VARLIĞINIZI SÜRDÜRMEK İÇİN UYUMLANMAYI ÖĞRENMELİSİNİZ!

KENDİNİZE NE KADAR TAHAMMÜL EDEBİLİRSİNİZ?
Herhangi yeni bir ortamda (parti, sosyal faaliyet, aynı takım,..vs) fiziksel ve psikolojik kendiniz ile tanışmak ister miydiniz? Neden?

OMUZUNUZU KİMLERE YASLAMAYI TERCİH EDERSİNİZ?
Bugün etkileşimde olduğumuz ve iletişimi sürdürdüğünüz herkes ile tatmin edici ilişkiler kurmak istiyorsanız UYUM kelimesine önem vermeniz gerekmektedir.  Uyum, öncelikle karşınızdaki kişiye derin bir saygıyı içermektedir. Siz başka birisinin hayatına girdiğinizde oluşacak ritim ve ortaya çıkaracağı kokunun güzelliği aranızda bulunan güveni daha da yoğun bir şekilde geliştirecektir. Bir düşünün, bugüne kadar kimlere güvenip de onların omuzlarına rahatlıkla sırtınızı dayadınız?  Bunlardan hangileri sizin yolculuğunuzda güveninize sadık kaldı, hangileri sizi yolun ortasında bırakıp gitti? 


GÜÇLÜ VE GÜVENİLİR BİR İNSAN MISINIZ?
İngilizce’de ‘güven – trust’ anlamına gelen kelime,  eski İskandinav dilinde ‘Traustr – güçlü’ anlamına gelmektedir. Gözünüzün önüne güvendiğiniz kişileri, bu kişilerin kendi isimlerini söyleyişlerini, bedensel duruşlarını ve söyledikleri ile yaptıklarını getirin. Güven ile güçlü birey arasındaki bu derin harmonik ezginin bugüne kadar farkında mıydınız? Bu insanların diğer insanlardan farklılıklarını listelediğinizde, bu özelliklerden hangilerinde kendinizi bulmaktasınız?

TAVİZ Mİ? AYNI FREKANSINDAN HAREKET ETMEK Mİ?
Uyum için karşıdaki kişilere taviz vermek, onlarla anlaşmak, arkadaşlık ve dostluk gibi samimi bir ilişki içine girmek zorunda değilsiniz. Eminim çevrenizde farklı karakterlere sahip birçok kişi ile çok iyi bir şekilde iletişim kuran insanlar tanıyorsunuz. Hatta bazen bu kişileri bukalemun olarak bile adlandırabiliyorsunuz. Aslında uyumlanan kişiler karşısındaki kişiye adım adım yaklaşarak onun dünyayı algılayışını onun kelimeleri ile kabul eder ve onun karşısında aynı ifadeleri kullanır. Doğal olarak da, kişi karşısındaki kişiye benzeyebilmektedir. Ama bu iki kişi aynı kişiler değildir. 


KİMSE KENDİSİNE KARŞI DİRENÇ GÖSTERMEZ!
Aynı dalga boyundan yayın yapıyorsanız (ses tonu, beden pozisyonu, nefes alış hızı, kullanılan dil,..vs) karşınızdaki kişi kendisi ile konuşuyor algısına kapılır. Bir süre sonra Joseph O’Connor’un dediği gibi onu istediğiniz dalga boyuna çekip, istediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Burada kastedilen taklit anlamında bir yayın değil, gerçek bir uyumdur. Taklit şeklinde bir uyum sergilerseniz, bu çok geçmeden fark edildiği gibi, uyum bir daha oluşamayacak şekilde bozulabilir. Uyum kurmak çok kolay olduğu gibi bozmak da kolaydır. Bozulan uyumun tekrar oluşturulması zaman alabilir. 


NASIL ANLATSAK, NERDEN BAŞLASAK!
Farklı zihinsel seviyelerde eşleşmek mümkündür.


  1. Çevre: Yüzeysel eşleşmedir.  İş ortamlarında benzer kıyafet seçimi ya da
    saç/makyaj yapılması buna bir örnektir.
  2. Davranış: Bu bir kişi ile düet yapmaya
    benzetilebilir. Siz kimliğinizi koruyorsunuzdur. Bununla birlikte bir başkası
    ile hareketlerde eşleşmişsinizdir. Sevgililerin ya da yakın arkadaşların
    beraber sergiledikleri duruşlar (beden dili, ses tonu ve kullanılan dil) örnek
    olarak verilebilir.
  3. Beceriler: Ortak ilgi alanları ve bu
    ilgi alanları ile ilgili becerileri ifade etmektedir. Okul yıllarında basket
    takımında olanlar, fotoğraf gibi hobi faaliyetlerini beraber yürütenler, …vs.
    varlıklarını sürdürmek için becerilerini korumak ve üst seviyelere taşımak
    durumundadır.
  4. İnançlar ve Değerler: Uyumlanacağınız
    kişilerin değer ve inançlarının neden önemli olduğunu anladığınızda ve buna
    saygı gösterdiğinizde diğer güçlü bir uyum şeklini oluşturursunuz. Değerleri
    arasında aile yaşamına olan özen olan birisinden mesaiye kalmasını ya da
    erken gelmesini istemek, uyum anlamında sıkıntı yaratabilir (Özel-İş yaşam dengesi bozulması)
  5. Kimlik: Kişiyi üzerinde taşıdığı kimlik
    ne ise onunla kabul etmelisiniz. Bir yönetici, doğumdan işe yeni dönmüş ve anne
    kimliğinin ağırlığının yoğun göründüğü bir çalışanına uyumlanmak için önce bu
    kimliğinden iletişime geçmeli, uyumu sağladıktan sonra beklentilerini uygun bir
    şekilde talep etmelidir.
  6. Kimliğin ötesindeki derin anlam düzeyi:
    Manevi düzeyde bir bağı ifade eder. Bu kişilerle iletişim için karşıdaki
    kişinin iyi tanınması ve derin bir iç görüye sahip olunması gerekmektedir. 

Yukarı bir zihinsel seviyede buluşma
yüksek bir uyum demektir.
Hayalim, çocukları ile uyumlanan
aileler, öğrencileri ile uyumlanan öğretmenler, çalışma arkadaşları ile
uyumlanan yöneticiler, vatandaşları ile uyumlanan devletler, insanlıkla
uyumlanan bir dünya…

BİZ DEĞİŞİRSEK HER ŞEY DEĞİŞİR!  HAYDİ ÇEVRENİZLE UYUMLANIN!


Kemal Başaranoğlu

Görerek, Duyarak, Dokunarak Yaşamak…

Ömer Hayyam’ın “Akılla
Bir Konuşmam Oldu Dün Gece” başlıklı şiirinde bakın yaşamak nasıl ifade
edilmiştir.
……………………….
Nedir; dedim bu yaşamak?  
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.  
……………………….
Bana göre yaşamak insanoğlunun
bazen cennet bazen ise cehennem olan kendi iç dünyasıdır. Kişinin bu dünyada
kendisi için oluşturduğu görüntüler, sesler ve duygular bütünüdür.
Bazısı için
görüntüler vardır. Bir kısım yaşamı siyah-beyaz, soluk, iki boyutlu, durağan
bir fotoğraf olarak görürken, diğer kısmı renkli, parlak, kontrastlı, üç
boyutlu ve hareketli bir video olarak yaşar. Görsel kişilerdir bunlar ve bu
kişilerde göz önemli bir duyu organıdır. Görsel hafızaları, örneğin bir yüzü
bir defa gördüklerinde unutmamaları gibi, güçlüdür. Çok iyi gözlemcidirler ve
her şeyleri (anlama, karar verme, tepki verme, …) hızlıdır.  Fotoğraf ya da film oynatıcılarına benzerler.
Bu kişiler yazarak, çizerek öğrenirler. Gelecekte yaşarlar. Hayal kurduklarında
zihinlerinde görüntüler oluşturan güçlü hayalperestlerdir.
Bazısı için sesler
vardır. Bunların bir kısmı yaşamı tek kulaktan, kesikli, monoton ve düşük bir
ses olarak duyarken,  diğer kısmı, ritmik,
her taraftan, sürekli,       çok sesli
olarak ve yüksek seste yaşar. İşitsel kişilerdir bunlar ve beş duyu organında
biri olan kulak bu kişilerde oldukça gelişmiştir. Bu kişileri ses kayıt
cihazlarına benzetebilirsiniz. Duyduklarını seneler geçse dahi, ihtiyaç
duyduklarında aynı ses ve tonda duyarlar. Ağır ve tepkisiz görünürler. Anlamsız
bakışlar içinde dinleyen bu kişiler (hatta dinlemediğini düşündüğümüz) bir
şeyleri dinleyerek öğrenebilirler. Bu kişilerin bakışları sizleri aldatmasın. Geçmişte
yaşarlar. Hayal kurduklarında o hayalin bir sesi (özellikle de geçmişten gelen
bir ses) ve/veya bir müziği vardır.
Bazısı için
duygular vardır. Bu duygular bedenin bir yerinde, kendini bir şekle sokarak
hissettirir. O nedenle derler ki; “İçimde bir şeyler kımıldıyor”, “İçime ılık
bir ateş düştü”, “Boğazımda bir düğüm oluştu” ya da “Taş gibi oturdu yüreğime”,
… Kinestetik kişilerdir bunlar ve bu kişilerde duygular ağır basar. Deli dolu
olmakla beraber bir anları bir anlarına uymaz. Bir şeyleri deneyerek,
uygulayarak en iyi öğrenirler. Bu kişiler yerlerinde durmaz/duramaz olarak
tanımlanırlar. Bu kişileri hayalleri hareketli ve duygu yüklüdür.
Temsil sistemleri
diye adlandırılan bu üç sistem, aslında kişinin yaşamak tanımını bize
vermektedir.
Sürekli gelecekte
yaşayan, hızlı kararlar alan ve uygulayan birini görürseniz, sakın ona ayağı
yere basmayan, hayalci diye bakmayın. Onlar aslında geleceği oluşturan
insanlardır.
Sürekli geçmişte
yaşayan, ağır davranışlar sergileyen, iç sesleri olan kişilere karşı anlayışlı
olun. Zira onların zihinleri sürekli bir takım öğütler ve emirler ile
meşguldür. Bu kişiler aslında mevcut kuralları ve işleyişi en iyi şekilde devam
ettiren kişilerdir.
Son olarak da,
karşınızda ruh halleri sürekli değişen, iletişimsiz duramayan, yakınlaşan ve
hatta sizlere elleri ile temas edenlere karşı bu kişilere dengesiz damgası vurmayınız.
Bu kişilerin duygularına yönelerek, geleceği harekete geçirmeyi düşünün…
Hepimiz dış dünyayı
görsel, işitsel ya da kinestetik olarak algılarız. Herkeste bu üç sistem bir
arada bulunur. Kişiye göre bu sistemlerin baskınlığı değişmektedir. En iyisi
diye bir durum yoktur. Bu üç temsil sistemini, ihtiyaca göre en dengeli
kullanma davranış biçimini gerçekleştirebilenler istediklerine en kolay
ulaşabilenlerdir.
NLP ve Koçluk bu üç temsil sistemi ile hedefe ulaşmayı amaçlar.
Kemal Basaranoglu

kemal.basaraoglu@kemalbasaranoglu.com