ikilem yaratması nedeni ile ikilem beyni olarak da adlandırılabilir. Siyah ve beyaz arasındaki grinin tonlarını bilmeyen bu bölüm aynı zamanda değişimi kendisine bir tehdit olarak algılar, sevmez. Evcil hayvanların yerlerini değiştirdiğinizde, nasıl tepkiler verdiklerini hiç gözlemlediniz mi?

3.    Görsel Beyin Sistemi: Bu sistem en son gelişen sistemdir. Yaklaşık 2,5 milyon yıllık ömrü olup, aslında bizlere en az üç seçenek sunarak (Ya “O”, ya “Bu”, Ya “Şu” Ya da “Onlar”,… vb. gibi), duygusal beynin yarattığı ikilemi ortadan kaldırır. Bu sistemin bir özelliği de hayal gücü ile yaratmadır. Beyin boşluk tanımaz ve hayali bir defa  oluşturup, ona odaklandıktan sonra onu nasıl gerçekleştireceğinin yollarını arar. İnsana tüm içsel kaynaklarını sorgulatıp, o hayale ulaşmanın yollarını buldurur.

Adım Atın! Yolculuğa Başlamanın En Kritik Adımı

Görsel beyin kapasitenin kullanılması bir anlamda kişinin aslında istediği vizyona giden yolun ilk adımını oluşur. Liderler harekete geçmeden önce ağırlıklı olarak süreci gözlerinde canlandırırlar. Bu yazdığımdan “hayalperesttirler” anlamı çıkartmayın. Zira hayallerini gerçekleştirme ve ayakları yere basar hale getirme açısından oldukça gerçekçi ve yapıcı eleştirileri kendilerine yapmaktan kaçınmazlar. Zira niyetlerinin içinde gündemi gerçekleştirmenin yakıcı bir isteği ve bu yolda adım atmanın dayanılmaz heyecanını taşırlar. Bir dişli çark bir kere döndü mü diğerleri de onun etrafında döner.

Değerini Tanımlayın! Hayale Ulaşmak Neden Önemlidir?

Hayalin gerçekleştirilmesinin garantisi aslında o hayalin arkasınd yatan değerde ya da anlamda gizlidir. Şayet kişi o hayale derin bir anlam yüklemişse, onu bir tutku olarak gece gündüz yaşar. Gözü başka hiçbir şey görmez. Önce kendi kaynakları olmak üzere, etrafında ihtiyaç duyduğu tüm kaynakları sürecin gerçekleşmesi için araştırır, organize eder ve harekete geçirir ya da geçirilmesini sağlar. Hayalin sonunda erişeceği hazinenin ne olacağını çok iyi bilmektedir.

Kararlılıkla Süreci Devam Ettirin! Sonuç Süreçle Gelir: Pes Etmek Yok!

Konu ne olursa olsun aslında bir sürecin başarısı tamamı ile atılan adımların kararlılıkla devam ettirilmesi ile gerçekleşir. Süreç içinde her ne ile karşılaşılırsa karşılaşılsın bunun o an diliminde o duruma özel olduğu kabulü ile yola devam etmek gerekir. Hayatta karşılaşılan zorluklar bir fırsatın anahtarı da olabilmektedir. Hazineye giden yolda yeni hazineler keşfetmek, nasıl bir duygu olur?

Bütünü Tamamlamak! Hikayenizdeki Yeri Nedir?

Bütünsel insan dört farklı alanda tanımlanır: Hedefleri, İlişkileri, Ben’i ve Büyük Resmi. Sizin liderlik hikayeniz ne olursa olsun, bu dört alanda olan bütünsellik mutlu sonun da garantisidir. Bütünsellik aslında yaşamda da dengenin ana unsurudur. Doğada dengenin olmadığı bir şey var mı? Dengede olan bir yaşam sizin liderliğinizi nasıl destekler?

5 adımda kendi liderliğinizi oluşturmak üzere aşağıdaki sorulara cevap vermeye ne dersiniz?

1.    Odaklanın: Hayatınızın hangi alanında lider olacaksınız? Bu alanı net olarak belirleyin.

2.    Niyet edin: Liderliğinize niyet edin ve bununla ilgili olarak ilk adımlarınızı atmaya başlayın. Bu niyetinizi bir yere yazın ve etrafınızda sizi destekleyeceğine inandığınız insanlarla paylaşın.

3.    Anlamı Bulun: Liderlik sizin için neden önemlidir? Etrafınızdakilere ne sağlayacaktır? Topluma ve dünyaya ne gibi olumlu getirileri olacaktır? Her bir sorunun üzerine tek tek düşünüp, bunları somut yazılı hale getirin. Sizi heyecanlandırmayan cevaplar aynı zamanda harekete de geçirmeyecektir.

4.    Sürdürülebilir Olun:  Her ne olursa olsun, potansiyelinizi ortaya çıkarıp liderliğinizi ilan edene kadar nasıl kararlılıkla sürdüreceksiniz? Bu yolculuğu keyif içinde gerçekleştirmek için nelere ihtiyacınız var? Bu soruların cevabı sizleri süreçte yol boyu destekleyecek elemanları verecektir.

5.    Bütünsel Yaklaşın: Liderliğinizin sizin hedeflerinize, diğerleri ile olan ilişkilerinize, Ben dediğiniz kendinize ve hayalinizdeki vizyon ya da anlam yüklediğiniz büyük resminize olan etkilerini nelerdir? Bu bütünsel yaklaşım, dengenin ve geleceğin garantisidir.

HBR Türkiye 2 Mart – Yarının Dünyasını Şekillendirecek Tek Güç: Hayal

Modern hipnozun öncüsü Dr Milton Erickson’un kendisi ile ilgili hikâyesi, aslında hayal gücünün bir insana yaptırabileceklerinin sınırsızlığını gösterir (“Sesim Seninle Her Yerde – Milton H. Erickson’un Telkin Hikâyeleri”). Dr. Erickson, liseyi bitirdikten birkaç ay sonra çocuk felcine yakalanır. Doktorların annesine yaptığı açıklamaya göre sabahı göremeyecektir….

…….

Modern hipnozun öncüsü Dr Milton Erickson’un kendisi ile ilgili hikâyesi, aslında hayal gücünün bir insana yaptırabileceklerinin sınırsızlığını gösterir (“Sesim Seninle Her Yerde – Milton H. Erickson’un Telkin Hikâyeleri”). Dr. Erickson, liseyi bitirdikten birkaç ay sonra çocuk felcine yakalanır. Doktorların annesine yaptığı açıklamaya göre sabahı göremeyecektir….

HBR Türkiye’de yayınlanan Mart yazıma aşağıdaki linkten erişebilirsiniz…

https://hbrturkiye.com/blog/yarinin-dunyasini-sekillendirecek-tek-guc-hayal

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Herkes Profesyonel Koç Olabilir Mi?

 Nasıl ICF Unvanlı Bir Koç Olabilirsiniz?

Bir PCC’nin Keyifli Çetin Yolculuğu -1-

Bu yazıyı şayet okuyorsanız ya mesleğe olan merakınızdan ya da profesyonel koç olmayı düşünmekten ya da zaten bir koç olduğunuz ve kendinize nasıl daha fazla katkı sağlayabileceğinizi öğrenmek için okuduğunuza inanıyorum.

Öncelikle Koçlar Dünyasına hoş geldiniz. Amacım aslında “Profesyonel Koç Kimliğini” nasıl üzerinize giyebileceğinizi adım adım birkaç günce yazısı ile sizlere hap şeklinde aktarmaktır. Herhangi bir sorunuz olursa ya da yardım edebileceğim bir şey, lütfen bana iletişim bilgilerimden ulaşın.

Yazının devamı Denge Merkezi Blogunda….

  •  Kariyerinizde Adım Adım İlerlemek ya da Sıçrama mı Yaşamak İstiyorsunuz? “Benim Hikayem” diyeceğiniz, Kariyer Farkındalık Programımın 3. Takımı, 5 Şubat Pazartesi saat 20:10’da açılıyor. Bilgi Almak İçin Kayıt Formu Aşağıdadır.

Benim Hikayem

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com

Tree image created by Kjpargeter – Freepik.com

Kariyer Yolculuğunu Yöneticilikten Liderliğe Dönüştürmek İçin 9 Gelişim Noktası

Koçluk çalışmalarının kariyer anlamındaki boyutunda genellikle yapılan kazalardan bahsedilir. Ve kazaların büyük çoğunluğunda da aslında kazayı yapanın kendimiz değil kazaya maruz kalanın bir diğer anlamda masum olanın biz olduğunu iddia ederiz.
Kariyer Yolculuğunu Yöneticilikten Liderliğe Dönüştürmek İçin 9 Gelişim Noktası…

Kariyer hayatını bir yolculuğa benzetirim. Hepimiz bir araba olsak, kendi arabamızla bu yolculuğu gerçekleştiririz. Bedeni bu arabanın fiziki bütününe, araçtaki yakıtı ruha, direksiyon, gaz pedalı ve freni de zihne benzetirim. Yolculuğa çıktığınızda şayet yeteri kadar yakıtınız yoksa aslında yolculuğun bir yerinde ve genelde de en kritik yerinde yolda kalırsınız. Direksiyon, gaz pedalı ve freni doğru zamanda doğru yerde kullanmazsanız, tatsız bir kaza ile karşılaşma olasılığınız yüksektir. Aracınızın fiziki bütünlüğü tam olmazsa, seyahatiniz güven ve konfor içinde olmayacaktır.

Aslında kariyer yolculuğunda başınıza her zaman her şey gelebilir. Yakıtınızın yeteceğini düşünürken öngörünüzde yanılıp yakıtsız kalabilirsiniz. Kimi zaman da algınız yanlış bir noktaya takılıp, doğru zamanda direksiyonu doğru yöne kırmanıza ve gaza veya frene basmanıza engel olabilir. Ya da aracın göstergesinden gelen kontrol mesajlarını kale almayıp arabanın bir yerde kalmasına neden olabilirsiniz.

Koçluk çalışmalarının kariyer anlamındaki boyutunda genellikle yapılan kazalardan bahsedilir. Ve kazaların büyük çoğunluğunda da aslında kazayı yapanın kendimiz değil kazaya maruz kalanın bir diğer anlamda masum olanın biz olduğunu iddia ederiz. Bu noktada en çok konuşulan kişiler kötü yöneticilerdir (hatta idareciler!).

Hepimiz hayatın bir döneminde memnun olmadığımız yöneticilerle çalışmak zorunda kaldık değil mi? Bu tür yöneticilerin özelliklerini ben dokuz başlık altında topluyorum.

  • Günü kurtarmak üzerine odaklıdırlar.
  • Sorumluluk almazlar.
  • Problem duymayı sevmezler ve bunu ekibine gayet net bir şekilde ifade ederler.
  • Öğrenmeye kapalıdırlar. Bunun üç sebebi vardır.
    • Eksikliklerinin fark edilmesini istemezler. Bu nedenle her şeyi bilir görünürler
    • Kendilerini üstün görürler.
    • Yeni bir şey öğrenmenin gerektirdiği çaba ve özveriye sahip değildirler.
  • Genelde çok yoğun görünürler ve ihtiyaç halinde ortada görünmezler
  • Egoları o kadar sağlıksızdır ki, her cümleleri “Ben…. şöyleyim, böyleyim.” diye devam eder.
  • Kendilerini sınırsızca, başkalarının düşünceleri yokmuş gibi, ifade ederler.
  • Her şeyin arkasından bir şey çıkartmak üzere sorgularlar.

Aslına bakarsanız, şayet bunları o kişilerde görüyorsanız, siz de farklı koşullarda (bu iş olmak zorunda değil) benzer hareketleri yapıyor olabilir misiniz? Nasıl mı?

  • Odanızı ya da masanızı sadece başkası için mi topluyorsunuz?
  • Bugüne kadar aldığınız kararların (sigarayı bırakma, kilo verme, daha pozitif olma,.. vb. gibi) yüzde kaçının sorumluluğunu aldınız ve yerine getirdiniz?
  • Aile ya da arkadaş grupları içi problemlerde ortamdan kaçtığınız ya da sessizliğe büründüğünüz olmaz mı hiç?
  • Yeni bir dil öğrenmek, yeni bir hobi edinmek, televizyon başında sızmaktan daha zor mu geliyor?
  • Sizden bir şey istendiğinde (Masayı kurar mısın? Kahvaltıyı hazırlar mısın? ..vb. gibi), çok işim var dediğiniz olmuyor mu?
  • Ben elimden gelen her şeyi yapıyorum ama o hep geride duruyor dediğiniz olmadı mı? (Aile içi, özel ya da iş ilişkilerinize bakın)
  • Aile ya da arkadaş iletişiminize ve oradaki isyanlarınıza bir bakın, kendinizi nasıl ifade etmişsiniz?
  • Başkalarının hataları/yanlışları üzerinden konuştuğunuz olmuyor mu? Hatta bunun dedikodusunu yapmıyor musunuz?

Yazımın buraya kadarı inanın beni de zorladı. Genelde umut, motivasyon aşılarken, buraya kadar ise hep olumsuzluklardan bahsettim. Aslında farkındalık yolculuğunda olan biri olarak bu yolculukta olumsuzlukların da yeri var. Önemli olan şayet hayatınızın bir alanında bunu yakaladıysanız bunu nasıl değiştirebileceğinize odaklanmanızdır.

Bu yazıyı okuyan siz yöneticilere, yönetici adaylarına, yönetici adaylığına niyeti olanlara ya da kendi hayatının lideri olmak isteyenlere dönersek, sizlere nasıl davranmanız konusunda birkaç önerim olacak. Bunları hayatınıza geçirmeniz, içinizdeki lideri çıkarma yolculuğunda, yolunuzu aydınlatan bir fener olsun…

  1. Günü Kurtarmaktan Ziyade Geleceği Oluşturmaya Odaklanın.
  2. Kapasitenizi Sorumluluk ve Risklerle Arttırın.
  3. Problem ya da Sorun Duyduğunuzda Bunun Size Bir Sıçrama Fırsatı Olabileceğini Hatırlayın.
  4. Her An ve Herkesten Bir Şey Öğrenmek Niyetinde Olun!
  5. Öğrendiğinizi Paylaşın. Başkalarını Geliştirirken Kendinizi de Geliştirin!
  6. Ulaşılabilir Olun! Herkese Ayırabileceğiniz En Az 10 Dakikanız Olsun!
  7. Egolarınızın Sağlıklı Hale Gelmesi İçin Destek Alın!
  8. Fikirlerinizi İfade Ederken, Diğerlerine Öncelik Verin Ve Gerçekten Merak Ve Öğrenme Aşkı İle Dinleyin. Sonra mutlaka kendi düşüncenizi de ifade edin.
  9. Yapılanları Sorgularken İyi Niyetinizi Ön Planda Tutun!

 

Şimdi arkanıza yaslanıp önce benzin deponuzun çıkacağınız yolculuğu kaldırıp kaldıramayacağını kontrol edin. Daha sonra aracı çalıştırarak, gaza hafifçe dokunup, direksiyonunuzu istediğiniz yöne çevirin. Çıktığınız yolculuklarda gaz gibi, frenin de kimi zaman gerekli ve önemli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Yolculuk içinde yakıt göstergesini belli periyotlarla kontrol edip, ihtiyacınızın olduğunu düşündüğünüz zaman benzin almayı ihmal etmeyin. Ve son olarak aracın fiziki bütünlüğünün bu yolculuğun en önemli parçalarından biri olduğunu da aklınızda tutunuz.

Bir Kızılderili hikayesi şöyledir:

“Beyaz adam ve Kızılderili yolda giderlerken bir süre sonra beyaz adam bakar ki, Kızılderili arkasında yoktur. Beyaz adam geri döner ve görür ki, Kızılderili atının üzerinde tütün içerek beklemektedir. Merak eder ve sorar, “Neden burada duruyorsun?”, Kızılderili cevap verir “Bedenim ruhumdan çok önde gitti ruhumu yakalamak için bekliyorum”.

Beden, ruh ve zihnin dengede olduğu günler dilerim..

Size iki davetim var.

  • “Kariyerinizde Kendinizi Nerede Konumlandırıyorsunuz?” 15 Ocak 2018 Ptesi saat 20:30’da yapacağım ÜCRETSİZ WEBINAR’a davetlimsiniz. Kayıt ve bilgi aşağıdaki linki kullanınız.

WEBINAR

 

  • Kariyerinizde Adım Adım İlerlemek ya da Sıçrama mı Yaşamak İstiyorsunuz? “Benim Hikayem” diyeceğiniz, Kariyer Farkındalık Programımın 3. Takımı, 5 Şubat Pazartesi saat 20:10’da açılıyor. Bilgi Almak İçin Kayıt Formu Aşağıdadır.

Benim Hikayem

 

Kemal Başaranoğlu
PCC – ICF

kemalbasaranoglu@gmail.com
Facebook
Linkedin
www.tykocluk.com