Algı Açmazından Fırsat, Başarı ve Tatmine Yolculuk…

Bölüm 1: Açık Algı Farkındalığı

Cep telefonlarında bulunan pil
durumu göstergesinin bir benzeri vücudunuzda olsa idi ve bu sizin günlük olarak
açık algı (farkına varma) seviyenizi gösterseydi, sizce ne işe yarardı?

Her
sabah uyandığımızda bedenimiz de aynı tam dolu bir cep telefonunu andırır.
Aslında algılarımız %100 açıktır. Bir şekilde anlık bir gerginlik ya da
huzursuzluk yaşadığınızda bu algı seviyesinde hızlı bir şekilde düşmeye
başlarsınız. % 100 olan algımız %80 – 90’lara iner. Hatta huzursuzluk ve
gerginliğin artışı bu oranı daha da aşağılara çekip, size tüm gününüzü daha
başlamadan bitirtebilir.

  • Koçluk
    alanlarımın dilinden bakın nelere sabah sabah enerjimizi harcıyoruz.
  • Akşamdan toparlanmamış bir mutfak ya da ev,
  • Geç uyanma ya da eşini uyandıramama (erkek ya da
    kadın fark etmez)
  • Sabah erken kalkıp yapılması gereken ama bir
    türlü yapıl(a)mayan spor
  • Kahvaltıyı hazırlayacak gücün olmaması ve yine
    poğaçaya talim.
  •  …vs
Yukarıdakiler
kısmi olarak masum diye adlandırdıklarımız. Peki daha tehlikeli nelerimiz var?

  • Çocuğunu servise yetiştirme telaşesi
  • Çocuğa yemek yedirememe gerilimi
  • Eşler ya da ebeveynler arası tartışmalar
  • Mutsuz çalışılan bir ortama geri geri giden
    ayaklar
  • Sabah yapılacak toplantının gerginliği
  • Yine o suratsız çalışma arkadaşınızla aynı ortamı
    paylaşma zorunluluğunuz
  • ….vs.
Tam olarak algımızın içinde nelerin olduğunun şeması ve bunun
algıların açıklık seviyesine göre değişimi aşağıdaki gibidir.
Varsayalım
ki siz güne %100 tam enerji ile başladınız yani tüm algılarınız açık. O zaman
yukarıda görünenlerin tamamının farkına varma şansına sahipsiniz. Ve
bunlar arasından hayalini kurduğunuzu seçerek istediğiniz şeyi
gerçekleştirebilirsiniz.


Algı
100%’ün altına indikten sonra
 %80 ve %50 durumlarında 
neleri görüş alanınızdan
çıkardığınızın farkında mısınız?
 

Resme
bütünden bakarsanız, kıt duruma geçen bir şey yok. Sadece zihin insana,
geçmişten gelen inançlarla öğrettiği ya da genetikle taşıdığı kabulleri teker teker doğruluyor. Ve biz de gerçekleşenlere daha güçlü inanıyoruz. 





Farkında
mısınız, 
zihninizi ve enerjinizi doğru bir şekilde yönet(e)mezseniz, 
aslında
hayatınızda yapabileceğiniz birçok şeyi (potansiyelinizi) 
mazeret ve
bahanelerin arkasına saklarsınız

Bunun için kendinize dönmek ve ilk
adımı kendinizden başlayarak atmaya başlamak, sizin için ne kadar değerlidir?


Bölüm 2: Tekrarlanan Eylemler Kümesi

Bir de
yaptığınız şeylere göz atın. Sürekli aynı şeyleri yaparak yeni ve farklı bir sonuç elde
etmeyi beklemeyin. Einstein bile yıllar önce şunu söylemiş; 





‘aynı şeyleri yaparak
farklı sonuçlar elde etmek deliliktir’

Başarısız ilişkileriniz mi
var? İşinizde yeterince iyi değil misiniz? Para bir türlü sizi sevmedi mi?
Hiçbir zaman 10 numara bir takım üyesi hatta lideri olamayacağınızı mı
düşünüyorsunuz? 


Döngülerinizi düzlemsel halini de yukarıdaki gibi şematize edersek, sizin döngüleriniz hep tek düzlemde mi geçiyor? Yoksa düzlemler arası geçişler yapıyor musunuz? Neden
bir alt düzleme geçip, farklı ve yeni bir durumla tanışmıyorsunuz? Aslında
herhangi bir adımda yapacağınız değişiklik doğrudan doğruya diğerlerini de
etkileyecektir. 


Sizi frenleyen ve/veya korkutan belirsizlik
mi? 
Mevcut durum ve bu durumun konforu mu sizi güvenli alanınızın dışına
çıkartmıyor?
 

Farklı düzlemlere geçince, renkler, görüntüler, sesler,
duygular nasıl da değişecek, deneyin sonucunu hızlıca göreceksiniz.



Değişim; belirsizliktir, zorluktur, tehlikedir ve her şeyden öte risktir. 
Tamam kabul
ediyorum bu söylemlerin hepsini. 
Ama, 
sizce o riski göze almayarak kaçırdığınız
fırsat(lar) ne(ler)dir?





Hadi
artık sabah uyandığınızda öncelikle kendinizi güzelce motive edin. Önünüze
gelen ve sizin enerjinizi tüketecek her şey için de 

Aman be! Şimdi buna öfkelenmeye
değer mi?’
 

diye sorun.


Öfkelenmenin sizi beslediğini
düşünüyorsanız, tam orada durun! Her öfkelenme insan bedeninde milyonlarca
hücreyi öldürüyor

Yani
sevdiklerinizle yaşama sürenizden çalmaya değer mi?



Bu
tür durumlar için dilinize çocukların kelimelerini, katmaya ne dersiniz?

BANA
NE?

SANA
NE? 

ONA
NE?
Huzur
ve sevgi ile kalın.

Kemal Başaranoğlu
kemalbasaranoglu@gmail.com

Değişmememek için BAHANELERİM, değişmek içinse GEREKÇELERİM var…

Bugün
sizlere değişime karşı direnç gösterme bahanelerini sıralamak istedim. İşte
size “EN İYİ 10 BAHANE”:
  1. Şanssız bir insanım, hayatımda yapacağım bir
    değişiklik kesinlikle başarısızlık ile sonuçlanacaktır. Bunun olası
    sonuçlarıyla karşılaşmaktansa, bana göre değişmemek en iyisi.
  2. Kendimi bildim bileli, ben böyle yaşarım.
    Ailemde de böyle idi.
  3. Bu, benim bildiğim veya yapmış olduğum bir şey
    değil. Çevremde yapanı görmedim.
  4. Bir büyüğe danışmak lazım. Ama böyle bir büyük
    tanımıyorum.
  5. Değişimi gerçekleştirecek ne param, ne zamanım,
    ne gücüm, ne de beni destekleyen biri var.
  6. Değişimi gerçekleştirsem bile bunun karşısında
    ödeyeceğim bedel çok yüksek.
  7. Değişim ve sonunda başarı zaman alacaktır. Bu
    zamanı harcamaya değeceğini düşünmüyorum.
  8. Mevcut durumum dramatize ettiğim kadar kötü
    değil, neden değişeyim ki?
  9. Değişim için şu an doğru zaman değil. Belki
    yarın belki de yarından sonra.
  10. Ne gerek var şimdi var olan düzeni bozmaya.
Yukarıda
yazılanların arkasındaki giz perdesini aralarsak neler buluruz sizce?
  • Hayal kurmaktan mı korkuyorsunuz?
  • Geçmiş başarısızlıklarınızın yenilerinin ortaya
    çıkma riski ile karşılaşmak mı istemediğiniz?
  • Kendi yeteneklerinize ve içinizdeki kaynaklara
    güveniniz mi yok ?
  • Başkaları ile kendinizi kıyaslayıp, kendinizi
    değersizleştiriyor musunuz?
  • Kendinizi bir kurban olarak mı görüyorsunuz? Bu
    sistem ve düzen içinde var olamayacağınıza mı inanıyorsunuz?
  • Mevcut yapının verdiği güvenilirliğin,
    varlığınızı sürdürmeniz için yeterli olduğunu mu düşünüyorsunuz?
  • Bazı şeylere artık boyun mu eğiyorsunuz?
Daha önceki yazılarımda beyni işleyişi ve değişimden
bahsetmiştim . Bugün hayatınızda bir
değişiklik yapmak ve değişim gerçekleştirmek istiyorsanız, öncelikle beyninizi
esnetmeyi ve düşüncelerinize üzerine hakim olmayı öğrenmelisiniz(Beyninizi yeterince kullanıyor musunuz?). Daha sonra
Beckhard formülünü hızla hayata geçirmelisiniz. (Ey Değişim Söyle.. Fiyatın ne?).
Bence değişim için “EN İYİ 5 GEREKÇE” şunlardır:

  1. Değişim içinde risk barındırır. Risk Çincede, içinde
    hem tehlike hem de fırsat anlamına gelen işaretlerden oluşur. Yarının size
    getireceği fırsatlara ulaşmak istiyorsanız DEĞİŞİN.
  2. Her insan tamdır ve bütündür ve her insan içinde
    ihtiyaç duyduğu kaynaklara sahiptir (Milton Erickson Prensipleri). Hatırlayın
    daha önceden başardıklarınızı. Onlar o kadar da küçümsenecek şeyler değildi.
    Onların üzerine daha büyüklerini koymak istiyorsanız DEĞİŞİN.
  3. Her şeyin ve herkesin bu dünyaya geliş amacı
    vardır. Okumadıysanız “Nick Vujicic – Limitsiz Yaşam” öneririm. Bir insanın
    diğer birçok insana nasıl ilham verdiğini. Birilerine ilham vermek istiyorsanız
    DEĞİŞİN.
  4. Jorge Bucay’ın Düşündürücü Hikayeler adlı
    kitabında bulunan “Farkına Varmak” şiirini bulun ve okuyun derim. Tek düze
    yaşamların ve düzenin çarkından çıkmak, farkındalık kazanmak istiyorsanız DEĞİŞİN.
  5. Nossrat Peseschkian’ın Doğu Hikayeleriyle
    Psikoterapi kitabındaki “Gezginin Hikayesini” okuyun. Bu gezgin gibi siz de
    üzerinizdeki farkına varamadığınız yüklerinizden kurtulmak için, DEĞİŞİN.
Değişim için size “EN İYİ 5 GEREKÇE” nedir diye sorsam, ne
cevap verirsiniz?
Kemal Basaranoglu
kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com

Yolunu Arayan Yolcu 4 – Belirsizlik

Bu
ay başladığım yazı dizisi,  « NE İSTEDİĞİNİZ », « KİM
OLDUĞUNUZU » ve « DEĞİŞİM »
konularını tekrar gözden geçirmemize vesile
oldu. Bugün bu istediğinize(lerinize) erişme yolculuğunda, başınıza geleceklerden  kısaca bahsetmek istiyorum.
Değişim,
önünüze çıkan seçenekler arasından seçimler yaptığınız; kimisi için uzun kimisi için kısa, kimisi için kolay ve yine kimisi için zor olan bir yolculuktur.
 Zira değişim yolculuğunda başınıza gelecekleri önceden, kestiremezsiniz.
Geçmişinize
gitmenizi istersem,
  •          Bugüne
    kadar yapmış olduğunuz değişimleri hatırlar mısınız?
  •          Bu
    değişimlerden hangilerini büyük bir değişim olarak nitelendirirsiniz?

Büyük değişimlere gebe olan birkaç örnek konu aşağıda verilmiştir.
  •       Meslek seçimi
  •        Üniversite seçimi
  •       Evlenme kararı
  •       Çocuk kararı
  •       İş seçimi
  •       Hayata
    bakış açısını değiştirme,     … vs

Şimdi sizin kendi seçiminizi aklınızdan geçirmenizi rica ediyorum. O zamanı gözünüzün önüne getirin ve
tekrardan bu süreci zihninizde yaşayın. Bunu yaşamak ve düşünmek için kendinize zaman verin(10-15dk), isterseniz okumaya burada ara verin ve o anı deneyimleyin.
…………….
Yaşadığınız
değişimi (1 gün ya da bir kaç yıl alan) ve yaşanan o süreci, her yönüyle(düşünceler,
duygular..vs) tekrar yaşayın, hissedin. Bu noktada sizlerden düşünce ve
duygularınızı gözden geçirmenizi istiyorum. 
Boş bir kağıda öncelikle; duygularınızı
sonra da düşüncelerinizi yazar mısınız? Daha sonra da eklemek istediğiniz bir
şeyler varsa bunları da not eder misiniz…
Büyük Değişimim: 
………………………….
Duygularım :
……………………….
Düşüncelerim :
……………………….
Ek
Bilgiler:
……………………….
Tüm
bu yazdıklarınızdan yola çıkarsanız, bugün yine aynı durumla karşı karşıya kalırsanız;  yine aynı değişimi ister ve bunu gerçekleştirmek için kendinizde aynı gücü bulur muydunuz?
Değişim belirsizliktir.
Belirsizlik risktir.
Risk korkudur,
Korku yolunuzun üzerindeki en büyük taştır..
Değişim
aslında bizim mevcut durumumuzu bozmamız anlamına gelmektir. Değişim göze
alındığında hele de Richard Beckhard’ın formülüne uygun bir değişim içinde
iseniz, aslında nereye
gideceğiniz bellidir. Bu süreçte; attığınız her adım ve bu adımlara karşılık
elde ettiğiniz sonuçlar çok önemlidir. Süreç gerçekleşirken; içsel diyaloglar yaşamaya başlarsınız. Üzerinize yapıştırılan etiketler, inançlar
ve genellemeler de bir bir ortaya çıkar. Bunun sonucunda, ya günlük güneşlik ya
da kabus dolu günler gelecektir.
Varsayalım
ki attığınız adımlarınıza olumlu cevaplar almaya başladınız. Bir
anda içinizden bir ses, size ve başarılarınıza alkış tutar. Diğer
bir ses ise sizi sabote etmeye kalkar ve daha zaferin kazanılmadığını hatırlatır. Başarı devam ettikçe ilk ses güçlenir, ikinci ses cılızlaşır. İlk
ses sıra ile şunları söylemeye başlar;
  •          Harikasın! 🙂 … işte bu.
  •     Düzenin bozuldu
    belki ama istediğine ulaşınca, yeni düzeninden büyük keyif alacaksın. Sende bunu biliyorsun.
  •      Geçmişte
    de sen zaten … değişimlerini kendin yapmıştın, başarmıştın. Bunu da başaracağın
    zaten belli idi
  •      Eee,
    boşuna senin için “onun elinden hiçbir şey kaçmaz” demiyorlar
  •        Sen var ya
    sen.. Şanslı doğmuşsun arkadaş.
  •     Bir süre
    sonra istediğin değişim tamamlanacak. Sen kurtlusundur tanırım seni, bundan sonra
    ne yapacaksın?

Fakat
bir şekilde değişim sırasında başarısızlıkla karşılaşıldığında, iç diyaloglardan
o ikinci ses, şiddetle hortlar ve baskısını üzerinizde en yoğun şekli ile
hissettirir. Homurtulardan bir kaçı;
  •         
    Ben
    demiştim değil mi? Ne gerek vardı düzenini bozmaya
  •          Sen zaten …
    tarihinde de, değişim gerek dedin ve sonuç hüsrandı; hatırladın mı? (belki
    de sizin artık unuttuğunuz, o seneler öncesi başarısızlıklar hatırlanır)
  •          Senin için, “bir işe yaramaz”, “dikiş tutturamaz” diyorlardı. Adamlar haklıymış.
  •          Zaten sen
    kim, değişim kim? Sen bir kere şanslı doğmadın.
  •          Bu son
    sözümdür, bir daha da böyle şeylere kalkışma, otur k…nın üzerinde….
    .

Aslında
tüm bu çabalar istediğinize ulaşma yolunda yapılan, düzen değiştirici ya da
diğer bir ifade ile konfor alanını bozma faaliyetleridir. Sizin değişme karşı direnciniz
ne kadar güçlü ise, eski düzeninizden yenisine o kadar rahat ve sancısız geçersiniz.
Değişime
karşı direncinizi güçlendirmek için, aklınızdan sürekli olarak şunları geçirmenizi öneririm.
  •          İstediğinize
    ulaştığınız O anı…
  •          O an
    içindeki duygu ve düşüncelerinizi…
  •          Ve, O an
    sonrasında sizi bekleyen geleceği… hayal edin. 

Her yolun mutlaka bir sonu vardır. Yeter ki siz o sona, mutlu olan sona erişmeyi
isteyin.


Kemal
Basaranoglu
kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com


Not: Benim
hayatımdaki en büyük değişimlerden biri, iş nedeni ile doğduğum ve büyüdüğüm
şehirden ayrılmaktı. O an ki duygularımı hiç unutamam. Çok heyecanlıydım.
Aynı zaman da, bir o kadar da korkuyordum. Zira hayatımda askerlik hariç ilk
defa ailemden uzak ve tanıdığımın olmadığı bir şehre gidiyordum. Aklımda
ise tek bir düşünce vardı: İsteğime ulaşmak. Üretimin yapıldığı, hayallerimi süsleyen o fabrikada, o ürünlerin üretim süreci içinde olmak….