Son bir yılınızın kaldığını bilseydiniz ne yapardınız?

Gecen 2 ay içinde ailemde
yaşadığım vefatlar nedeni ile bugün ölüm üzerine yazmak istiyorum. Ali
İmran süresi 185. Ayet’te “Her canlı ölümü tadacaktır…” der. Evet, kesinlikle
bu kaçınılmaz bir son olmayacaktı insanoğlu için, şayet “Yedi Kartal Ömrü
Yaşayan Adam” ölüme çare bulmuş olsaydı (*)
Peki, bu gerçeği bilmemize rağmen
neden hala dün yaptıklarımızın pişmanlıklarına kederlenip, yarının
belirsizliklerine kaygılanıyoruz. Oysa yıllar öncesinde, Anadolu düşünüş
edebiyatının üstadı Yunus demiş ki,  Mal da
yalan mülkte yalan, Var birazda sen oyalan”.
Aslında hayatımıza baktığımızda
sürekli, içinde bulunduğumuz zaman, çevre bizleri gündelik telaşelerin ve maddeciliğin
içine çekiyor. Oysaki düşünün ki, tam bir sene ömrünüz kaldı. Ne bir eksik ne
bir fazla! Neyi farklı yapardınız? Bir an için bu durumda olduğunuzu
düşündüğünüzde;
  • İlk içinizden
    ne yapmak gelirdi?
  • Anne ve babanız
    ile nasıl ilişki kurardınız?
  • Eşinizle
    ilişkinizde neyi değiştirirdiniz?
  • Çocuğunuzla
    neyi daha fazla yapmayı tercih ederdiniz?
  • Arkadaş
    çevrenizden hangilerini etrafınızda tutmaya devam ederdiniz? Hangilerini
    hayatınızdan çıkarırdınız?
  • Peki ya
    çalıştığınız işinize devam eder miydiniz?
  • Yaşamdaki
    önceliklerinizi gözden geçirir miydiniz? Tekrar organize etmeyi düşünür
    müydünüz?
  • Kalan son 365
    günü nasıl arttırabilirdiniz?

365 günü arttırmanın bir yolu, Mandıra
Filozofu I adlı filmde verilmektedir. Mustafa, cennetten parça diyebileceğimiz bir
koyun ortaklarından biridir ve bu koyu satmak istememektedir. Cavit Bey ise
koyu satın almak isteyen zengin bir iş adamıdır. Cavit Bey yılda en fazla 6 gün
çalışmamaktadır. Aralarında şu konuşma geçer;
  • Mustafa Ali: Kaç
    yasındasınız, Cavit Bey?
  • Cavit Bey: Altmışa
    yaklaşıyorum.
  • Mustafa Ali: Daha
    kaç yıl yaşarsınız?
  • Cavit Bey: Bilmem, bilemem.
  • Mustafa Ali: Diyelim
    ki 30 yıl yaşadınız? … Hadi bilemediniz 35.. Yani gün hesabı yaparsak 210
    günün kaldı Cavit Bey. Sadece 210 gün…. 1 yıl bile değil…

https://www.youtube.com/watch?v=PRvOrcy3dGo

Bu son cümle Cavit Bey’in
zihninde fırtınalar ve şimşeklerin ardı ardına çakmasına neden oldu. Cavit Bey,
işe dönmediği her bir gün ile hayatına +1 gün kattı. Hayatını iş olarak geçiren
bir kişinin kendi hayatına gün katmasının bir yolu idi bu. Herkes Cavit Bey
kadar maddi açıdan şanslı olmayabilir. Peki, siz kalan günlerinize nasıl bir
gün daha katabilirsiniz?
Siz siz olun, çok geç olmadan
ailenizde yaşayan her bireye sımsıkı sarılın. Ölenlerimizin hepsinin mekanları cennet olsun.
Kemal Başaranoğlu
* Yedi Kartal Ömrü Yaşayan Adam,
Ali Püsküllüoğlu’nun Efsaneler adlı kitabında geçen ve Lokman Hekimi anlatan hikâyedir.
Kısaca hikâyeden bahsetmek gerekirse, zamanında Lokman hekim her derde onunla
konuşan otları ile çare bulmaktadır. Halk bir gün ölüme de çare bulmasını
ister. Başta Lokman Hekim buna karşı çıksa bile, uzun ve şiddetli ısrarlara
dayanamaz ve ölümün çaresini aramak üzere yola koyulur. Çukurova’ya geldiğinde
bir ot kendisine ölümsüzlüğün kendisinde olduğunu söyler. Lokman hekim otu alır
ve kara kaplı kitabının arasına sıkıştırır. Bu sırada ölümsüzlük otunu bulduğunu
bilen tanrı, Cebrail’i göndererek otun Çukurova’da kaybolmasını sağlar. Hikâyenin
tamamı “Arkadaş Çocuk”tan basılan Efsaneler adlı kitabın içinde…

Aile, Kariyer, Arkadaş, Sosyal Çevre… Bunlardan hangisinde veya hangilerinde başarılı olmak istersiniz?

Uzaklardan
gelen bir uğultu sizi o tarafa yöneltmişti. İlerledikçe bir takım insanlar
görmeye başladınız. Üzerlerinde koyu giysiler olan uğultulu bu topluluktan; ara
ara ağlamalar da duyuluyordu. İnsanların arasından geçtikçe gözünüze bir tabut
göründü. Evet, bu bir cenaze töreni idi. Ama ölen kim?
Yanınızdaki kişiye
sordunuz ama size cevap vermedi. Aslında bu kişinin sizi fark etmediğini fark
ettiniz. Tabuta doğru ilerledikçe tabutun başında ön sıralarda ailenizi
gördünüz, daha sonra da iş arkadaşları ve sosyal çevrenizi.  Aslında bu
cenaze töreni sizin için düzenlenmişti!
Bir anda, 70
yıllık hayatınız, hep anlatıldığı gibi, bir film şeridi gibi gözünüzün önünden
geçti. Düşünmeye başladınız. Hayatınızda her zaman bir telaşe, koşuşturmaca ve
arayış vardı. Merkeziniz ağırlıklı olarak aileniz olmuştu. İlk olarak onlar için
gurur kaynağı olmalıydınız. Bu gurur kaynağını yaratmak için öncelikle öğrenim
hayatını başarı ile tamamlamış, iyi bir kurumda önemli görevler almıştınız. İlerleyen
süreçlerde hedefiniz, işe ve mülkiyete kaymaya başladı. Daha çok çalışıyordunuz
ve aynı zamanda bu çalışmanın karşılığında unvan, şan şöhret ve bir takım
fiziki mallar (araba, ev, ..vs) sahibi olmuştunuz. Kazanıyordunuz ve
kazandığınızı da yatırıma çeviriyordunuz. Bir gün hayatınızın kadını karşınıza
çıkmıştı ve onsuz hiçbir şeyi göremez oldunuz. Hayatınızın merkezine hiçbir
zaman yerleşmemişti ama önemli biriydi. Daha çok kazanmak, daha çok başarı elde
etmek, her şeyin daha çoğuna beraber sahip olmak istiyordunuz. Bu arada 2
çocuğunuz olmuştu ve onları istediğiniz gibi yetiştirmiştiniz. Bu süreci
gözünüzün önünde geçirirken, bir yandan da çevrenizdeki sesleri dinlemeye
başladınız.
Eşiniz
şöyle diyordu:
“O kadar çok
çalışıyordu ki, bizleri ihmal ettiğinin farkında bile değildi. Hala unutmam,
kızımızın doğum günüydü. İş yerinden gelen telefon onu koşarak işe götürmüştü…”
Kızınız ve
Oğlunuz:
“Babamız bizim ihtiyacımız olan her
şeye erişmemiz için çok çalıştı. Keşke biraz da kendine zaman ayırabilseydi, bu
hayatın tadını çıkarabilseydi…”
İş
arkadaşlarınızın birkaçı kendi aralarında şunları söylüyordu:
“Sürekli kendini ispatlamak için her işte yer almaya
çalıştı. Bunun çok fazla maddive manevi getirisini elde etti. Ailesiyle de
oldukça mutlu bir yaşantısı oldu. Tek problemi iş yerinde birlikte çalıştığı
birkaç kişi idi…”
…..
Bir an için
içinde bulunduğunuz durumu değerlendirmek istediniz. Size göre yaşadığınız
ömür; ailesine adanmış, hayatın tadı çıkartılmış ve aynı
zamanda da topluma hizmet edilmiş bir ömürdü
. Ama maalesef, kimse bunu ifade etmiyordu.
Varsayalım
ki SİZ öldünüz…
  • Cenaze töreniniz
    nerede ve nasıl yapılır?
  • Kimler törene
    gelir?
  • Bu kişilerin
    sizinle ilgili neler söylenmesini isterdiniz?
  • Bu söylenenlere,
    bugünkü davranışlarınız ile erişebilir misiniz?
  • Doğru yolda gittiğinize emin misiniz?



    Kemal Basaranoglu
    kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com