Parmaklarınız konuşsaydı kendi aralarında ne kadar başarılı olurlardı?

Bir elin parmakları bile
birbirine benzemezken, siz nasıl bir başkasına benzeyebilirsiniz! İletişiminiz
de diğerlerinden bu nedenle farklı olacaktır. 

Bugün iletişimi aşağıdaki 3 boyutla inceleyelim.

  • Etkileşime geçme: İnsanlara söylenen şeyin nasıl söylendiği, bunların
    söylenme nedenleri ve karşı tarafın bunu nasıl duyduğu-dinlediği…
  • Kişinin adım adım kendisi ile uyumlanması: Kişilerin içinde
    oldukları duygu halleri, düşünme ve inanç sistemlerinin konuşulanlar üzerindekilerle etkileşimi..
  • Yapma, düşünme ve hislerin karşılıklı iletişim süreci üzerine etkisi:
    Sürecin içerisinde konuşma, beden dili (oturma/ayaktaki duruş pozisyonu,
    yüzdeki mimikler, ..vs), söylenenler üzerine diğer tarafın ifade ettikleri,
    konuşulurken yapılan varsayımlar/tahminler ve olası mutluluk, kızgınlık, öfke ve
    sevinç duygularının ortaya çıkması.

Bu 3 boyutun hayata geçmesinde öncelikle
arka planda beş önemli sistemin çok büyük önemi var:
  1. BEYİN: Öncelikle beyni iyi tanımak gerekir. Sürüngen (duyuların
    devrede olduğu hayatta kalma ve varlığını sürdürme) ile duygusal (duyguların
    devreye girdiği, aynı sınırlar içinde bizleri tutan ve sadece 2 seçenek
    tanıyan) taraflar günümüzün büyük bölümünde devrededir. Görsel tarafı ise
    istediğimizde seçenekleri önümüze sunmak ve görüntüler oluşturmak üzere devreye
    girer. Görsel olarak zihinde sürecin gerçekleşmesi, beynin plastisitesi içinde
    nöral yolların yapılanmasına, bu sayede hayali kurulan şeyin zihnen sanki
    oluşuyormuşçasına algılanmasına yardımcı olur.
  2. DİNLEME: Farklı boyutlarda dinleme gerçekleşebilir. Bir işi
    yaparken dinleme sadece duyabildiğini yakalamaktır, örneğin ebeveynlerin
    zihinlerindeki dolulukla çocuklarını dinlemesi gibi. Bir diğer boyut da, dinlerken
    karşıdakini daha iyi anlamak için sorular sorma ve söylediklerinin arkasındaki
    nedenleri anlamaya çalışmak gelir. Bu da, kurumlarda yönetici-çalışan ilişkisini
    andırmaktadır. Bir başka dinleme boyutunda ise konuşanın sadece söylediklerinin
    nedenlerini değil, satır arası mesajlarını da yakalanmasını içerir. Bu dinleme kişinin amacına giden yoldaki büyük resminin de duyulmasına çalışıldığı
    dinlemedir. Bu, yetkin profesyonel koçların dinleme boyutudur.
  3. NÖROLOJİK DÜZEYLER: Kişilerin bir zaman diliminde ve belli
    bir çevrede belli kişilerle sergilediği davranışların olduğu boyuttur. Bunlar
    tamamen bilinç düzeyinde gerçekleşirken, bunun daha da ötesinde, kişinin diğeri
    tarafından bilinmeyen, becerileri ve bu becerilerin arkasında taşıdıkları
    kimliğe bağlı değer ve inançları bulunmaktadır.
  4. ÖĞRENMENİN AŞAMALARI: Temelde 4 aşamadan oluşur. Birinci aşama neyi
    bilmediğimizi bilmediğimiz (bilinçsiz ve yetersiz olduğumuz) aşamadır.
    Farkındalık olmadığı gibi, beyinde konu ile ilgili en ufak bir nöral yol da
    bulunmamaktadır. İkinci aşama geçildiğinde (bilinçli ama yetersiz), artık neyi
    bilmediğimizi bildiğimiz  aşamaya
    geliriz. Farkındalığın ilk oluştuğu, oluşturulacak nöral yolun tanımlandığı
    aşamadayızdır.  Üçüncü aşama artık neyi
    bildiğimizi bildiğimiz bir aşama olup (bilinçli ve yeterli), nöral yolun oluştuğu
    aşamaya gelmişizdir, dikkatle ilgili konuyu yapabiliyoruzdur. Son aşama da, bildiğimizi
    bilmeme (bilinçsiz ama yeterli), diğer bir ifade şekli ile becerinin davranışa
    dönüştüğü aşamadır. Nöral yolun tam anlamı ile oluştuğu ve beynin ezbere bir
    şekilde işleri gerçekleştirdiği aşamadır.
  5. ALGI KONUMLARI: Kişinin yaşanan tüm iletişim sürecini kendi
    gözünden görmesi, bir başkasının ayakkabılarının içindeyken
    deneyimlemesi ve dışardan bir başka göz olarak (uçan bir sinek,
    kuş ya da kamera bakışından) gözlemlemesi olmak üzere üç farklı boyutta incelenebilir. Dışardan gözlem diğer ikisine göre daha bir nötr bir bakış açısı
    sunarken, etrafta daha önce fark edilmeyen ve iletişime etkisi olan çevresel
    faktörleri de alır. 

Bir an için en yakın zaman
diliminde yaşadığınız bir olumlu bir de olumsuz iletişim deneyimi 3 iletişim
boyutu ve bunun arkasındaki 5 önemli sistem çerçevesinde tekrar –zihnen-
deneyimleyin. Sizde hangi sistemler bu 3 boyut üzerine en fazla etki etmekte ve her
bir sistemde hangi seviyede bulunmaktasınız? Bir sonraki iletişim süreçlerinizi
daha kaliteli hale getirmek için bugünden itibaren neler yapabilirsiniz?
Son olarak, hayatta her şey
öğrenilebilir, kaliteli bir iletişim bile. Bunun için nerede olduğunuzu
profesyonelce tespit edip, üzerine size özel bir çözümle gitmelisiniz.
Nefes alıp vermek kadar kolay ve
devamlı, kaliteli iletişime sahip günleri yaşamanız dileğimle.

Bireysel ve kurumsal ihtiyaçlarınız için kemal@tykocluk.com
.

Kemal Başaranoğlu
Profesyonel Koç
www.tykocluk.com

Karar verme mekanizmanızı gözden geçirmek ister misiniz?

Hayatın hangi noktasında olursanız olun sürekli bir karar
mekanizması içinde bulursunuz kendinizi. Çocuktunuz daha dün, birden fazla şeyi
istiyordunuz, önce anne veya babanız size “ya o ya da bu” derken bir karar
vermenizi istedi. Büyüdünüz sınavlara girdiniz, okulu seçmek için bir karar
vermek durumunda kaldınız. Hayatınıza özel biri günün birinde çıkageldi. Bir
baktınız, nikah davetiyelerinizi  “Biz
artık karar verdik…” diye dağıtıyorsunuz. Günün birinde artık kariyerde bir
dönüm noktası, “yıllardır yaptığınız işiniz ve çalıştığınız ortam mı, yoksa
yeni bir dünyaya yolculuk mu?”  diye
tekrar kendinizi bir karar noktasında buldunuz.
“Biçim verilebilen ve aldığı bu
biçimi koruyabilen şeyleri “plastik” sıfatıyla niteleriz. Beyin de
bunlardan biridir; hatta yetişkinlikte bile: Deneyim beyni değiştirir ve bu
değişim korunur. (David Eagleman / Beyin – 2016) “
Beyin bu kadar plastiğimsi bir yapıda ise neden her karar
aldığımızda yine karnımıza kramplar girer? Hâlbuki biz daha çocukluktan karar
mekanizmasının içinde yetişmiyor muyuz?
Beyni sağ ve sol diye 2 yarım küreye ayıralım.  Zira boyutsal olarak eş olsa bile çalışma şekli
tamamen farklıdır.

  • Sol Yarım Küre: Bu yarım kürenin özelliği bilinçli düşünce
    şeklinde mantıksal açıdan bakarak konuları ele alır. Tek bir doğrunun olduğuna
    inanır ve konulara ve yapılanlara eleştirel yönden yaklaşır.
  • Sağ Yarım Küre: Bu yarım küre olayları bireylerin
    engin bilinç ötesi kütüphanesini kullanarak ele alır. Sezgisel bir yaklaşımın
    sergilendiği bu düşünce biçiminde olasılıklar ağır basar.
Şunu söylediğiniz zamanları hatırlıyor musunuz? “Mantığım ile
sezgilerim arasında bocalıyorum?” ya da “Kalbim ile aklımın arasında gelgitler
yaşıyorum”.
“Modern toplumlarda, bizler sol beynimizi sağ beynimizden çok
daha fazla kullanma eğilimindeyiz. Bu durum öyle yaygındır ki pek çok insanda
hayal kuran, yaratıcı sağ beyin çok uzun zamandır kullanılmayan bir kas gibi
adeta dumura uğratılmıştır. (En üst düzey performans için 21 günde beyin
eğitimi – Dr Harry Alder – 1997).”
Nedir karar alırken sizi zorlayan şeyler?
Seçeneklerin
yokluğu ya da azlığı:
Seçenekleri görmüyor musunuz, yoksa bu seçenekler çok mu
kısıtlı? Kendinize bu durumda tersten bir soru sormayı deneyin. Varsayalım ki
elinizde her türlü imkân mevcut olsun. O ruh halini yaşamaya kendinize müsaade
ettiğinizde, ne tür seçeneklerle karşılaşıyorsunuz?
Alınan
karar ile gelecek riskler:
 Aldığınız kararın size getireceği sonuçları
kaldıramayacağını mı düşünüyorsunuz? Hemen zihninizde sınırsız bir algı
oluşturun. A, B, C kararlarını aldığınızda olası sonuçlarını gözünüzün önünde
imgeleyin. Her bir durumun SWOT’unu çıkarın (*). Sonra her bir durumun SWOT’una
bakıp, o durumu seçmenin sizin için neden önemli olduğunu ifade edin ve üç durumdan
birini seçin. Riski minimize etmeye başladınız bile…
Karar
ile yaşanacak belirsizlik stresi:
Hata yapma korkusu, karar ile ortaya çıkacak
sonucun kaygısı,…kısaca belirsizlikler üzerinizde strese mi yol açıyor. Aslına
bakarsanız, sağ beynin engin bilinç ötesi kütüphanesi size yol göstermeye
hazırdır. Size anda (‘şimdi’nin içinde) olmanızı öneririm. Anda olduğunuzu
nasıl mı anlayacaksınız; bedeniniz, duygularınız ve zihniniz aynı düzlemde mi
buna bakın ya da davranışlarınızı gözlemleyin, doğal bir ritim içinde mi
ilerliyor?
“Kişinin duygusal durumları, aslında
görünür hale geçmek isteyen ve kişinin başına geçmek için fırsat kollayan
olaylardır.” (Tanrılar Okulu – Stefano d’Anna)

Yeni farkındalıklar
karar mekanizmalarını kolaylaştırıcıdır. Koçluk beynin sağ ve sol bölümlerini en etkin bir şekilde kullanmanın yollarını
gösteren ve öğreten, hızlı sonuç veren çalışmalar bütünüdür.
Yeni farkındalıklar
edinmek için yola çıkmaya hazır mısınız?

“Unutmayın, en kötü karar kararsızlıktan
iyidir”.

Kemal Başaranoğlu

(*) SWOT: SWOT ingilizce’de
Strengths(Güçlü), Weaknesses(Zayıf), Opportunities (Fırsat), Threats (Tehdit)
kelimelerinin ilk harflerinden oluşur. Swot analizi, bir durumun analizinin yapılırken
güçlü, zayıf, fırsat ve tehdit oluşturan yönlerini belirlemede kullanılan bir
metodolojidir.