Kendi Değerinizi Altı Adımda Yeniden Belirlemek…

Aslında bugün yaptığınız bazı davranışlardan ve bu
davranışların sonucunda elde ettiğiniz yaşama şeklinden, hayatınızda ilk defa
kenarına yüzünüzü çarptığınız masa sorumlu! Ne kadar da çok canınız yanmıştı
değil mi? Hatta alnınızın ortasında kocaman bir morluk oluşmuştu. Belki de
yüzünüzdeki o kan damlası ile o gün ilk kez karşılaşmıştınız.
Şimdi nereden çıktı bu masa diyeceksiniz. Şöyle bir
geçmişinize dönmeye ne dersiniz. Hatırlar mısınız, bir gün evde fark etmediniz
ve kazara bir masanın kenarına çarptınız. Sizinki masa değil de sehpa mıydı? Ya
da bir dolap? Yoksa kendi evinizde değil de, teyzenizin evinde mi çarpmıştınız?
Sonrasında ne oldu, onu da hatırlıyor musunuz? Anne ya da babanız size ne kadar
sakar olduğunuzu daha dikkatli olmanız gerektiğini mi söyledi? Hiç sanmıyorum.
Zira hepimiz bir şekilde korunduk, tıpkı bugün bizim de çocuklarımızı
koruduğumuz gibi
. Yani ne oldu? Suçlu bulundu! Masa, sehpa, dolap veya
çarptığımız her neyse…
Bundan sonra olaylar şuna benzer şekilde gerçekleşti.
Öncelikle ilk hareket olarak en yakın büyüğünüz tarafından kucaklandınız. Her
zaman arkanızda birilerinin olduğunu fark ettiniz,
en ufak bir çarpmada bile.
Halbuki onlar görmeden belki de kaçıncı defa masaya çarpıyordunuz da kimse fark
etmemişti ve sizin de sesiniz çıkmamıştı. Daha sonra da suçlu bir güzel
azarlandı, hatta dövüldü, hem de defalarca önce büyükleriniz tarafından sonra
da acılarınızı dindirsin diye sizin tarafınızdan. Siz istemeseniz bile onlar
sizin elinizi tutarak o masaya vurdu. O gün hayatınızın en önemli iki şeyini
öğrendiniz. Birincisi kendi başınıza bir şeylerle baş etmeye gerek yok, zira
arkanızda olacak mutlaka birileri var. İkincisi ise suçlu siz değilsiniz! Siz
dikkat etmeseniz suçlu olsanız bile sorumluluk sizde değil, cansız da olsa
canlı da olsa “onlarda”.
Ailenizde, iş yerinizde, sosyal ortamlarda, …vb. Bu
tarife uygun insanlarla karşılaşıyor musunuz? Yoksa çok daha uzağa gitmesek mi,
şöyle bir aynaya bakmak ister misiniz?

Bunca yıldır öğrendiğiniz ve uygulaya uygulaya zihinde
otoban haline getirdiğiniz bu zihinsel davranış modelini nasıl terk
edebilirsiniz?
  • SEÇİM:
    Yaptığınız şey bir seçimden ibarettir. Suçlamayı bırakın ve kendinize dönüp
    bakın. “Acaba ben neyi farklı yapsaydım sonuç benim için daha değerli olurdu?”
    diye düşünmeye başlayın.
  • NİYET: Bunu
    yapabilmeniz için öncelikle niyetiniz bütünün hayrına olmak üzere harekete
    geçmek olmalıdır.
  • İNANÇ:
    Yılların otobanından ayrılıp yeni bir yol, hatta tali yola geçmek sağlam bir
    inanç ister. Bu inancın sizin için neden önemli olduğunu bulursanız, tali
    yolunuzu oluşturmakla kalmayacak ayrıca bu yeni yolu hızlıca otobana da
    çevirebileceksiniz.
  • VİZYON: Bu
    inancın ötesinde aslında yaşamınızın sorumluluğunu alma gibi derin bir vizyonun
    farkına varmak bir diğer aşamanız.
  • Eylem Adımları: Yaptığınız seçim ile ilgili planlar yaparak harekete geçmek
    seçilmelidir.
  • Kararlılık: Bugüne
    kadar hiç bilmediğiniz bir yol olduğu için, daha önce hiç karşılaşmadığınız
    şeylerle de karşılaşabilirsiniz. Karşınıza ne çıkarsa çıksın kararlılıkla
    yolunuza devam edin. Elde edeceğiniz sonucun değeri sizi yolda tutacak
    motivasyonununuz olsun.

Bu altı adımı hayatınıza kattığınızda, hayatınızda ne tür
değişimlerin olabileceğini hayal edebiliyor musunuz?
Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Erickson Koçu

Rüzgârınızdan Akışınıza

Hiç balona binme deneyimi yaşadınız mı? Öncelikle yanmaz
kumaştan yapılan balonun içi sıcak hava ile doldurulur. Balonu yükseltmek için
tüpleri ateşleyen mekanizma bir ip vasıtası ile harekete geçirilir. Mekanizma
açılınca sıcak hava balona verilir ve balon yükselir, mekanizma kapatılınca
balon alçalır. Balonun uçabilmesi için öncelikle pilotun onu uçurmak istemesi
gerekmektedir (NİYET). Ortam
koşulları pilot tarafından kontrol edilir ve rüzgârın uygunluğuna karar verirse
(KABUL) balona sıcak hava
gönderilir. Balon yavaşça yükselirken süzülerek rüzgârın kabulü içerisinde
kendi bulur. Daha sonra salınarak rüzgârın yönlendirdiği yöne yolculuğuna devam
eder (AKIŞ). Balonun içindeki hava
soğudukça alçalma başlar. Bu durumu fark eden pilot tekrar ateşleme
mekanizmasını açar (UYUM). Sonuçta
balonun yönünü tek bir şey belirler rüzgâr. Aslında balonu bir mecaz (Metafor)
olarak düşünürseniz, bizlerin şu hayat yolculuğunun en güzel özetidir. Akış
zihni, bedeni ve duyguları aynı düzlem üzerine düşürmektir. Akış hali büyük bir
farkındalıktır ve bu farkındalıkların içerisinde fırsatlar gizlidir. Aslında
gözümüzün, burnumuzun dibinde olanı görmeyi becerebilmektir (*)
            


Akışa Nasıl Girersiniz?
NİYET: Öncelikle niyet edin! En saf, en temiz duygularınız ile
niyetinizi kalbinizden gönderin. Niyetinizde içtenlik ve inanç olması, sadece
kendinize değil yayılan dalgalar şeklinde çevrenize de iyilikler, güzellikler
getirmesini eklemeniz, en kısa zamanda gerçekleşme olasılığını yükseltecektir.
Akışa Girdiğimi Nasıl
Anlarım?
KABUL: Niyetinizin içeriği ve yaydığınız o içten olumlu yaklaşımın
sonucunu kimi zaman basit kimi zaman zor isteklerinizin karşılanmasıyla elde
edeceksiniz. Bunları almaya başladığınızda akışa girdiğinizi fark edeceksiniz.
Aceleci olmayın. Sabrınız sizin en büyük mükâfatınız olacaktır. Olumlu
niyetlerinizi gökyüzüne bırakmaya devam edin. 
Akışa Uyumumu Nasıl
Ölçerim?
UYUMLU BİR AKIŞ: Balonu havada dansına kabul eden rüzgâr, akışın
belirleyicisidir. Niyetinizin karşılığında elde edeceğiniz sonuçlar ve bunların
sürdürülebilirliği ya da farklı niyetlere dönüşümü balonun havada aşağı ya da
yukarı süzülmesidir.

Uyumu Kim Belirler?
Anadolu’nun engin bilgeliği ve kukumav derinliğindeki
olumlu düşüncelerinizdeki siz! Bu düşünceler ki rüzgâr olup çevresinden
istediklerini içine alıp, istediği yere götürecektir.
Kendinize izin verip, şunun hayalini kurar mısınız?


Rüzgâr olup, esmeye
başlar ve dansınızla en içten ve temiz niyetlerinizi gönderirseniz
(cesaret, doğallık, gönüllülük, sevgi, aşk, neşe, barış, aydınlanma gibi), sizce kendi
yaşamınızdan başlayarak, önce kendinizde, sonra çevrenizde, daha sonra içinde
bulunduğunuz toplumda ve son olarak içinde yaşadığımız şu evrende neyi neye
dönüştürürsünüz?



Kemal Başaranoğlu

Profesyonel Erickson Koçu

Turuncu Yeşil Koçluk