Çöplerinizi Geri Dönüşüme Göndererek Neler Elde Edebilirsiniz?

Okyanusta küçük bir damla olmak…

 Birkaç yıldır çöplerimizden geri dönüşüme gidecekleri ayırıyoruz. Geri dönüşüm işini tamamen saplantıya dönüştürmüş durumdayız ve ailecek ne varsa çöplerimizi ayrıştırıp, ilgili geri dönüşüm kutularına atıyoruz.

Geri dönüşüm hem bizlere hem de ülke ekonomisine şunları sağlar:

  • Atık miktarının azalması, çöplüklere daha az atık taşınması, daha az çöp alanı kullanılması ve daha az enerji harcanması demektir.
  • Geri dönüşüm hammadde girişi demektir.
  • Normal üretim sürecine göre geri dönüşümde uygulanan süreçler daha az ve kısa olduğu için enerji tasarrufu sağlar. (alüminyum kutu: %90, Kağıt: %60 oranında )
  • Geri dönüşümlü malzemeler genellikle daha uzun ömürlü, dayanıklı ve ucuzdur.
  • Doğanın, ağaç kesilmesinden tutun, toprağın kullanımına kadar dengesinin korunmasını destekler.
  • Tüm doğal kaynakların daha doğru kullanılmasını sağlar.

Bugün bir haftalık geri dönüşüme gönderilmeyen çöplerimize baktığımda inanılmaz bir yığın ile karşılaştım. Sonra durdum, insana odaklandım ve derinlemesine düşündüm.

Biz insanoğlu kendi çöplerimizi ne yapıyoruz?

Nedir insanoğlunun çöpleri; kırgınlık, kızgınlık, öfke, nefret, hayal kırıklıkları, … vb. gibi.

Çöp kamyonu kanununu duymuş muydunuz?

Bir kadın taksiye biner ve hava alanına doğru giderler. Taksi sağ şeritte yol alırken bir araba park ettiği yerden aniden yola, önlerine çıkar. Taksi şoförü bu arabaya çarpmamak için aniden frene basar ve kıl payı denecek şekilde diğer arabaya çarpmaktan kurtulur. Bu arada aniden yola çıkan arabanın sürücüsü bir de camdan başını çıkarıp ileri geri bağırıp, küfretmeye başlar.

Taksi şoförümüz ise gayet sakin bir şekilde ona gülümser ve kalpten bir şekilde el sallar. Kadın müşteri bütün bu olanları şokunu yaşarken, taksi şoförünün tavrına daha da şaşırır.

Kadın: “Neden böyle davrandınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastanelik edecekti.”

Taksi şoförü gülümseyerek, “Çöp Kamyonu Kanunu” der.
Kadın: “Çöp Kamyonu Kanunu mu?” diye sorar, anlamsız bir şekilde taksiciye bakarken.

Ve taksici o bilgelik dolu açıklamayı yapar.

“Pek çok insan, çöp kamyonu gibidir. Her tarafta içleri çöp dolu olarak dolaşırlar; kızgınlığı, öfkeyi ve hayal kırıklığını biriktirirler. Ancak dolduklarında ise çöpleri bırakacak bir yere ihtiyaç duyarlar. Bu bazen ben, bazen de siz olabilirsiniz. Üstünüze almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.”

Peki kendi çöpleriniz için ne yapmalısınızOnları geri dönüşüme gönderin! Enerji ve motivasyon seviyenizin hızlıca yükseldiğini göreceksiniz.

Ünlü psikiyatrist Milton Erickson derki: Her davranışın arkasında pozitif bir değer vardır”. Şimdi tekrar düşünürseniz, sizin çöpleriniz arkasında şu pozitif değerlerden hangilerini bulursunuz?

  • Kabul edilme
  • Saygı görme
  • Başarma
  • Güç
  • Özgürlük
  • Umut
  • Sevgi
  • Mutluluk

Çöp kamyonu kanununa ihtiyacı azaltmak için kendi çöplerinizi pozitif değerlere dönüştürmeye ne dersiniz? Bu dönüşüm öncelikle size neler sağlar?

Sadece 1 hafta boyunca çöplerinizi kamyona vermeden önce geri dönüşüme göre düzenlerseniz, bakın bakalım ne kadar çok değeri hayatınıza tekrar katarsınız. Bu değerleri yaşamınızın tüm alanlarına da yansıtırsanız, önce sizde sonra çevrenizde ve daha sonra dünyada fark yaratabileceğinizin ve bu farkın büyüklüğünün ne kadar değerli olduğunun bilincinde misiniz?

Kemal Başaranoğlu

Profesyonel Koç

VARLIĞINIZI SÜRDÜRMEK İÇİN UYUMLANMAYI ÖĞRENMELİSİNİZ!

KENDİNİZE NE KADAR TAHAMMÜL EDEBİLİRSİNİZ?
Herhangi yeni bir ortamda (parti, sosyal faaliyet, aynı takım,..vs) fiziksel ve psikolojik kendiniz ile tanışmak ister miydiniz? Neden?

OMUZUNUZU KİMLERE YASLAMAYI TERCİH EDERSİNİZ?
Bugün etkileşimde olduğumuz ve iletişimi sürdürdüğünüz herkes ile tatmin edici ilişkiler kurmak istiyorsanız UYUM kelimesine önem vermeniz gerekmektedir.  Uyum, öncelikle karşınızdaki kişiye derin bir saygıyı içermektedir. Siz başka birisinin hayatına girdiğinizde oluşacak ritim ve ortaya çıkaracağı kokunun güzelliği aranızda bulunan güveni daha da yoğun bir şekilde geliştirecektir. Bir düşünün, bugüne kadar kimlere güvenip de onların omuzlarına rahatlıkla sırtınızı dayadınız?  Bunlardan hangileri sizin yolculuğunuzda güveninize sadık kaldı, hangileri sizi yolun ortasında bırakıp gitti? 


GÜÇLÜ VE GÜVENİLİR BİR İNSAN MISINIZ?
İngilizce’de ‘güven – trust’ anlamına gelen kelime,  eski İskandinav dilinde ‘Traustr – güçlü’ anlamına gelmektedir. Gözünüzün önüne güvendiğiniz kişileri, bu kişilerin kendi isimlerini söyleyişlerini, bedensel duruşlarını ve söyledikleri ile yaptıklarını getirin. Güven ile güçlü birey arasındaki bu derin harmonik ezginin bugüne kadar farkında mıydınız? Bu insanların diğer insanlardan farklılıklarını listelediğinizde, bu özelliklerden hangilerinde kendinizi bulmaktasınız?

TAVİZ Mİ? AYNI FREKANSINDAN HAREKET ETMEK Mİ?
Uyum için karşıdaki kişilere taviz vermek, onlarla anlaşmak, arkadaşlık ve dostluk gibi samimi bir ilişki içine girmek zorunda değilsiniz. Eminim çevrenizde farklı karakterlere sahip birçok kişi ile çok iyi bir şekilde iletişim kuran insanlar tanıyorsunuz. Hatta bazen bu kişileri bukalemun olarak bile adlandırabiliyorsunuz. Aslında uyumlanan kişiler karşısındaki kişiye adım adım yaklaşarak onun dünyayı algılayışını onun kelimeleri ile kabul eder ve onun karşısında aynı ifadeleri kullanır. Doğal olarak da, kişi karşısındaki kişiye benzeyebilmektedir. Ama bu iki kişi aynı kişiler değildir. 


KİMSE KENDİSİNE KARŞI DİRENÇ GÖSTERMEZ!
Aynı dalga boyundan yayın yapıyorsanız (ses tonu, beden pozisyonu, nefes alış hızı, kullanılan dil,..vs) karşınızdaki kişi kendisi ile konuşuyor algısına kapılır. Bir süre sonra Joseph O’Connor’un dediği gibi onu istediğiniz dalga boyuna çekip, istediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Burada kastedilen taklit anlamında bir yayın değil, gerçek bir uyumdur. Taklit şeklinde bir uyum sergilerseniz, bu çok geçmeden fark edildiği gibi, uyum bir daha oluşamayacak şekilde bozulabilir. Uyum kurmak çok kolay olduğu gibi bozmak da kolaydır. Bozulan uyumun tekrar oluşturulması zaman alabilir. 


NASIL ANLATSAK, NERDEN BAŞLASAK!
Farklı zihinsel seviyelerde eşleşmek mümkündür.


  1. Çevre: Yüzeysel eşleşmedir.  İş ortamlarında benzer kıyafet seçimi ya da
    saç/makyaj yapılması buna bir örnektir.
  2. Davranış: Bu bir kişi ile düet yapmaya
    benzetilebilir. Siz kimliğinizi koruyorsunuzdur. Bununla birlikte bir başkası
    ile hareketlerde eşleşmişsinizdir. Sevgililerin ya da yakın arkadaşların
    beraber sergiledikleri duruşlar (beden dili, ses tonu ve kullanılan dil) örnek
    olarak verilebilir.
  3. Beceriler: Ortak ilgi alanları ve bu
    ilgi alanları ile ilgili becerileri ifade etmektedir. Okul yıllarında basket
    takımında olanlar, fotoğraf gibi hobi faaliyetlerini beraber yürütenler, …vs.
    varlıklarını sürdürmek için becerilerini korumak ve üst seviyelere taşımak
    durumundadır.
  4. İnançlar ve Değerler: Uyumlanacağınız
    kişilerin değer ve inançlarının neden önemli olduğunu anladığınızda ve buna
    saygı gösterdiğinizde diğer güçlü bir uyum şeklini oluşturursunuz. Değerleri
    arasında aile yaşamına olan özen olan birisinden mesaiye kalmasını ya da
    erken gelmesini istemek, uyum anlamında sıkıntı yaratabilir (Özel-İş yaşam dengesi bozulması)
  5. Kimlik: Kişiyi üzerinde taşıdığı kimlik
    ne ise onunla kabul etmelisiniz. Bir yönetici, doğumdan işe yeni dönmüş ve anne
    kimliğinin ağırlığının yoğun göründüğü bir çalışanına uyumlanmak için önce bu
    kimliğinden iletişime geçmeli, uyumu sağladıktan sonra beklentilerini uygun bir
    şekilde talep etmelidir.
  6. Kimliğin ötesindeki derin anlam düzeyi:
    Manevi düzeyde bir bağı ifade eder. Bu kişilerle iletişim için karşıdaki
    kişinin iyi tanınması ve derin bir iç görüye sahip olunması gerekmektedir. 

Yukarı bir zihinsel seviyede buluşma
yüksek bir uyum demektir.
Hayalim, çocukları ile uyumlanan
aileler, öğrencileri ile uyumlanan öğretmenler, çalışma arkadaşları ile
uyumlanan yöneticiler, vatandaşları ile uyumlanan devletler, insanlıkla
uyumlanan bir dünya…

BİZ DEĞİŞİRSEK HER ŞEY DEĞİŞİR!  HAYDİ ÇEVRENİZLE UYUMLANIN!


Kemal Başaranoğlu